-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.871
-
- Tepkime puanı
- 4.167
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
On dördüncü yüzyılın başlarında, İngiltere’nin küçük Ockham kasabasında dünyaya gelen William of Ockham, felsefe tarihinin en keskin düşünce araçlarından birini ortaya koyacaktı: Ockham’ın Usturası.
Bu ustura, karmaşık görünen meselelerin üzerindeki gereksiz varsayımları birer birer kesiyordu.
Ockham’ın temel ilkesi son derece basitti:
“Gerekli olmayan hiçbir şeyi varsaymayın.”
Yani bir problemi açıklamak için yeterli olan basit bir açıklama varken, sırf daha karmaşık görünüyor diye fazladan nedenler, varlıklar veya varsayımlar eklemeye gerek yoktu.
Peki bu basit görünen ilke aslında ne söylüyordu?
Her karmaşık açıklama daha doğru değildir. Bazen hakikate ulaşmanın yolu, daha fazla şey eklemekten değil, gereksiz olanları ortadan kaldırmaktan geçer.
Ockham’ın usturası tam da bunu yapıyordu:
Düşüncenin fazlalıklarını kesiyor, geriye yalnızca gerekli olanı bırakıyordu.
Mesela çok günlük bir örnek:
Bir arkadaşın mesajına saatlerdir cevap vermiyor.
Zihin hemen başlıyor:
“Bana mı kızdı, yanlış bir şey mi söyledim, bilerek mi cevap vermiyor, başkasından bir şey mi duydu?”
Ockham’ın Usturası burada bütün bu ihtimalleri şimdilik keser:
“Muhtemelen meşgul.”
Çünkü elinde diğer ihtimalleri destekleyen hiçbir veri yoktur.
Usturanın mantığı biraz da şudur: Bilmediğimiz boşlukları, kendi kurduğumuz hikâyelerle doldurmamak.

Bu ustura, karmaşık görünen meselelerin üzerindeki gereksiz varsayımları birer birer kesiyordu.
Ockham’ın temel ilkesi son derece basitti:
“Gerekli olmayan hiçbir şeyi varsaymayın.”
Yani bir problemi açıklamak için yeterli olan basit bir açıklama varken, sırf daha karmaşık görünüyor diye fazladan nedenler, varlıklar veya varsayımlar eklemeye gerek yoktu.
Peki bu basit görünen ilke aslında ne söylüyordu?
Her karmaşık açıklama daha doğru değildir. Bazen hakikate ulaşmanın yolu, daha fazla şey eklemekten değil, gereksiz olanları ortadan kaldırmaktan geçer.
Ockham’ın usturası tam da bunu yapıyordu:
Düşüncenin fazlalıklarını kesiyor, geriye yalnızca gerekli olanı bırakıyordu.
Mesela çok günlük bir örnek:
Bir arkadaşın mesajına saatlerdir cevap vermiyor.
Zihin hemen başlıyor:
“Bana mı kızdı, yanlış bir şey mi söyledim, bilerek mi cevap vermiyor, başkasından bir şey mi duydu?”
Ockham’ın Usturası burada bütün bu ihtimalleri şimdilik keser:
“Muhtemelen meşgul.”
Çünkü elinde diğer ihtimalleri destekleyen hiçbir veri yoktur.
Usturanın mantığı biraz da şudur: Bilmediğimiz boşlukları, kendi kurduğumuz hikâyelerle doldurmamak.
