Hüzün Kovan Kuşu

  • Kullanıcı Arda1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1119 gün önce aktifti
Doğum Günün Kutlu Olsun BABA !​

[YOUTUBE]23AA2aj8_sE[/YOUTUBE]​
 
Geceleri aydınlatan insanlar vardır...
 
"Bizim şarkılarımız çoğunlukla yağmur üzerinedir. Çünkü bizde yağmur çok az yağar ve çok istenilen, özlenilen bir şeydir. Dikkat ettim; siz beyazların şarkılarının çoğu da 'aşk' ve 'sevgi' üzerine.." Bilge Kızılderili : Heȟáka Sápa​

[YOUTUBE]u3Q176EPBao[/YOUTUBE]​
 
Sana özel kelimeler saat ve yer dinlemiyor yine. Dolup taşmak bu olsa gerek. Her şey çok eksik. Bu yazdıklarım çok saçma. Yazılara küsmüş biriyim ama akıyor çıkmak istiyor. Parmak uçlarım yanıyor. Özlediğim sesinin tonu, özlediğim sessizliğin. Soramadığım sorular. Beklediğim gün büyüyor. İçine beni de alıp katlanıyor. Her şey çok kötüyken böyle şarkılara sığınıyorum. Belki biraz dua. Utanıyorum. Söylemek istemiyorum. Başka şehirler başka yollar başka yüzler istemiyorum. Olmadı.​

[YOUTUBE]ob7BEwrddtY[/YOUTUBE]​
 
Makamlardan hicaz makamı.
Zamanlardan aşk zamanı...​

[YOUTUBE]sjJFWINU7vo[/YOUTUBE]​
 
bu parça bende takılı kaldı. tıpkı gözlerin gibi hafızamın en ücra köşesinde yer etti.
Hani yolculuk esnasında otobüsün camından baktığın yerler var ya işte oraları kıskanırım ben. Sonra da bu şarkıyı dinlerim sana gönderirim...
​

[YOUTUBE]B8Fvas_wdCc[/YOUTUBE]​
 
[YOUTUBE]sx4LxuoYb3c[/YOUTUBE]​
 
Aklıma gelmişken yazıyım dedim.

Hayat cümlelerden ibaretse eğer sen benim en değerli cümlemsin. Gözlerimin önünden geçen zaman senin içinse eğer canım yanmaz hiç, bil istedim. Bilirim sende seviyorsun beni belki de ilk defa duygularını dizginleyemiyorsun. Olsun. Ben belli etmem beni sevdiğini. Bu şehirde yaşamıyoruz beraber ama ben hep senin şehrindeyim. Mesela her gece beraber uyuyoruz haberin yok. Önceliğim senden ibaret. Dinlediğim şarkılar hayalini başlatıyor. Kuzenin bile rüyama giriyor. Kuzen deyip geçme ah o kuzenler. İnsan bazen saçmalamamak için kendini zor tutar ya hani öyle bir evredeyim. Seni üzmemek için seni anlamak için zorlu bir devredeyim. Ama çok özledim. Özlemek benden bıktı sen duymaktan bıkmadın sevgilim.
​

Yazıyı şöyle bir şarkıyla son buldurmayı düşündüm.​

[YOUTUBE]sGxiK5_ZOf8[/YOUTUBE]​
 
Öyle ya adam incelikler prensi idi. Sesiyle sardığı kadınını nasıl ve hangi yönden kazanacağını biliyordu. Saklı kentler gibiydi adam. Uzun uzun konuşmalara, laf cambazlığına gelemiyordu. Onun için siyah ve beyaz vardı sadece. Griyi artık sevmiyordu. Kelimelerin güzelliğine inananlardandı. Tutkulu ve inançlıydı. Sahip olduğu değerlerini önemsiyordu. Kadınını da önemserdi tabi ama belli etmezdi. Belli etmeyi sevmezdi. Onun için yaşam küçük anlardan ibaretti. Bir kahve kokusu yada bir iç kıpranışı mesafesi kadar.

Öyle ya kadın zekiydi. Ama gelgitleri çoktu. Kendini kontrol etmekte zorlanıyordu. Onun da yaşadığı bir ev ve çokça sıkıntı vardı. Bazen tahammül edemeyip en sevdiği erkeğine patlıyordu. Ama çok seviyordu. Çok istiyordu. Çok kıskanıyordu. Onun ilham perisi yada onun her hangi bir şeyi olmak istedi sonucunu düşünemedi. Papatya kokusu yada kurumaya yakın hala kokan çiçekler gibi.
​

[YOUTUBE]40gk-OayijE[/YOUTUBE]​
 
Kocaeli manyakmısın
Kaç kez koyduk anlamadın...
​

[YOUTUBE]6hELZOnutnk[/YOUTUBE]​
 
Kemençe candır.
Arda kemençe dinleyince babasını hatırlar​

[YOUTUBE]WhdVWG9XLCY[/YOUTUBE]​
 
etrafımdaki insanlara bakındım
öyle boş öyle gereksiz şeyler hakkında konuşup gülüşüyorlardı.
belki mutlu oluyorlardı.
anlam veremedim ama burnumu da sokmadım.
keyifleri yerindeydi belli ki.
belki de rol yapıyorlardı bilmiyorum.
milyonların içinde yalnız olan bendim sonuçta
peki kötü mü bu yalnızlık diye düşündüm.
kalabalıklar içinde boş muhabbetlere katılıp mutlu olamazdım
istediğim bu değildi hiç olmamıştı.

bence anneme bağlı olmaktı mutluluk
babamı hala idolüm olarak görebilmekti
aileme yakın olabilmekti.

bence sevdiğim kızın elinin tutabilmekti mutluluk.
gözlerinin içine bakıp bana gülümsemesiydi bana iyi gelen
kalp atışlarımı hızlandıran buydu.

sessizlikti mutluluk.
duymak istediğim müzikti.

popülizm gereksizdi bence.
nostalji hep iyidir.
hep daha romantiktir
ve gerçektir.
sevin
daha çok sevin daha gerçek sevin.
ailenizi sevgilinizi eşinizi.

22 Nisan 2013
07:25​
 
Yollar açılıp konuşacak. Mutlu edeceğim yokluğunu​

[YOUTUBE]18jc99g4YWI[/YOUTUBE]​
 
Geldi bi kara duman dağların arasına,
Kaderim da benziyor dumanın karasına.
​

[YOUTUBE]E88RFzXARsk[/YOUTUBE]​
 
Yine herşeyi eleştiriyor,
Yine her şeyi düşünüyor,
Yine konudan konuya geçip sotelerde şarkılar söylüyor,
şarkıları tezahüratlara çevirip SAKARYASPORUMUZ için besteliyorduk...

Çoğumuz ne olduğunu, ne zaman geleceğini bilmdiğimiz buhranlar geçiriyorduk.
Sağlıklı birer birey olarak duruyor fakat yaralıydık.

Bir şehrin göbeğinde,
Sakaryanın Merkezinde,
Çark Caddesi patentliydik...

Hepimiz yıkık bir kentin göbeğinde,
Sokağında hiç bar olmamasına rağmen '' Barlar Sokağı '' olarak bilinen , Ambarlı Sokak' ta depremden sonra ahşap bir kahve olarak hizmetimize sunulan, '' Yakamoz Kahvesinin '' arkasında.

Burada hiç bitmedi depremler,
ve bizde artık sokak çocuğuyduk.
ve Alkol başka içiliyordu sotelerde...

Hergün yürüdüğümüz sokakları depremden sonra bulamıyor ve bizi neyin beklediğini bilmez bir halde şehrin nöbetini tutuyorduk...

Bazı akşamlar neşemizden söylemediğimiz şarkılar kalmaz, bazı akşamlar ise efkar bile lanet okurdu sessizliğimize...

Atkıları gözümüze kadar çeker, Şişelerimizle hayallere dalar, sevgimizi çalan tabiata küserdik.
Ustası olmuştuk birbirimizin, gözlerimizden ruh halimizi anlar ve hiç konuşmadan sotemizdeki yerimizi alırdık.
Bir şehrin göbeğinde, sokak ortasında anılarımızla kala kalmıştık...

Bazı akşamlar o kadar çok oluyorduk ki ; Üçerli beşerli gruplar halinde alıyorduk sotelerdeki yerlerimizi.
Şarkılarımızı bile ağır makamlarda söylüyorduk zamanı kazanmak için, Lakin bizi yarın , Hiç bir şey beklemiyordu.
Gitmiyorduk, kaçmıyorduk.
Doğayla inatlaşıyorduk...
Artçı depremler tribün arkadaşımız olmuştu.

YEŞİL SİYAH çekiyorduk...

Çevre illerden yardıma gelen insanlar için,
İnsanlık için içiyorduk bir akşam,
Bir akşam ise sigaraları iki katı fazlasıyla satan büfeciyi öldürmediğimiz için...

Hiçbirşey geri gelmiyordu,
Orada şu vardı,
O binanın altında şu dükkan,
Aa O adammı ? ÖLDÜ !
Onlar Antalyayamı göçtüler,
Gittiler... de gittiler,,,

Ve hepimize yavaş yavaş geldiler,,,

Mahallenin en eski müstakil evleri sağlam kalmıştı.
Onlar da bu değişimde bizi yalnız bırakmadılar,
Sotemize ve gönlümüze mezeler gönderdiler.
Karanlığa alışmıştı gözlerimiz ama çok bedava kapak kaybettik zifiri karanlıklarda...

Çok özlüyorduk ; şehrimizin mahallemizin sokaklarını. Dayanılmaz oluyordu acısı...

'' SAKARYASPORUMUZ '' da ligden çekilmişti
Nefes almak daha bir zorlaşmıştı bizim için...

Bıkmadan deprem,
Bıkmadan eskiler,
Bıkmadan şarkılar,
ve sokakta
Sotede geçen deprem günlerimiz...

... En nihayetinde maç hastalığı bizi genç takımımızın peşine sürüklemişti.
ve orada keşfetmiştik '' TUNCAYIMIZI '' ( TUNCAY ŞANLI )
Depreme inat koşuyordu
gözü görmüyordu ve freni patlamıştı...

Geceleri boş stadımıza gizlice girip OLEY çekiyor ve o tribünden o tribüne koşuyorduk.
Çadırlar evimizdi ve zeminle ve toprakla kucak kucağa yaşıyorduk...

Atatürk Evinin karşısında depreme yakalanan şimdilerde abisinin cezasını yatan DELİ BURAĞIN evinde sabahladığımızda çok olmuştu.
Her taraf enkazdı ve yakacak sorunumuz da yoktu...
Ev lisenin tam karşısında olduğu için, sabahları çocuklara konuşma yapan müdürün borazan sesiyle, küfür kafir kalkıyorduk...

Elinde kağıtlarla ölen,
Yakasına gül yerine haşhaş yaprağı takan abilerimizi özlüyorduk
Eski halimizi ve biz kendimizi geri istiyorduk...

Askerimizi bile sote mekanlarda içirip uğurluyorduk,
Her taraf inşaat
Her taraf prefabrik
Her taraf çadır
ve her taraf BİZ...

Mahallemizin DELİ MUSA abisi bir akşam çadırları yakmaya kalkıyor ve onun durumunu polislere anlatana kadar biz deliriyorduk.
Deli Musa abimiz ki 1980 lerde SAKARYASPORMUZUN maçında, mahallenin kurnaz abileri tarafından, anlaşmalı olarak : Hadi iyisin MUSA sende oynayacaksın denilerek saha kenarına yollanır.
Musa abimizde ne zaman gircem be oğlum diye koşar durur...

Orta hasarlı,,,
Ağır hasarlı,,,
Göz boyamalı boyalı...
ELVEDA SAKARYA yazılı binaların arasında büyür bir gençlik !
Bir ovanın üzerine kurulmuş ADAPAZARI...
Seni kim nerenden tutup kaldırsın, neyini nası anlatsın ki...

Kız Kadir de dayanamadı bir gece ;
Ah be dede !
Millet boğazları parsellemiş , en güzel yerleri almış, siz de gele gele ovaya gelmişsiniz diyerek sitem etti...

Otuzar senelik periyotlarla misafir ettiğimiz deprem, kuşkusuz yine gelecek, üçü dördü çekilen korku filmleri gibi !
'' Deprem öldürmez, bina öldürür ''
Bu söz doğru ise yine öleceğiz bir otuz sene sonra...
Bir şehrin yarı deli insanlarımı, unutmayacağız
Sote akşamları unutmayacağız...
Gördüğümüz muameleyi!...

Sana besteler yaptık koca şehir ;

Bazıları çadırlarda,
Bazıları sokaklarda,
Bazıları barakada,
Yaşıyoruz SAKARYADA...
Alayına isyan olsun,
Sakaryama yemin olsun,
Bu şehirde ölüm olsa,
Kaçanlarda NAMERT olsun...

Bu şehri tribünden seven insanlar, sana hep maraton tribününden kuş bakışı baktılar.
Her yer sote,
Her yer şişe
Sen en çok ölen,,,
Sen en çok darbe yiyen,,,
En çok yıkılan,
En az ilgi gören akreplerin şehri,
Okeyde hep sahte okey,
Tribünde hep açık oldun,

Şeytan soteyi görürmü görmezmi bilinmez ama . '' Bu yürek senden gelecek daha büyük bir acıyı kaldıramaz ''

... ve Siz,

Sakaryasporumuzu çalmaya kalkan insanlar,
Siz ideolojinizle, Bir yüreğimizle !
Siz paranızla, Biz sesimizle !
Siz villanızla, Biz sotemizle!

Bir şehir yıkılır yenisi kurulur ama, bu kırılan gönül yol vermez artık kara cahile.
Çekin kirli ellerinizi !
Bizi hayallerimizle baş başa bırakın...
Biz,,,
Yeşilin de,
Siyahında,
Anlamını biliriz...
Siz çadırda sevemezsiniz,,,

Ne patatesimiz kaldı ne kabağımız !
Naylon fatura gibi bir şehir yaptınız,
Başarısızlıklar ve kara bulutlar adresiniz olmuş !

Düzce de, Bolu da, İzmit te, DEPREMİN yıldönümleri meşalelerle anılırken
SAKARYADA sokağa çıkma yasağı koyanlar...
Hiç hayra alamet değil bu sessizlik,,,

,,, ve Biz
Sote akşamcıları !
Boşuna TATANGA koymadık ismimizi...
​

[YOUTUBE]uhzk2xoBZ6w[/YOUTUBE]​
 
Eski bir Türk filmi izlemek ıstiyorum,
Insanların saf olduğu zamanları anlatmalı.
Genç kızlar sevdiğinin parmak ucuna bile dokunduğunda ürpermeli.
Kadınlar öpüşürken hamile kalmalı.
Adamlar çok güzel bakmalı,
Bakılan kadınlar çok güzel utanmalı.
Ille de şarkılar olmalı,
Ille de.
‘Sen uzaklarda değil, damarımda kanımsın ’ demeli Neşe Karaböcek.
‘Seni andım bu gece ’ diyen sesi gelmeli Emel Sayın’ın
Sonra Zeki Müren söylemeli,’ Elbet bir gün buluşacağız.​
 
Sen benim oğlum olmalısın ;)​

mkrx0.jpg
 
Biraz inzivaya çekilme zamanı geldi artık.
Bir süre sonra görüşmek üzere
See you ;)​
 
Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim.
Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik.
Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz.
Onu ancak işbirlikçiler düşünsün. Ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün.
Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.
Bu bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz...

Deniz Gezmiş...
​

6 Mayıs 1972 Dar Ağacı'nda Üç Fidan​
 
Geri