Hüzün Kovan Kuşu

  • Kullanıcı Arda1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1117 gün önce aktifti
Ben seni beklentisiz seviyorum..
Hiç bir şey ummadan, talepte bulunmadan,
Hayâl bile kurmadan...
​
 
''Aynı benim gibi'' diye tanımlayacağımız, ruh ikizlerimiz aslında o kadar çok ki. Hepimiz aynı insanız ve o kadar çoğuz ki… Ama bilmiyoruz, götümüz o kadar çok kalkık ki bizden bi başkası daha yok sanıyoruz, görünce de hemen aşık oluyoruz. Ayrılıyoruz ağlıyoruz sonra yeniden başkasına aşık oluyoruz bu böyle sürüp gidiyor.

Sürekli bi debelenme hali var, olan bünyeye oluyor. Çok yoruyoruz kendimizi, bizi dünyada tek anlayan insanın gitmemesi için yalvarırken, çabalarken… Şu an tam emin olmadığım bilgilere dayanarak söyleyebilirim ki modern ve kapitalist dünya bireyin kendisini olduğundan daha özel olduğunu hissetmesini sağlıyor… Kendini gereğinden özel hissettirerek neyi amaçladığı üzerine sizle ilerde bir gün uzun uzun konuşmayı gerçekten çok istiyorum. Ama önce bilgilerimin doğruluğundan emin olmalıyım.
​
 
Bazı şarkılar vardır,
"Ben buna ne zaman hayat hikayemi anlattım ya" dersin..
​
 
Beni kaç harf sevdin...​
 
Sana bir şey söyleyeyim mi çocuk ?
Bir gün hiç bir sebep yokken biri hayatından siktir olur gider.
Öyle bir gider ki gözü kör olan ölüm, onun arkasından yedi milyar insanı öldürür.
Hayır hayır...
Sorun etrafında kimsenin kalmayacak olması değil, her kesin öldüğünü sandığı bu dünya da sen yaşamaya devam edersin...
O gün aklında hüzünlü bir şair doğacaktır.
Sana hadi bir kalem al da o' na olan aşkını yaz diyecektir.
​

Uğur Babat...
 
Şimdi ölsek en fazla kahvede çaylar soğur...​
 
Bizde bekliyorduk evde ben ve kendim. sonra gitmeye karar verdik. Giyindik kuşandık ve Gidiyorum Lan ben ...​
 
Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.

Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;
Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
Bir salıverdim gökyüzüne;
Gökyüzünü gördüm.

Büyüdüm işsiz kaldım, aç kaldım;
Para kazanmak gerekti;
Girdim insanların içine,
İnsanları gördüm.
İnsanlıktan soğudum, insanlıktan utandım.
İnsanlığımdan soğutup, insanlıktan utandırdınız beni
Tebrik ederim sizleri...​

[YOUTUBE]yQPLl-sg-cY[/YOUTUBE]​
 
Yaşasın asil yoksulluğum...​
 
Tamam, aşk ile mantığın yolları ayrılalı çağlar oluyor.

Tamam, aşk sadece kör değil aynı zamanda aptaldır.

Tamam, aşk kişinin kendini aldatmasıyla başlar ve başkalarını aldatmasıyla sona erer.

Tamam, aşk hayal gücünün zekâyı yere sermesidir.

Tamam, aşk sonsuzluğa heveslendirirken imkânsızlığa hapseder.

Ama ben bu mucizevî aldanışa, hayırlı anormalliğe, sigortalı dengesizliğe hazırdım.
​
 
Biz çok normal adamlar değiliz. Sizin de çok normal olduğunuz söylenemez. Dünyada herkes anormal sanki. Belki de hepimiz normaliz. Yanlış zamanda, yanlış yerde. Ya kusura bakma, insan eline kalemi alınca, değişik şeyler yazmak istiyor. Ben pek anlamam bu işlerden. Sana o kadar çok mektup yazmayı denedim ki, bir yerden sonra yırttım. Bu sefer üşeniyorum, herhalde sana gönderemeyeceğim için. Daha doğrusu, bira içerek yazdığım için utandım herhalde. Kim bilir orada hava nasıl, kim bilir neleri özledin. "Biraz salakça olacak ama, burası da çok boktan." Sanki herkes katil. Ya da herkes yalnız. Oradan çok farkımız yok. Aslında var, biz daha geniş alanlarda yürüyüp, daha fazla görüşme hakkına sahibiz. En büyük fark bu herhalde. Beni burada ayakta tutan, dostlarım. Seni de umarım bir şeyler ayakta tutuyordur. Ama eminim, benden daha fazla sevenin var. Ben mücadele etmeyi senin kadar bilmiyorum. Biz mücadele edenlerin peşindeyiz. Ben senden hoşlandım, ben çok iyi vakit geçirdim seninle, çok güzelsin. "Sana hislerimi nedense en kötü cümlelerle anlatıyorum hep ya." Ya gerçekten sevmeyi bilmiyorum ben, ya da ne bileyim, tuhaf oluyorum. Dışarı çıktığında bu mektubu sana vermek isterim ama biliyorum utanacağım ve veremeyeceğim. Olsun, sana yazmasaydım içimde kalırdı. Sen içeride ben dışarıda. Siz içeride biz dışarıda. Ya öyle işte.. Yine yazamadım..​

[YOUTUBE]xu441EH7OYE[/YOUTUBE]​
 
Serin ve sakin bir sabah balkonda kahvaltı ediyorduk. saçların dağınık, gözlerin uykuluydu. kalbimi kazanmak için hiçbir şey yapmana gerek yoktu.
 
Şimdi bana gidiyorum diye sana geldiysem eğer ben, sana gidersem eve giderim...​
 
Adam artık acıkmıyor ve susamıyordu, canı da yanmıyordu. Pencere önünde kalan kalbini özlüyordu bazen, ama sadece düşünceleriyle özlediği için, bu özlemi kalbinde hissedemediği için katlanabiliyordu bu ayrılığa. “Kalbim de beni özlüyor mudur acaba?” diye düşünüyordu bazen de.​

[YOUTUBE]wq-TPI0wCq0[/YOUTUBE]​
 
Uzun zamandır yoksun,
Yoksun lu sabahlara uyanıyorum,
Aynı...
Bildiğin gibi,
Yeni bi şey yok,
Eski bi şey de yok,
Sen gibi.
Bir ben kaldım,
O da..
Ben miyim değil miyim,
Belli değil artık.
Arta kalan ne ki?
Daha ne kadar özleyebilirim seni,
Şimdi yalvarsam geçmişime,
Bir gün daha yaşamak istesem ,
Misket oynadığım sokakta,
İlkokuldaki yerli malı haftasına katılsam?
Bana 3 beden küçük gelir çocukluğum,
Sen de öyle sevgilim...
Boşluğunu dolduramaz kimse demiştim ,
Giderken.
​

[YOUTUBE]E_VrTh2Q4Dc[/YOUTUBE]​
 
Sorma bana neden öyle bakıyorsun diye,Göz hakkı vardır belki gözlerimin gözlerinde...​
 
Göz göze gelsek, kör olacaktık. Konuşsak, sözler bitecekti. Ve söylenecek bir çift söz kalsın diye konuşmuyorduk. Gözlerimizi birbirine değdirmeden öylece oturalım. Ve bir bardak demli çayın, insanın yüreğini ısıtan şefkatine sığınıp susalım. Masada çay bardakları ve senin elin olsun.​

[YOUTUBE]E_VrTh2Q4Dc[/YOUTUBE]​
 
"gitmek istemediğin şehirlerden geliyorum geceleri. rüyalarında kuruyan nehirlerden geliyorum. bir kaplumbağanın kalbiyle geliyorum. bir kaplumbağanın kalbini sökersen o kalp bir saat daha atar. bir dere elli sene sonra taşar bir telefon yüz yıl çalar. ne öğrendik bu aşktan: insan bir gün herkesi unutabilir. o zaman hayaletlere inan çünkü onlar hep dokunabilir."​

Çünkü hayaletlerde Duygu taşırlar...
 
Niye bu kadar sıkıyorsun kendini ?Yeni tanıştığın birine her şeyini anlatmaz mısın ? Ben karşıma çıkan ilk insana bütün hayatımı anlatabilirim...

Neden ?

Nedeni yok. Yani varda bence yok. Doktora sorarsan manik döneminde olduğundan der ama palavra inanma sen onlara. Ben her daim böyleyim. Bizi samimiyetin hastalık olduğuna inandırıyorlar. İnanınca herkes gibi olunca aptallaşınca iyileşiyoruz...
​

Her temas iz bırakır...
 
Gerçek aşk, hiçbir şey yapmamaktır. Bir şeyler yapmak kolay; aramak, ağlamak, yalvarmak, kızmak, yalan söylemek, dünyayı yerinden oynatmak.. Zor olan bunların hepsini yapmaya gücün yetecekken hiçbir şey yapmamaktır. Beklemektir zor olan, herhangi bir beklentiye sığınıp yaslanmadan beklemek. Hiçbir şey ummadan, hiçbir şeyi değiştirmeye kalkmadan, gücünü sadece masumiyetten alan ve sabırla beslenen.
​

[YOUTUBE]73M1TIK7tnA[/YOUTUBE]​
 
Geri