Hüzün Kovan Kuşu

  • Kullanıcı Arda1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1117 gün önce aktifti
Yirmi yıl önce, dünyayı değiştirebileceğimi zannederdim. On yıl önce dünyanın buna değmeyeceğine, çevremi ve kendimi değiştirmemin yeterli olacağına inandım. Bir kaç yıl önce de iyice hedef küçültüp, sadece kendimi değiştirebilmek için harcamaya başladım bütün enerjimi.. Şimdi ise çoraplarımı değiştirmeye bile üşeniyorum. Bok yesin her şey değişir diyen filozof. Ne dünya, ne insanlar, ne çekilen acılar değişiyor. Sadece rüya görüyor ve umutsuzca uyanacağımız anı bekliyoruz.. Bir meyhane sandalyesi ya da onkoloji kliniği ya da rahat ev yatağı, ne fark eder? O kadar uzak ki aslında herkes herkese, yan yana olsak bile dokunamıyoruz birbirimize
 
Bir gece apartmanın önüne hafif sallanarak gelmiştim. Çakırkeyiflikten sonra zilzurnalıktan önceydim. Çöp konteynırlarını devirip “Bütün söylenecekler söylendi bütün susulacaklar susuldu,” diye bağırmıştım. “Bütün bunlardan geriye de bir şeylerin külü kaldı ama neyin külü derseniz Allah belamı versin ki bilmiyorum. Ben iyi bir başlangıçtım sadece. Bazı insanlar sadece iyi bir başlangıç yapmasını bilirler, sıkılırlar, sürdüremezler.
 
İnsanlar beni görmedikleri için benim de onları görmediğimi zannediyorlar ama ben görüyorum işte anladınız mı la ? Görüyorum görüyorum
 
Bazı günler uyandığımda hangi günde olduğumu bir türlü hatırlayamıyorum. Pazartesi, perşembe, pazar insan hayatında günlerin bir anlamı olmalı. Hafta yedi ayrı gün değilde üç gün olsaydı ne değişirdi hayatımda ? Ya da saatin kaç olduğu hangi günde olduğundan dahamı önemli, bilmiyorum.
Alarmı icat eden adam insanların beş dakika daha uyumak isteyeceğini nereden biliyor? Çünkü kendi de beş dakika daha uyumak istiyor
 
Kırıklığa yazgılıysa da tüm çocukluk hayalleri
Annemin terliğine ve yer yataklarına rağmen
Tasolarım vardı benim bir de hayal kırıklıklarım.
Bıçkındım, çocuk irilerinden topumu koruyacak kadar
Ve babamın aldığı kolu bozuk atariye
Özürünü hissettirmeyecek kadar da delikanlıydım
Soruyorum bazen n’oldu lan, ne ara bu kadar büyüdüm?
Sanki ben büyümemişim de dünya küçülmüş gibi
Kendimden başka herkese tahammül ediyorum bazen
Kendimle beraber herkesten nefret etmeme rağmen...
 
Tutuklanan bakan çocukları,ifade vermek için çağrılan başbakanın oğlu,iş adamları,
Şimdi hepsi adalete güvenmiyor ya arkalarından komplo çevrilmiş oluyor ya!
Biz bu mahkemelerden adalet bekledik, siz o zaman güveniyordunuz adalete!
Öldürüldük,yaralandık,tecavüze uğradık adaleti bu savcılardan bekledik.
Siz şimdi adaletin yerini bulmasını bekliyorsunuz ya biz bu topraklarda senelerdir ADALET'İ arıyoruz. Biz adalet ararken siz görkemli evlerinizde,pahallı arabalarınızda geziyordunuz.
Biz ;
-Ethem,Ali İsmail,Abdullah,Medeni ve yitirdiğimiz daha nice gençlerimiz için,
-Gaz kapsülü ile gözünü,geçmişini kaybedenler için,
-200 günden fazladır uyuyan Berkin için,
-Hrant için,
-İş kazasında ölen işçiler için,
-Tecavüze uğrayan N.Ç için,
-Maraş,Çorum,Uludere için,
-Sivas'ta yakıldığımız için,
-Hiçe saydığınız gençler için,
-Faili Meçhul cinayetler için,
-Hak arayan işçiler için,
-Düşünce suçundan hapislerde ömür tüketenler için,
-Cumartesi anneleri için,
-Sokakları ev edinen çocuklar için adalet beklerken siz yoktunuz ortalıkta,o zaman lâldiniz.

Siz şimdi ADALETE güvenmiyorsunuz ya,bizde güvenmiyoruz ama arkamızda zengin babalarımız,güçlü dayılarımız yok.
Beğenmediğimiz savcıları,hakimleri değiştirme gücümüz yok.
Biz adalet ararken adamızın önüne dilini,dinini,ırkını,milliyetini,statüsünü koymayanlarız.
Hâlâ ve inatla insan olmak yetmeli diyoruz ADALETİN tecellisi için...
Şimdi sizin çocuklarınız içinde,
bizim çocuklarımız,babalarımız,analarımız,abilerimiz ve ablalarımız içinde adalet tecelli etsin ama müdahale edilmeyen ADALET!!!
 
Bu dünyada kimseye beni sahiplensinler diye yanasmayacaksin
 
Hepimizin hikayesi benzer. Biri geldi, beklemiyorduk zaten. İstemeden sevdik, aşık olduk. Gezdik, dolaştık. El ele tutuştuk, öpüştük. Uzun mesajlaşmalar yaşadık. Geç saatlere kadar çenemiz durmadı. Hayaller kurduk, olmadı. Diledik, tutmadı. İlgi istedik, merak edilmek istedik, daha çok sevilmek istedik. Olmadı. Sorsalar hakettik, sormadılar yalnız hissettik. Biz kalplerimizi istemeden kırdık, sorsalar hepimiz masumduk. Fakat gerçek şu ki; sevdiklerimizi en çok biz, bizi en çok sevdiklerimiz kırdı.
İşte biz hayatlarımızın ağzına tam böyle sıçtık.
 
Dışarıdan bakınca öyle tabi. Kredi kartına 12 taksitle alınmış kıyafetler."Nasılsın" sorusuna verilmeye hazır ezberlenmiş yanıtlar. "Akşam bir şeyler yapalım mı" yalnızlığı. İyiyiz iyi, hepimiz iyiyiz. Kendimizden çıkarsalar bizi kalpte olandan başkası kalmaz geri. O da zaten başka bir dudakta öznedir ki zaten akşam için planımız hep vardır, yeni bir yalan gibi cepte hazır söylenmeye.
Ee Sen nasılsın..​

[YOUTUBE]eluyGp7LnZI[/YOUTUBE]​
 
[YOUTUBE]Xm98K2Y6ZSA[/YOUTUBE]

:hi:
 
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil




Cemal SÜREYYA
 
Beni hayata bağlayan hiç bir sebep yok.
 
Niye böyle oluyor lan. Neye elimizi atsak piç ediyoruz. Ne zaman mutlu olsak bir şeyler boka sarıyor ve tersine dönüyor. Kimi sevsek ya bir sevdiği oluyor ya da unutamadığı biri. Ne zaman mutlu olsak biri ölüyo. İşimiz hep terse gidiyor. Artık mutlu olmayı da istemiyorum. Şu içine sıçtığımın dünyasında güzel ve temiz olan ne kaldı bilmiyorum. Ya sistem çok acımasız ya da çarkın dişlileri kırılmış gibi. Birileri bütün sınırları çizmiş ve rolleri dağıtmış. Cuma geceleri bile artık çok sessiz ve ıssız. Alkole sigaraya da zam gelmiş. Ne bok yiceksek
 
Ne oluyor biliyormusn? Unutursun. Aslında unutmazsın, alışırsın. Varlığına alıştığın gibi yokluğunada alışırsın. Sonra bir gün sokakta yürürsün, biri geçer yanından. Parfümünün kokusunu duyar duymaz donup kalırsın gözlerin dolar. Arkana bakmaya korkarsın onu görecegin için. O değildir tabi, hiç bir zaman o olmaz ki zaten. Aldığın o koku yüzünden zamanın etkisi yok olur bir anda. Koku zamanın düşmanıdır..
 
Bizler sokak başlarında altın sarısı biramızı yudumlarken, bize ahlak dersi verenler çoluğa çocuğa tecavüz ediyormuş haberimiz yokmuş. Biz bakkaldan gofret çaldık diye 20 sene vicdan azabı çekerken adamlar koşan atların nalını çalmış haberimiz yok. Ben 4 buçuk milyon dolar çalsam benim babamda karakola gelirdi. Polisleri görevden almaya değil beni dövmeye gelirdi. Ama gelemez. Çünkü 50 yaşında öldü. Kaldırıldığı devlet hastanesinde yeterli teçhizat olmadığı için Bursa'ya sevk edilirken ambulansta öldü. Çünkü o hastaneye teçhizat alınması için kullanılması gereken paraları Orosbu Çocukları çaldılar. Onlar babalarının nüfuzuyla çalarken biz babamızı mezara koyduk. İşte cezaevlerinde yatanlar değil, bunlardır gerçek hırsızlar. Sadece para pul mevzusu da değil konu. Türkiye'nin ruhunu çaldılar. Ruh hırsızları, Hatıra hırsızları, At hırsızları, Ağaç hırsızları, Kuş hırsızları. Orosbu Çocukları... Üçüncü köprünün adını da Bilal Erdoğan köprüsü koyun​
 
Bu ne boktan bi hayat lan böyle
 
Sen ne güzelsin ey kavgamızın şehri.
Diğer tarafta bir gün hep beraber olacağız ve şarkılar söyleyeceğiz. Elbet bir gün buluşacağız​

[YOUTUBE]aDuJg-VWyrM[/YOUTUBE]​
 
Yine herşeyi eleştiriyor,
Yine her şeyi düşünüyor,
Yine konudan konuya geçip sotelerde şarkılar söylüyor,
şarkıları tezahüratlara çevirip SAKARYASPORUMUZ için besteliyorduk...

Çoğumuz ne olduğunu, ne zaman geleceğini bilmdiğimiz buhranlar geçiriyorduk.
Sağlıklı birer birey olarak duruyor fakat yaralıydık.

Bir şehrin göbeğinde,
Sakaryanın Merkezinde,
Çark Caddesi patentliydik...

Hepimiz yıkık bir kentin göbeğinde,
Sokağında hiç bar olmamasına rağmen '' Barlar Sokağı '' olarak bilinen , Ambarlı Sokak' ta depremden sonra ahşap bir kahve olarak hizmetimize sunulan, '' Yakamoz Kahvesinin '' arkasında.

Burada hiç bitmedi depremler,
ve bizde artık sokak çocuğuyduk.
ve Alkol başka içiliyordu sotelerde...

Hergün yürüdüğümüz sokakları depremden sonra bulamıyor ve bizi neyin beklediğini bilmez bir halde şehrin nöbetini tutuyorduk...

Bazı akşamlar neşemizden söylemediğimiz şarkılar kalmaz, bazı akşamlar ise efkar bile lanet okurdu sessizliğimize...

Atkıları gözümüze kadar çeker, Şişelerimizle hayallere dalar, sevgimizi çalan tabiata küserdik.
Ustası olmuştuk birbirimizin, gözlerimizden ruh halimizi anlar ve hiç konuşmadan sotemizdeki yerimizi alırdık.
Bir şehrin göbeğinde, sokak ortasında anılarımızla kala kalmıştık...

Bazı akşamlar o kadar çok oluyorduk ki ; Üçerli beşerli gruplar halinde alıyorduk sotelerdeki yerlerimizi.
Şarkılarımızı bile ağır makamlarda söylüyorduk zamanı kazanmak için, Lakin bizi yarın , Hiç bir şey beklemiyordu.
Gitmiyorduk, kaçmıyorduk.
Doğayla inatlaşıyorduk...
Artçı depremler tribün arkadaşımız olmuştu.

YEŞİL SİYAH çekiyorduk...

Çevre illerden yardıma gelen insanlar için,
İnsanlık için içiyorduk bir akşam,
Bir akşam ise sigaraları iki katı fazlasıyla satan büfeciyi öldürmediğimiz için...

Hiçbirşey geri gelmiyordu,
Orada şu vardı,
O binanın altında şu dükkan,
Aa O adammı ? ÖLDÜ !
Onlar Antalyayamı göçtüler,
Gittiler... de gittiler,,,

Ve hepimize yavaş yavaş geldiler,,,

Mahallenin en eski müstakil evleri sağlam kalmıştı.
Onlar da bu değişimde bizi yalnız bırakmadılar,
Sotemize ve gönlümüze mezeler gönderdiler.
Karanlığa alışmıştı gözlerimiz ama çok bedava kapak kaybettik zifiri karanlıklarda...

Çok özlüyorduk ; şehrimizin mahallemizin sokaklarını. Dayanılmaz oluyordu acısı...

'' SAKARYASPORUMUZ '' da ligden çekilmişti
Nefes almak daha bir zorlaşmıştı bizim için...

Bıkmadan deprem,
Bıkmadan eskiler,
Bıkmadan şarkılar,
ve sokakta
Sotede geçen deprem günlerimiz...

... En nihayetinde maç hastalığı bizi genç takımımızın peşine sürüklemişti.
ve orada keşfetmiştik '' TUNCAYIMIZI '' ( TUNCAY ŞANLI )
Depreme inat koşuyordu
gözü görmüyordu ve freni patlamıştı...

Geceleri boş stadımıza gizlice girip OLEY çekiyor ve o tribünden o tribüne koşuyorduk.
Çadırlar evimizdi ve zeminle ve toprakla kucak kucağa yaşıyorduk...

Atatürk Evinin karşısında depreme yakalanan şimdilerde abisinin cezasını yatan DELİ BURAĞIN evinde sabahladığımızda çok olmuştu.
Her taraf enkazdı ve yakacak sorunumuz da yoktu...
Ev lisenin tam karşısında olduğu için, sabahları çocuklara konuşma yapan müdürün borazan sesiyle, küfür kafir kalkıyorduk...

Elinde kağıtlarla ölen,
Yakasına gül yerine haşhaş yaprağı takan abilerimizi özlüyorduk
Eski halimizi ve biz kendimizi geri istiyorduk...

Askerimizi bile sote mekanlarda içirip uğurluyorduk,
Her taraf inşaat
Her taraf prefabrik
Her taraf çadır
ve her taraf BİZ...

Mahallemizin DELİ MUSA abisi bir akşam çadırları yakmaya kalkıyor ve onun durumunu polislere anlatana kadar biz deliriyorduk.
Deli Musa abimiz ki 1980 lerde SAKARYASPORMUZUN maçında, mahallenin kurnaz abileri tarafından, anlaşmalı olarak : Hadi iyisin MUSA sende oynayacaksın denilerek saha kenarına yollanır.
Musa abimizde ne zaman gircem be oğlum diye koşar durur...

Orta hasarlı,,,
Ağır hasarlı,,,
Göz boyamalı boyalı...
ELVEDA SAKARYA yazılı binaların arasında büyür bir gençlik !
Bir ovanın üzerine kurulmuş ADAPAZARI...
Seni kim nerenden tutup kaldırsın, neyini nası anlatsın ki...

Kız Kadir de dayanamadı bir gece ;
Ah be dede !
Millet boğazları parsellemiş , en güzel yerleri almış, siz de gele gele ovaya gelmişsiniz diyerek sitem etti...

Otuzar senelik periyotlarla misafir ettiğimiz deprem, kuşkusuz yine gelecek, üçü dördü çekilen korku filmleri gibi !
'' Deprem öldürmez, bina öldürür ''
Bu söz doğru ise yine öleceğiz bir otuz sene sonra...
Bir şehrin yarı deli insanlarımı, unutmayacağız
Sote akşamları unutmayacağız...
Gördüğümüz muameleyi!...

Sana besteler yaptık koca şehir ;

Bazıları çadırlarda,
Bazıları sokaklarda,
Bazıları barakada,
Yaşıyoruz SAKARYADA...
Alayına isyan olsun,
Sakaryama yemin olsun,
Bu şehirde ölüm olsa,
Kaçanlarda NAMERT olsun...

Bu şehri tribünden seven insanlar, sana hep maraton tribününden kuş bakışı baktılar.
Her yer sote,
Her yer şişe
Sen en çok ölen,,,
Sen en çok darbe yiyen,,,
En çok yıkılan,
En az ilgi gören akreplerin şehri,
Okeyde hep sahte okey,
Tribünde hep açık oldun,

Şeytan soteyi görürmü görmezmi bilinmez ama . '' Bu yürek senden gelecek daha büyük bir acıyı kaldıramaz ''

... ve Siz,

Sakaryasporumuzu çalmaya kalkan insanlar,
Siz ideolojinizle, Bir yüreğimizle !
Siz paranızla, Biz sesimizle !
Siz villanızla, Biz sotemizle!

Bir şehir yıkılır yenisi kurulur ama, bu kırılan gönül yol vermez artık kara cahile.
Çekin kirli ellerinizi !
Bizi hayallerimizle baş başa bırakın...
Biz,,,
Yeşilin de,
Siyahında,
Anlamını biliriz...
Siz çadırda sevemezsiniz,,,

Ne patatesimiz kaldı ne kabağımız !
Naylon fatura gibi bir şehir yaptınız,
Başarısızlıklar ve kara bulutlar adresiniz olmuş !

Düzce de, Bolu da, İzmit te, DEPREMİN yıldönümleri meşalelerle anılırken
SAKARYADA sokağa çıkma yasağı koyanlar...
Hiç hayra alamet değil bu sessizlik,,,

,,, ve Biz
Sote akşamcıları !
Boşuna TATANGA koymadık ismimizi...

Bugün Adapazarında Ambarlı Sokakta Yakamoz kahvesi yok artık.
Soran olursa Turgay abi ve Okan abilerle Sahaf Kahvehanesinde hayatımız devam ediyor...
​

İnsan hayatından sadece bir günü ama sadece bir günü silmek çıkarmak yaşanmamış yapmak, öyle bir gün olmamış olma ihtimali varmı ?​
 
Gözüm yaşarıyor yüreğim kanıyor, olmasaydı sonumuz böyle...
 
Geri