Hayat...

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 2023 gün önce aktifti
HAYAT...

Hayatın renkleri vardır demişimdir hep, kimine göre beyaz, kimine göre sarı, bir diğerine göre kırmızı. ​
Kendi rengim ne diye düşünmedim hiç, çünkü benim renklerim hep farklı oldu, sabah güzel bir güne uyanırken sarı, ​
öğleye doğru yeşil, öğleden sonra kırmızı, bazen pembe, bazen gri… ​
Siyahlarım da oldu elbet, ama renkleri hep sevdim, hep barışık oldum onlarla.
​
Alacalar mıydı ruhumu besleyen, yoksa renklerin inanılmaz cazibesi mi,​
yoksa mutluluklarım mıydı kendimce yarattığım, ​
ya da belki mutsuzluklarım bir şekilde bulmayı becerdiğim. ..​
Bir gökkuşağı misali miydi hayat, yoksa tek bir tonlamada mı kaldım?​
Kim bilir, kim bilebilir ki… ​
Kendim bile çözemeden nasıl anlatırım bunu sizlere, ​
belki de satırlarımda gizlidir okuyup anlamasını bilene, ​
yada mısralarımda, şiirlerimde, aslında çok paylaşmadığım. ​
Derlemeler mi beni ifade ettiğini düşündüğüm, ​
hani şu bulmak uğruna saatlerce araştırdığım, ​
yoksa ilhamlar mıdır, çeşitli biçimlerde içime doğmasını sağladığım. ​
Her ne ise, ne şekilde, hangi sebeple, onları çok seviyorum ben, hayatın renklerini de. ​
Yaşamak bu galiba benim anlayışımda, hayat bu sanırım bir şekilde, ​
acısı tatlısı, renkleri ve hatta renksizlikleri ile…
Yaşlanıyor muyum acaba diye düşünüyorum bazen,
​
bu farkındalıklara ermek için gerekli olan, ​
ya da ruhumun ihtiyacı olan buydu belki de. ​
Biriktirmek, gözlemek, öğrenmek ve yaşamak senelerce, ​
yaşadıklarını, görüp öğrendiklerini süzmek, ​
sonra, ​
sonra bir biçim vermek onlara, usta bir heykeltıraş misali. ​
Yok abartmayayım o kadar değil ama kendimce, çok kendimce şekillenenler...​
Neden şimdi diye sormuyor değilim kendime, ​
hep düşünmüşümdür yazmayı, derlemeyi, ​
topladığım her şeyi bir yerlerde kağıda aktarmayı. ​
Tembellik diye tanımlamışımdır sonra içimdeki isteksizliği, ​
ama aslında çok iyi bildiğim gibi, zamanı gelmemiştir belki de. ​
Şimdi mi zamanı, şimdi hazır mıyım? ​
Kim bilir, yazıyorum işte, ​
kah dilimin döndüğü, ​
kah beğendiğim, ​
kah anlatabildiğim kadarı ile... ​
Hep başladığım zaman arka arkaya dökülmüştür satırlar, kelimeler, ​
konuşmayı sevmek gibi yazmayı da seviyorum belki. ​
Ama hep frenlemişimdir kendimi, ufacık bir es kesmiştir dökülenleri. ​
Böyle nice yarım kalmış yazılar, ​
nice tamamlanmamış mısralar. ​
Hayat da bu değil mi aslında sorarım sizlere, ​
hep bir yerlerde yeniden başlayıp, coşku ile yürürken, ​
bir şekilde durup dinlenmeyi, vazgeçmeyi seçmedik mi? ​
Hep engeller koyup, şöyle bir durup arkamıza bakmadık mı? ​
Yaşadıklarımızdan kendimize dersler çıkarıp, bir yerlerde bunları anmadık mı? ​
Tüm renklerine, tüm güzel ve kötü olan her şeye, ​
her şeye rağmen, yeniden başladık, yeniden yola koyulmadık mı? ​
Ne çok soru sorup, binlerce cevap üretmedik mi? ​
Öyleyse vazgeçmek doğamızda yok belki de, ​
bu dişlinin çarklarından biri olarak dönmeye devam, ​
alabildiğince dönmeye devam hayat, ​
seni yaşamaya, ​
seninle yaşamaya devam. ​
Varsa bir itirazın dikil karşıma, ​
koy engellerini, ​
koy tüm gücünü ortaya. ​
Ama şunu bil, ne yaparsan yap, ​
ne kadar engel koyarsan koy, ​
bildiğimi okurum hayat, ​
bildiğimi söyler, ​
bildiğim gibi alırım renklerini senden, ​
sen istemesen de…​

​
 
Geri