Hüzün Kovan Kuşu

  • Kullanıcı Arda1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1119 gün önce aktifti
Bir otobüs durağı bu kadar mı sevilir, bir insan hayatında bu kadar mı yer edinir
 
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
​
 
Sonra sen girdin hayatıma. Sen girdin koynuma. Ten kokusu ne demekmiş ilk sende öğrendim ben. Bir kadının saçlarında kaybolmak ne demekmiş sende bildim ben. Parmaklarının uçları dudaklarım da gezinirken, birbirimize fısıldadığımız şiirler geçti birbir gözümden. Ben sana ben olmayı sundum. Sen hayatında ilk kez bir adamın kollarında kayboldun.

Aşk ikimizin arasında minicik kaldı. Gözlerin dolduğunda kalbim acıdı ruhumu o anda teslim etmek istedim. Ama ellerin vardı önümde gidemedim. Ben tadını bildiğim kadına taptım geldim.
​
 
l95um.jpg
 
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu
 
İlk balkon çıkartmamızı bugün tamamlamış olduk. Güneş güzel ışığını evimizin eskimiş parkelerine kadar ulaştırdı. Sıcak değil ama temiz en azından, çiçeklerin gerçek rengi çok uzaklardan göz kırptı. Şimdi güneş batmak üzere. Hızlı bir yağmur geldi temizledi günahlarımızı. Her yer parladı. Küçük böcekler ve diğer hayvanlar yuvalarına çekildi. Ben temiz havada bitki çayımı içiyorum. Bazen diyorum beni kim okur. Ama elbet okuyan oluyor. Okumayı seven, insanların iç dünyasını merak eden bir ruh elbet okuyor. Size sıfır yedi yirmi sekiz sularından yazıyorum. Arabaların, kuşların, çayımın ve rüzgarın selamı var. ​

Arda.​

[YOUTUBE]-5BBa0kyWEE[/YOUTUBE]​
 
Duman'ın solisti Kaan Tangöze bu şarkıyı sevgilisi Ahu için yazmıştır. Kavga ettikleri bir gece Kaan Bal'ı sevgilisi için çalar. Fakat konserin ardından sevgilisinin intihar ettiğini öğrenir. O günden sonra Duman hiçbir konserde Bal şarkısını çalmamıştır. Bir konserde bir seyircinin bu şarkıyı istemesi üzerine Tangöze seyircilere arkasını döner ve eliyle gökyüzünü işaret eder. Sevgilisi öldükten sonra girdiği bunalım sürecinde ''Haberin yok ölüyorum'' şarkısını bir konserde ağlayarak söyler.​

[YOUTUBE]NUXbWSsMLSI[/YOUTUBE]​
 
Sokrates yanılıyordu; ölmemeyi seçmek, savunduklarının yitip gitmesi değildi. Aristo ölmemeyi seçerek bunu gösterdi.

Bukowski yanılıyordu; yalnızlık, etrafında insanların olmaması değil, etrafında seni anlamayan insanların olmasıydı.

Nietzsche yanılıyordu; insan, aşılması gereken ilk şey değildi, insanlık dışı, aşılması gereken ilk şeydi.

Hayyam yanılıyordu, çok az içti.

Sen yanılıyorsun, bu adamların hiç biri dokunulmaz değil. Bu bir ego meselesi de değil.

Ve ben yanılıyorum, bir kaç kelime kurarak tam anlamı ile bi’ yargıya ulaşıl(a)maz.​
 
Yakında Ankara Kayseri arası çok kısalacak. Az kaldı oğlum çok yakında benimsin.​

lp9lt.jpg

lp9qn.jpg
 
Mesela büyük bir oda olsa. Odada krem renkte bir yatak. İki kişinin sığabileceği ama belki de tek kişinin yattığı sessiz bir yatak. Burası aynı zamanda çok havadar. Sanki bulutların üstüne kurulmuş gibi bol oksijenli. Tabi bizim bu anlattığımız normal ev. Ama şuan yatağı konuşuyoruz. Tavanda kocaman bir pencere olsa. Pencere çok naif. Pencere her şeyi anlatır. Pazar sabahları pıt pıt düşen yağmur damlalarıyla uyandırır. Cuma geceleri ayı getirir tam karşına romantikliği arttırır. Sabah ama en çok sabahları güzel. Kocaman bir güneş açtırır. İnsana her sabah ayrı ayrı şükrettirir. İşte öyle bir oda, öyle bir pencere istiyorum. Gökyüzünde cennetin olduğuna inananlardanım. Yıldızların bir çok anlama çıktığına. Bazende öylesine yazarım işte. Renkli rüyalar masalı say kendine. Sana günaydın bana iyi geceler...

Arda
​

[YOUTUBE]LzJVpFo91O8[/YOUTUBE]​
 
Dünya malı zenginin olsun sen benim kadınım...
 
Aslına bakarsan/ız ben şu acısını içinde yaşayan sessiz tiplerdenim...​

[YOUTUBE]2UqTBgMrod4[/YOUTUBE]​

Anne, baba, kuzen, teyze, dayı, arkadaş, öğretmen ve gidenler gidenler gidenler hepsi de gittiler.
Bir ben kaldım tek başına ortalıkta.
Sabahın köründe niye böyle oldum bilmiyorum da aslında ben iyi değilim, yalnız kalınca kafamın içindeki hücreleri teker teker öldürüyorum.

Ben 45 saniye de hayatı yıkılacak insan değildim. En iyisi bi tane oralet içip uyumak sanırım
​
 
Bakın bana karşınızda ölümlü bir insan gibi duruyorum.
Ne kadar ruhum yanınızda olsa da...
Bulunduğum bütün topraklarda sevginin göz yaşları vardı
Ve arkamda bıraktığım bütün zaman aralıkları beni kuşatır,kuşatır
Kuşatır eylül gibi......
Yakarma hayatta kaybettiklerin adına
Sadece muhtaç olduğun toprağa ver bedenini
O seni besleyecektir sonsuza kadar
Ölsen de kalsan da
Yapma...
Bugün yorgunum gelme yanıma..
Sözlerim var başka yerlere ayırdığım
Sayfalar tükendi tükendi attım çöplerimi...
Fareler kadar bile değerli olmayan insanları tanıdım ben bu dünyada
Kemirgenden de kemirgen
Şeytandan da daha şeytan
Siyahtan da daha siyah
Kötüden de daha kötü
Savaşçıdan da daha savaşçı...
Tek olmayan şey yanında kalbindeki sevgiydi
Farkında değildi hayatının
Ve ona armağan edilmiş yaşamın
Ve Tanrı'nın
Haykır şimdi ve resimlerini sun dünyaya düşler adına
Ölümler çıplak gelir demiştim çok eski zamanlarda...
Şimdi çıplak gidiyor sonsuzluğun kanatlarını kuşanmış olan geleceğin kavramı olmayan zamanlarına
Ne kadar keyif atsam da dünyaya
Aşk beni atıyor aşağılara,atıyor,atıyor....
Tanrım beni aşktan uzak tut,ölümcül aşktan uzak tut...
Hayır,etlerimi kemiren insalar var burda..
Hayır hayır yaklaşmasın onlar
Ne bana ,ne sana ne de yanımıza...
Ölümler çıplak gelir ve çıplak gider
Günahlar baki..baki...baki...
Baki kalır bir heykel gibi taştan
Taşlaşmış taştan..
Heykel gibi...
Ve beni derin güzelliklerinle al toprağına
İçimdeki bütün,bütün kararmış kötülükleri at
Ve ayır üzerimden
Öyle gireyim içine
Ve yak beni...
Küle döndür etlerimi
Ve uçur rüzgarlara
Okyanuslara doğru yola çıksın küllerim
Ve balıklarla buluşsun
Belki yeniden gelirim sular dünyasında dünyaya
Haydi şimdi bak bana...
Dünyaya...
Dünyaya çiçek tohumları bıraktım gelin
Toplanın orada..
Çiçek tohumları bıraktım görün
Karanlıkları atın gözlerinizden
Korkmayın hayattan,hayatı yudumlamaktan
Ben dedim ya Düşlerin Ressamı'yım
Gencim,doğduğum zamandan beri öyleydim
Kapattım,kapattım,kapattım açtım tülleri
Parmaklıkların arasından gelirim sihirli büyüler gibi
Sonsuz sözcükler vardır bende,sonsuza kadar uzatacağım...
Ay ve bulutlar gibi,dantela gibi işlenmiş bulutlar gibi..
Gölgem,sonsuz gölgem acı veriyorsun bana
Ahh..Ölümler çıplak gelir,çıplak gider...
​

[YOUTUBE]tlhX6mX_Zc0[/YOUTUBE]​
 
Sabaha kadar açık kütüphaneler olsaydı. Öğrenciler için bedava çay, kahve ve çorba. Sigara yasak olabilirdi, aşık olmak serbest. Mutlu olurduk​
 
Bazen bir hikâye tutuşmuş iki eldir, kenetlenmiş on parmaktır. Şimdi gizlice söyle bana, saklı düşler ne demektir. Yağmur ne demektir terk ne demektir. İşte o zaman anlayacağız yeniden gitmek ne demektir.​

[YOUTUBE]GdSaXyaR138[/YOUTUBE]​
 
Kayseri bugün yağmurlu ve sanki üzgün gibi. Televizyonda yine saçma sapan programlar var. Ellerim sıcak ama kalbim için aynı şeyleri söylemem imkansız. Yapılacak işler, konuşulması gereken insanlar ve ilgilenilmesi gereken konular var. Her insan gibi hayatı hızlı yaşamıyorum ben. Bütün heyecanıma rağmen acele edemem. Çünkü çabuk yaşarsan çabuk biter, hep buna inandım. İnsanlar anlamıyor birbirlerini çabuk tüketiyorlar. Durup nefes almak yerine biraz daha çalışmayı biraz daha hırs yapmayı kar sayıyorlar. Oysa demedik mi hayat içtiğin bir bardak çay, sabah açıp akşam solan bir çiçek, az önce gülüp şimdi ağlamak gibi. Her şey senin elinde ya dur bi dinlen işte. Dur bir nefes al. ​
 
Günaydın şarkımız.

Arz olunur !​

[YOUTUBE]Uv68txFzoMI[/YOUTUBE]​
 
Biz çok normal adamlar değiliz. Sizin de çok normal olduğunuz söylenemez. Dünyada herkes anormal sanki. Belki de hepimiz normaliz. Yanlış zamanda, yanlış yerde. Ya kusura bakma, insan eline kalemi alınca, değişik şeyler yazmak istiyor. Ben pek anlamam bu işlerden. Sana o kadar çok mektup yazmayı denedim ki, bir yerden sonra yırttım. Bu sefer üşeniyorum, herhalde sana gönderemeyeceğim için. Daha doğrusu, bira içerek yazdığım için utandım herhalde. Kim bilir orada hava nasıl, kim bilir neleri özledin. "Biraz salakça olacak ama, burası da çok boktan." Sanki herkes katil. Ya da herkes yalnız. Oradan çok farkımız yok. Aslında var, biz daha geniş alanlarda yürüyüp, daha fazla görüşme hakkına sahibiz. En büyük fark bu herhalde. Beni burada ayakta tutan, dostlarım. Seni de umarım bir şeyler ayakta tutuyordur. Ama eminim, benden daha fazla sevenin var. Ben mücadele etmeyi senin kadar bilmiyorum. Biz mücadele edenlerin peşindeyiz. Ben senden hoşlandım, ben çok iyi vakit geçirdim seninle, çok güzelsin. "Sana hislerimi nedense en kötü cümlelerle anlatıyorum hep ya." Ya gerçekten sevmeyi bilmiyorum ben, ya da ne bileyim, tuhaf oluyorum. Dışarı çıktığında bu mektubu sana vermek isterim ama biliyorum utanacağım ve veremeyeceğim. Olsun, sana yazmasaydım içimde kalırdı. Sen içeride ben dışarıda. Siz içeride biz dışarıda. Ya öyle işte.. Yine yazamadım..​

[YOUTUBE]xHK12aiss8Y[/YOUTUBE]​
 
Geri