Giderim ben, bilinmeyen bir zamanın bilinmeyen bir mekanına giderim. Bencilce, saplantılıca, sürüncemeli giderim. Bilmediğim noktada yaptığım hatayı bulmaya gidiyorum, Zoruma giden şeyin zoruma gitmemesini sağlamaya gidiyorum, kafamı iki elimin arasına alıp sıkıştırmaya, kahvede oturup birilerini düşünürken söylediğim soğumuş çayımı içmeye gidiyorum. Yürek yanmadıkça göz yaşarmazmış. Gözümüzdeki yaşı silmeye gidiyorum. Son sigaramı bitirip ağır ve aksak adımlarla yalın ayak yürüyerek gidiyorum. Korkakça gidiyorum, kaybetmişliğin vermiş olduğu boynu büküklüğümü tekrardan omuzlarımın üzerinde başım dik durmasını sağlamaya gidiyorum.
Ve ben giderim ; Elimi cebime koyup sigaramı yakıp giderim. Annemin gözündeki yaşı silmeye gidiyorum, babamın öpemediğim elini öpmeye gidiyorum, Dayımın yüzüne bakarak alemin kralısın diyemediğim için bu sözü söylemeye gidiyorum.
Ben gidiyorum arkadaş, Kafamdaki zehiri döküp tekrardan yeşil bahçeler ekince geleceğim...