İçinden Geçeni Söyle

⚪ Konu yazarı en son 20 gün önce aktifti
Gece yatağında değil yastığımda uyuyor benim küçük bebeim. Döne döne başını tam başımın hizasına getirip başlıyor hırlamaya. Ben de ayak kısmı sıcacık olsun diye sıcak su torbası koyuyorum o güzel patilerine. Bütün gece keyifli bir uyku ardından sabah temizliğini de asla aksatmıyor. : ))

20241021_081203.jpg
 
300 yıldır forumdayım, kim nerede ne yapıyor listesine hiç bakmadım. çünkü bana ne spam/adversiting dfjgdfg çok komik.
sizin gibi zengin ve özel üyeler benim gibi sıradan, fakfakir, hor görülmüş üyelerin kiminle pmleştiğini görebiliyor mu????
görebiliyorsa bu can sıkıcı olur…………
 
tivitır'da saatlerdir gülse birsel gündemi vardı, ben önce cenazeye katılmadığı için linçlendiğinden gündemde yer alıyor sanmıştım ama meğer kendisi cenazeye katılmama sebebinden tut, vural çelik ile yaşanan süreçlere kadar her şeyi rezil bir dille anlattığı için gündemmiş. cenazeye katılmamayı anksiyeteye bağlamış, üzerine avrupa yakası zamanlarında vural'ın tek bölüm için geldiğini ama çok sevildiğinden yapımcıyla konuşup kalmasını istediğini falan anlatmış. hadi buraları anladım diyelim ama yazının devamında vural çelik'in sette yarattığı ''mağdur personası''yla komiklikler yapmasını anlatırken sanki eleştirir gibi davranması, ardından daha beter yerlere sapıp 16 yıldır konuşmadığı, hatta birkaç ay önce magazinciler sorduğunda bile duymazdan geldiği vural çelik'le ilgili olan bütün magazinsel süreçleri bir ''veda'' yazısına sıkıştırması resmen rezalet. adamın iş yapıp yapamamasından, kendisi arkasından söylediklerinden, bazı şeyleri kendi istememesinden ve bir sürü ''gereksiz'' detaydan o kadar bahsetmiş ki, tepkileri üzerine çekince de o veda yazısını silmek zorunda kalmış. bu kadar kasmaya, bu kadar sivrilmeye gerek var mı gerçekten? ''zamanında güzel bir iş yaptık, dostluğumuz belki işimiz kadar güzel ilerleyemedi, kırgınlıklar oldu ama keşke sarılarak veda edebilseydik'' de geç mesela, çok yazasın varsa. oturup baştan sona bütün magazinsel süreci anlatacak kadar, muhatabının cevap verme ihtimalinin olmadığını bilmenin özgüveniyle şuursuzlaşmanın mantığı ne? umarım bir de bu saçmalığın savunması olarak, bunu daha önce yapan bazı şarkıcılar gibi ''kadınlara yükleniyorlar'' gibi bir yazıyla yeniden ses yükseltmez. bazı şeylerin cinsiyetle, toplumsal olarak bir cinsiyet rolüyle alakası yoktur. yanlışsa yanlıştır, rezilse de rezildir. yaptığınız bazı saçmalıkları ''kadınlık'' mevzusu üzerinden savunma hazırlayarak, başkalarının haklı mücadelelerini değersizleştirmenizin de bir anlamı yok. gece gece sinirimi attım. iyi geceler...
Bu zamana kadar okuduğum en rezil yazılardan birisiydi Gülse Birsel'in o uzun açıklaması. Olabilir, hepsi yaşanmış da olabilir sorun değil, burada esas sorun bütün yazının iğrenç bir safsata üslubu ile yazılıp sürekli belirli noktalarda "aha dayıya sor" tadında referanslarla kendini iğrenç bir şekilde haklı çıkarma gayesi. Muhatabının olmadığı bir tartışmada haklı çıkma çabası ve mağrur pozu kesip esas mağdurun kendi olduğu anlatısı inşa etmesi gerçekten midemi bulandırdı. Karşındaki kişiyi değersizleştirerek kendini yücelten insanlardaki o sığlık, o tat kaçırıcı bayağılık Gülse Birsel'de de varmış. Bu denli varoş bir sidik yarıştırmacılık gerçekten acayip. Yazının tamamını okuyunca bütün bu açıklamalar Gülse Birsel'in içinde taşan irinlerin çok küçük bir kısmıymış gibi geldi bana. Azıcık kurcalayınca insanı boğacak bir irin kusma potansiyeli var bu kadında.
 
Bu zamana kadar okuduğum en rezil yazılardan birisiydi Gülse Birsel'in o uzun açıklaması. Olabilir, hepsi yaşanmış da olabilir sorun değil, burada esas sorun bütün yazının iğrenç bir safsata üslubu ile yazılıp sürekli belirli noktalarda "aha dayıya sor" tadında referanslarla kendini iğrenç bir şekilde haklı çıkarma gayesi. Muhatabının olmadığı bir tartışmada haklı çıkma çabası ve mağrur pozu kesip esas mağdurun kendi olduğu anlatısı inşa etmesi gerçekten midemi bulandırdı. Karşındaki kişiyi değersizleştirerek kendini yücelten insanlardaki o sığlık, o tat kaçırıcı bayağılık Gülse Birsel'de de varmış. Bu denli varoş bir sidik yarıştırmacılık gerçekten acayip. Yazının tamamını okuyunca bütün bu açıklamalar Gülse Birsel'in içinde taşan irinlerin çok küçük bir kısmıymış gibi geldi bana. Azıcık kurcalayınca insanı boğacak bir irin kusma potansiyeli var bu kadında.

Rezil etti kendi kendini, saçma sapan bir yazı. Ne yapmak istediği de o kadar belli ki, iyi niyetli bir iç dökme bile göremiyorsun yazıyı. Kısa süre sonra kaldırmış postu zaten.
 
Bu zamana kadar okuduğum en rezil yazılardan birisiydi Gülse Birsel'in o uzun açıklaması. Olabilir, hepsi yaşanmış da olabilir sorun değil, burada esas sorun bütün yazının iğrenç bir safsata üslubu ile yazılıp sürekli belirli noktalarda "aha dayıya sor" tadında referanslarla kendini iğrenç bir şekilde haklı çıkarma gayesi. Muhatabının olmadığı bir tartışmada haklı çıkma çabası ve mağrur pozu kesip esas mağdurun kendi olduğu anlatısı inşa etmesi gerçekten midemi bulandırdı. Karşındaki kişiyi değersizleştirerek kendini yücelten insanlardaki o sığlık, o tat kaçırıcı bayağılık Gülse Birsel'de de varmış. Bu denli varoş bir sidik yarıştırmacılık gerçekten acayip. Yazının tamamını okuyunca bütün bu açıklamalar Gülse Birsel'in içinde taşan irinlerin çok küçük bir kısmıymış gibi geldi bana. Azıcık kurcalayınca insanı boğacak bir irin kusma potansiyeli var bu kadında.
gülse birsel'e gelen tepkilerden sonra bu sefer dizinin fatoş'u şenay gürler girmiş topa, o da gülse'ye gereksiz yüklenildiğini, neredeyse ölümünden gülse'yi sorumlu tutan insanlar olduğunu yazmış. o veda yazısını okuyan her insan bizim verdiğimiz bu tepkiyi verir, bunun için bu kadar kıvranmaya gerek yok ve yine gülse'nin yaptığı gibi şenay hanım da ''bana da salak solcusun, kürtçüsün ondan vural'ı istemiyorsunuz'' imaları yapıldı diyerek kendi mağduriyetini yaratmış. adam ölmüş, bunlar yıllarını geçirdikleri rol arkadaşlarına doğru düzgün bir veda edememeyi geç bir de hala kendilerini mağdur gibi göstermeye çalışıyorlar. adam öldü kardeşim, öldü.
gülse zaten son yazdığı kitap için kapı kapı dolanıp tanıtımlar yaparken bazı yorumları sebebiyle fazlaca eleştiriye maruz kalmıştı ama bir yandan da her zamanki ''ben bu toplara girmem'' havalarında olduğundan eleştirilere cevabı olamadı pek. belli ki son yaptığı işler gibi kitabından da istediği verimi alamayınca, en azından beni eleştirirken kitabımın adını kullansınlar, bu da reklamım olur demiş; ''beni gözünüzde büyütmeyin''
 
Ozel insanlarin yaninda sakat bu kafadan deyince onlarin duymayacagini, alinmayacagini, kirilmayacagini mi dusunuyorlar.
 
kucuk kiz kardesim beni gercekten cok gulduruyo. ''amca'', ''bu bir amcaya benziyo'' diyo evde bahsetmis ve fotografini gosterdigim birisiyle ilgili. en yakin arkadasim ise eliyle gosterdigim fotografi kapatti ''bu ne lan'' diye. annem ise cok abartarak ''onu benim yasimdakiler bile almaz'' diyo, diger kiz kardeslerim acayip seyler diyo. butun bunlari duysa, adam her yerinden bicaklanmis hisseder kendisini. o kadar kotuler ki, gulmekten baska bir sey yapamadim. ozur dilerim ahmet :d
 
Hak razi olsun Sadi Hudai adamsin...
 
Geri