Halil Bekar · Cinematic Travel Video Series

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
1788107905343.png

Yönetmen & Sinematograf​

Halil Bekar’ın görüntüyle hikâye anlatma merakı oldukça erken yaşlarda başlamış. Daha 12 yaşındayken bilgisayar başında videolar kurguluyor; henüz adını koyamasa da bir görüntüye duygu, ritim ve anlam katmanın peşinden gidiyordu.

Yıllar içinde bu merak kamera, yolculuk ve sinemayla birleşti.

Bugün sekiz yılı aşkın süredir yönetmen ve sinematograf olarak destinasyonlar, markalar ve kendi hikâyeleri için filmler çekiyor.

Kendi seyahat ve belgesel projelerinde Everest’in eteklerinden Anadolu’nun gözden uzak köşelerine kadar Türkiye’yi ve dünyayı kendi bakış açısıyla anlattı. Bu yaklaşımını daha sonra Show Me Türkiye ile kendi platformuna taşıdı.

Bugüne kadar Samsung, GoTürkiye, DJI, Castrol, Peugeot ve Columbia gibi markalarla çalışmalar gerçekleştirdi.

Onu benzer işlerden ayıran taraflardan biri ise seyahati yalnızca çekilecek bir konu olarak değil, yaratıcı sürecin bir parçası olarak görmesi:

“Gezmek benim için bir konu değil, bir yöntem.”
Yolda gördüklerinden, farklı coğrafyalardan ve kültürlerden beslenerek oluşturduğu görsel dili hem kişisel projelerine hem de çalıştığı markaların hikâyelerine taşıyor.

Yıllar sonra hâlâ peşinde olduğu şey ise oldukça basit:

İzleyene yalnızca güzel bir görüntü göstermek değil, o anı ve duyguyu yaşatabilmek.

Her yeni proje de biraz bunun arayışı.


Karadenizli olmama ve Türkiye ' nin dört bir yanını dolaşmama rağmen karadenize gitmek hiç nâsip olmadı. Bir arkadaşımla hasbihâl ederken tanıştım Halil Bekar ile.. editler muazzam, içerik harika, her tarafından kalite fışkırıyor. işlerini daha çok “seyahat videosu” diye geçiştirmenin biraz haksızlık olduğunu düşünüyorum ona.. Adam bir yere gidip kamerayı açmıyor; gördüğü coğrafyanın havasını alıp görüntünün içine koyuyor. Dron çekimi, kreatif, edit ve içerik derken bin bir püsür işlemle uğraşıyordur eminim. insana durduk yere sırt çantasını hazırlatıp yola koyduracak nitelikte içerikler.. burada da ara ara hoşuma giden işlerini paylaşacağım.

Gönül isterdi ki Trabzon ile başlayayım ama Rize 'yi Trabzondan daha çok beğeniyorum, keza içerikte o minvalde olmuş.
Rize ile başlayalım, devamı gelir nasıl olsa.
 
Wagyuuuuuu... 1.300₺ söyleyeceklerim bu kadar. Japonya 'nın sanatsal mimari yapıları pek bana hitap etmiyor özellikle avrupadaki katedral mimarilerinin yanında sönük kalıyor gibi geliyor, her ne kadar minimalizmi sevsemde.

 
Nest – Gili Meno Underwater Statues

birbirine sarılan insan figürlerinden oluşan oldukça sıra dışı bir su altı yerleştirmesi.. bekârların evlilik için ritüel gerçekleştirebileceği enteresan yerlerden gibi geldi.

 
Bulut şelalesii..

 
Bakîr yerleri keşfetmeyi seviyorum, yine muazzam bir edit olmuş.

 
Wagyu yedikten sonra muhtemelen deve eti ne kadar lezzetli olursa olsun kayış gibi olmasından mütevellit denemezdim, et dediğin lokum gibi olmalı.

 
See u up in the sky ^^

 
See u up in the sky ^^


videoyu izlediğimde bazı kesitlerde yani.
aklıma yeterince pazarlayamadığımız geliyor aklıma, bazı bölgelerimiz film platoları için çok uygun yerler.
yeni zelanda düzlüklerinden aşağı kalır yanları yok. bence çok güzel bir coğrafyada bulunuyoruz, çok güzel bir ülkeye sahibiz.
 
videoyu izlediğimde bazı kesitlerde yani.
aklıma yeterince pazarlayamadığımız geliyor aklıma, bazı bölgelerimiz film platoları için çok uygun yerler.
yeni zelanda düzlüklerinden aşağı kalır yanları yok. bence çok güzel bir coğrafyada bulunuyoruz, çok güzel bir ülkeye sahibiz.
Kesinlikle, sadece doğasal harika olarak değil, tarih kokuyor topraklarımız ama yurt dışındaki bilinçli turistler bizlerden daha hâkimler ülkemizin toprağına..
 
Kesinlikle, sadece doğasal harika olarak değil, tarih kokuyor topraklarımız ama yurt dışındaki bilinçli turistler bizlerden daha hâkimler ülkemizin toprağına..
bence turistle alakası yok.
biz belediyeler ve devlet yetkilileri olarak da çok değer vermiyoruz tarihimize.
tarihi yapılarımız bakımsız,gözden uzak. yeterince göz önüne taşımıyoruz. bu konuda doğu illerinde gördüğüm tarihe bakım ile diğer illerde gördüklerim aynı oranda değil.
maalesef bu konuda çok eksiğiz.
 
bence turistle alakası yok.
biz belediyeler ve devlet yetkilileri olarak da çok değer vermiyoruz tarihimize.
tarihi yapılarımız bakımsız,gözden uzak. yeterince göz önüne taşımıyoruz. bu konuda doğu illerinde gördüğüm tarihe bakım ile diğer illerde gördüklerim aynı oranda değil.
maalesef bu konuda çok eksiğiz.
bilemiyorum ama mesele tek başına turist, belediye ya da devlet değil gibi geliyor bana. hepsi aynı zincirin halkaları. tarihini korumayan kurum kadar, yaşadığı şehrin iki sokak ötesindeki yapının ne olduğunu bilmeyen toplumun da payı var. tabii burada eğitim&öğretim skalasını es geçmemekte lâzım, tarih hocalarımı hiç iyi anımsamıyorum mesela bu minvalde.

üstelik ekonomik tarafı da önemli. insanlar geçim derdindeyken “hafta sonu frig vadisi ’ni keşfedeyim” düşüncesi biraz lüks kaçabiliyor.. ya da uludağ 'ın zirvesine çıkıp rakım tabelasında bir fotoğraf çekeyim isteği.. alım gücü yüksek turist ise hem zamana hem meraka sahip; araştırıp geliyor, bazen bizim memleketi bizden iyi biliyor.. o yüzden yabancı turistler bizden daha bilgili ve görgülü diyebiliyorum.

bir de bizde turizm hâlâ “beş yıldızlı otel + deniz + Instagram story” seviyesinde pazarlanıyor ki çoğu ülkeye göre ayrıca çok pahalı konumdayız. artık yerli turistlerimiz bile yunan adasına gidiyorlar, türkiye içerisinde turistik konaklama lüks hâlini aldı. bin yıllık yapılar tarihin arka sokaklarında çürürken, yanına ışıklı bir beach club açılsa ertesi gün herkes konum atmak istiyor. rant desen zaten gırla.. arz ve talep dinamiğimiz de bunun önünü açıyor.
 
bilemiyorum ama mesele tek başına turist, belediye ya da devlet değil gibi geliyor bana. hepsi aynı zincirin halkaları. tarihini korumayan kurum kadar, yaşadığı şehrin iki sokak ötesindeki yapının ne olduğunu bilmeyen toplumun da payı var. tabii burada eğitim&öğretim skalasını es geçmemekte lâzım, tarih hocalarımı hiç iyi anımsamıyorum mesela bu minvalde.

üstelik ekonomik tarafı da önemli. insanlar geçim derdindeyken “hafta sonu frig vadisi ’ni keşfedeyim” düşüncesi biraz lüks kaçabiliyor.. ya da uludağ 'ın zirvesine çıkıp rakım tabelasında bir fotoğraf çekeyim isteği.. alım gücü yüksek turist ise hem zamana hem meraka sahip; araştırıp geliyor, bazen bizim memleketi bizden iyi biliyor.. o yüzden yabancı turistler bizden daha bilgili ve görgülü diyebiliyorum.

bir de bizde turizm hâlâ “beş yıldızlı otel + deniz + Instagram story” seviyesinde pazarlanıyor ki çoğu ülkeye göre ayrıca çok pahalı konumdayız. artık yerli turistlerimiz bile yunan adasına gidiyorlar, türkiye içerisinde turistik konaklama lüks hâlini aldı. bin yıllık yapılar tarihin arka sokaklarında çürürken, yanına ışıklı bir beach club açılsa ertesi gün herkes konum atmak istiyor. rant desen zaten gırla.. arz ve talep dinamiğimiz de bunun önünü açıyor.
tam olarak bahsettiğim şey bu aslında.
ulaşılabilirliğimiz sınırlı. bir çok tarihi esere giden yol, tarihi yapıya giden yol bozuk.
ben sinopluyum, şelaleler diye geçen bölge turizmi yapılana kadar bilinmeyen, çamurlu yolları olan. ulaşımı en kötü dört saat süren bir alandı.
sonra bunun üzerine gidilip yolları yapıldı, reklamı yapıldı. yani biz halka anlatmak, onlara ulaştırmak konusunda da sıkıntılıyız. halk zaten kendi çevresinde olup biteni bilmiyor.
öğrenmeye motivasyonu da yok. çünkü geçimle yeterince meşgul.

ama yurt dışından gelen turistler için bile çoğu zaman ulaşım kötü.
ulaşılabilirlik kötü. sadece yaz turizmiyle, deniz turizmi ve bacasız fabrika mantığıyla ülke kalkındırılamıyor.
belli başlı şehirlerimiz ve bölgelerimiz dışında tarihi manada turist çeken yer de yok.
 
Geri