Hüzün Kovan Kuşu

  • Kullanıcı Arda1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1119 gün önce aktifti
Geceleri uyumak icin degil ozlemek icin vardir...
 
İnsanın "naber la" diyebileceği en az biri olmalı. Yoksa bu hayat çekilmez. Zaten herkes başkalarının aklıyla yaşıyor bir de kasıntılık olayını hiç çekemem. Yol gösterici , çekip çevirici , gerekirse ağzına terlikle vuran birisi lazım. Bu insan sevgilin, dostun, akraban, aileden biri yada hiç kimse bile olabilir. Ve hayat uzatmaları olmayan bir maç gibi , ofsayt kabul etmiyor çizginin dışına çıkarmıyor. Ofsayt karşı takımın defans oyuncusunun arkasına atılan toptur bilin istedim.

9 Ocak 2013
07:58
​

[YOUTUBE]U1qx8rkVK9o[/YOUTUBE]​
 
156230_468863349821288_1677697778_n.jpg
 
bazı insanlar sabah yüzünü yıkamadan müziği açar sonra yüzünü yıkar,kahvaltıdan önce kahvesini içer.
yani ben şu anda müziği açtım kahvemi içiyorum...

TünaydınlaruSs...
​
 
Bu' da günlerin şarkısı...​

[YOUTUBE]RmQ2wo8akEA[/YOUTUBE]​
 
Ülke gündemine bak ana muhalefet lideri abisinin imkanlarını kullanmayıp 850 LİRA maaşla bekçilik yapan emekli kardeş gündem oldu.Oysa biz alışık değilizdir böyle şeylere milletvekilinin 4. derece akrabasının bile '' sen benim kim olduğumu biliyor musun?'' nidalarını kanıksamış bir milletiz garip geliyor bize bunlar !!!

Aydınlıktan Karanlığa Partisi zihniyetine hayır. İltimas rüşvet torpil yolsuzluk hayali ihracat gemicikler özel uçaklar sarraf ve kuyumcu vergileri daha sayalım mı ?
 
‎''Yatağın sol tarafında uyumak sizi daha pozitif bir insan yapıyormuş.. İki tarafında da yatabilmenin yalnız bir insan yaprığını biliyordum ama...''
 
Dost diye yürek saldım gurbet ele, elleri boş gözü yaşlı döndü geriye… Dedi dostluk ölmüş yarenlik unutulmuş... Dedim ya şu karşıki dağlar, onlar dost değil mi... Dedi heyhat susamışsın seraptır onlar... O an siliniverdi dost diye sırt verdiğim o dağl​
ar...
 
An itibari ile yapıyor olduğum şey budur abi. Ben bunu çok seviyorum lan (:​

ht9yn.jpg
 
An itibari ile yapıyor olduğum şey budur abi. Ben bunu çok seviyorum lan (:​

ht9yn.jpg

:( karam :( nasıl yiyorsun ki o çok agır geldi bana yahu migdem felan bulandı iki gün birşey yiyemedim :D
canım çekti :( kahve çikolata :(
 


:( karam :( nasıl yiyorsun ki o çok agır geldi bana yahu migdem felan bulandı iki gün birşey yiyemedim :D
canım çekti :( kahve çikolata :(

İlk defa yedim bende markette gözüme çarptı aldım :)
Ama fazla bir ağırlığı yok gibiydi hoşuma gitti yani. :)
 
İlk defa yedim bende markette gözüme çarptı aldım :)
Ama fazla bir ağırlığı yok gibiydi hoşuma gitti yani. :)

bana agır geldi valla yedikten sonra çok migdem bulandı kendimi ekmege verdim bastırsın diye :D
 
Bazen yaklaşmak istersin. Nasıl davranacağını bilmeden şansını denersin. Kendine bile itiraf edemezsin, ona yaranmak için yaptığın şebeklikleri. En ufak gelişme bile heyecanlandırır seni. Belki gün içinde salak salak gülmene bile sebep olur. Yada keşke yanımda olsaydı oda görseydi dediğin binlerce hikaye biriktirirsin. Genelde görmez. Peki illa görmek mi gerekir ? Görmeden, sarılmadan, kokusunu merak ederek, saçma da olsa hayaller saklayarak, içimizde yaşattığımız birini sevemez miyiz ? Bence severiz. Bence oda bizi sevebilir. Tabi sevmek kolay değil. Yinede azıcıkta olsa aklında yer edinmek yetmeli bazen.​

10 Ocak 2013
07:55


Bu yazımın resmi olsun...​

htzrp.jpg

Bu da yazımın şarkısı olsun...​

[YOUTUBE]EFclhpu3Ou4[/YOUTUBE]​
 
yarın sabah geri gelmeyecek misin
ben mi kalkayım yoksa çayı sen demleyecek misin
madem öyle lafı uzatmaya gerek yok
ben mi öleyim yoksa ateş edecek misin?
 
Sen bunu zaten biliyordun
Her gün
Her gün aski yeni bastan yazdim
Belki kanim bosa akti
Belki kirmizi bir kurdeleydi kanim
Son beyaz gülüm de soldu
Son iyiligi yaptim
Kayboldum
Yolumu kaybettim ben
Oyunu kaybettim
Dolanir durur ruhum
Kayboldum
Ne büyük bir yalandim ben
Oyunu kaybettim
Dolanir durur ruhum
​

Yarın akşam saat 23:00 hareket vakti...
 
''Bir gün tanışacağız, arkadaşlığımızın arkadaşlık düzeyinde kalmayacağını bilerek arkadaş olacağız, sonra sevgili. Bir ay, altı ay, üç yıl. Sonra ben, bir akşam ya da sabah ya da gece yarısı, henüz sen beni terk etmemişsen tabii, herhangi bir neden belirtmeden çekip gideceğim. Çünkü veda konuşmalarını beceremem. Becerebilseydim altı sene önce evlenmiş olurdum. Nasıl ayrılacağımı tahayyül edemediğim için evlenemedim. Ama bu ayrı bir konu. Her neyse. Ve sen kendini bok gibi hissedeceksin. Haklı olarak. Ve üzüleceksin. Ve sen üzüldüğün için ben de üzüleceğim. Ama bunu çaktırmayacağım. Ve sen benim taş kalpli ve vicdansız biri olduğumu düşüneceksin. G.tün önde gideni olduğumu düşüneceksin. Bu düşüncelerini bir terbiye süzgecinden geçirip smslere dökeceksin. Ve ben onları okurken şöyle düşüneceğim, “Sanırım ben bu dünyaya insanların kalbini kırmak için geldim.” Sonra bir gece saat ikide, alkollüyken telefon açıp bağıra çağıra dökeceksin içindeki bütün zehri. Ama benim kafam o an yazdığım şeyin zehriyle dolu olduğundan senin zehrinden etkilenmeyeceğim ve diyeceğim ki, “Yarın akşamüstü bir kahve içmeye ne dersin?” Ve sen de diyeceksin ki, “Yarın akşamüstü gelip seni bıçaklamama ne dersin bencil p!ç ? Bip bip bip biiiip…” Her neyse. Dışarıda kahve içmekten nefret ederim zaten, evde yeterince içiyorum. Kahve içelim dememin nedeni, bira içip duygusallaştıktan sonra aynı döngüye tekrar başlamaktan korkuyor olmam. Sonuçta bir gün, o kahveyi barış içinde içeceğiz, havadan sudan konuşacağız, herkesin herkessiz yapabileceğini bildiğimizden ; kendimizle, o ana kadar ki bütün aptallıklarımızla dalga geçebileceğiz ve en sonunda, “Ne güzel böyle, bunu her zaman yapalım,” diyeceğiz. Masaya gelen, donmuş sümüğü üst dudağına yapışık çocuktan selpak ve bu işi sadece hayır için yaptığını iddia eden adamdan tükenmez kalem alacağız. Selpak mı kalem mi diye soracağım. Tabii ki de kalemi seçeceksin. Sonra aramızdaki sessiz anlaşmaya uyarak, bir daha bu kahve faslını hiç tekrarlamayacağımızı bilerek, ayrı yönlere gideceğiz.''​

Yarım kalanların yitirilenlerin hikayesi...​

[YOUTUBE]3K4u0XhCNds[/YOUTUBE]​
 
Bugün yarın aceba ne zaman ya da olur mu ki derken gün geldi çattı işte. Sakarya' da ki son günüme merhaba diyorum.

Güzel bir kent Sakarya aslında ama biraz vefasız. Aldığı şeyleri geri vermiyor ne yazık ki.

Çocukluğumun geçtiği sokaklar, top oynadığım ilk okul bahçesi, okuldan kaçıp sabahın köründe gittiğim oyun salonları, yürüyemediğim caddeler, oturamadığım banklar, sokaklar, kaldırımlar tanıdığım tanımadığım insanlar, Elime biramı alıp gecenin bir yarısı yürüdüğüm çark caddesi, Uzun zamandır gidemediğim Karasu plajı, sabahlara kadar yanında oturduğum Sakarya Nehri, çok bira içip çok ağladığım Asım Baba'nın mekanı,ve her şeyden önemlisi de annem ve babam.

Belki bir daha dönmemek üzere gidiyorum bu kentten. Geçmişimi bir kalemde silip geleceğimi karartıp hayallerimi yıkıp bir daha da hiç kurdurmayan bu Allah'ın belası kenti bütün yaşanmışlıklarla bütün kavgalarımla bırakıp gidiyorum.

Hiç umurumda değil gitmek desem de insan bir yerde tıkanıyor. Geride annemi babamı bırakmıyor olsam hiç arkama bakmam basar giderdim zaten çok önceden. Ama onlar var onlar var işte...

Şimdi ben gidiyorum annemi sana emanet ediyorum baba. Her zaman olduğu gibi hayatımın en büyük aşkını sana emanet edip gidiyorum ben baba. Ona çok iyi bak yanına kimsenin yaklaşmasına izin verme baba. Annemi sakın üzme baba. Biliyorsun sana çok büyük saygı duyuyorum ama eğer annemi üzersen seni kendi ellerimle boğarım baba . Hayatımın kadınını sakın üzme baba lütfen...

Gidiyorum ben anacım, oğlun hayatında 1 gün gördüğü bir şehirde doğru dürüst tanımadığı insanlarla yaşamaya gidiyor ya da yaşamaya çalışmaya gidiyorum. Geride hiç bir şey bırakmıyorum anne. İnancımı ve hayallerimi de yanıma alıp gidiyorum buralardan.Seni çok seviyorum anne biliyorsun. Tırnaklarının arasında ki tortu bile olurum senin.

Böyle olmamalıydı. Beni oraya siz uğurlamalıydınız. Tamam çok mükemmel bir iş sahibi oldum ama eksiklik var bir şey eksik. Siz eksiksiniz...

Hakkınızı helal edin ikinizin de ellerinden değil ayaklarından öpüyorum...​

Hoşçakal Adapazarı.

Hayatımı, benliğimi, canımı, inancımı, umutlarımı, bütün yaşadıklarımı ve yaşamak isteyipte sayende yaşayamadığım şeyleri benden alan Adapazarı gidiyorum lan ben.

Sana son sözüm Allah belanı versin Adapazarı...​

Akşam 23:00 Sakarya - Kayseri istikameti seferi başlayacaktır...

huyk1.jpg
 
Geri