Günün bir kenarına…

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 2 saat önce aktifti
Şöyle foruma bakıyorumda neredeyse herkes anlaşılmak istiyor…
Ama maalesef çok az insan gerçekten anlamaya çalışıyor, hayatta bundan farksız…

Daha söz tüketilmeden biz kafamızda önceden kurguladığımız cevapları hazırlıyor , daha ne dediğini anlamadan fikrini dinlemeden savunmaya geçiyoruz.

Vallahi haklı olduğumuzu kabul etmenizi istemiyoruz, hatta işin bu kısmı ile hiç ilgilenmiyoruz. Sadece ve sadece gerçekten dinlendiğimizi okunduğumuzu his etmek istiyoruz.

İyi iletişim bence güzel konuşmak değildir. İyi iletişim güzel konuşmaktan önce en güzel şekilde dinlemekten geçer.
Bir cevaptan ziyade , seni anlıyorum cümlesine hasret kaldık şu dünyada…


Pinhani - Dünyadan uzak dinlemek istiyorum sadece…

Kimse dinlemek istemiyor..
Herkes maalesef hakli oldugunun pesinden gidior.. 🚬
 
Gündemlerimiz ne çabuk değişiyor…
Artık her güne bir gündemide aşarak , her güne bir kaç gündemle girmeye başladık.

Dün konuştuklarımızı bugün rafa kaldırır olduk. Bugün konuştuğumuzu belki saatler sonra başka bir şey ile değiştireceğiz. Çok hızlı değişime gebe , her şey…
Bir haber , bir tartışma , bir kriz, bir başarı hikayesi, bir çöküş…

Artık neye tepki vereceğimiz yerine , neleri önemseyeceğimizi seçmek durumunda bırakılıyoruz. Çünkü her şey çok yoğun be çok hızlı. Eğer her şey bu kadar çok önemliyse, sonuçta her şey anlam kaymasına uğrar ve bir hiçliğe düşer. O zaman da deriz ki; hiç bir şey gerçekten önemli değildir.

Lütfen dikkat edin ; gündemi takip ederken , gündemin sizi nerelere sürüklediğini fark etmezseniz onların istediği aşamaya gelirsiniz…


 
@No Pasaran
@HosgeldinHarunAbi
@Psinoza
@Anu
@BuYuCu
@RK

Olurda birgün ne okuyayım diye ararsanız ; Fikret Başkaya öncülüğünde 10 kitaptan oluşan bu seriyi not alın.
Eski okumalarım, yeniden elime aldım seriyi…
Buna ek olarak yine Özgür üniversite yayınlarından çıkan ;
Resmi ideoloji sözlüğü / Ortak çalışma
Paradigmanın iflası / Fikret başkaya

Yeniden okumak için iyi bir zaman…

Saygılarımla449a2b43-4d1b-473a-b5f1-d71759cbdb8f.jpeg
 
kuşku yok kıymetli ve faydalanabilinir elle tutulur bir kaç kaynaktan biridir fikret hoca. sağol @Onyx

cumhuriyeti kuran ekip bir burjuva sınıfı üretmek istiyordu, tercihini kapitalizmden yana yapmıştı. burjuva sınıfı zayıf olduğu için ermeni ve rumlardan oluşan komprador burjuvazi tasfiye edildi ve onların servetine türk-müslüman olanlar el koydular* der fikret başkaya bu bariz çözümlemelerinden biridir.
 
Her gün bir birinden bağımsız yeni şeyler konuşuyoruz. Adeta zamanın elinde bir hamur olduk bizi istediği gibi yoğuruyor.
Dün bizim için önemli olan , bugün anlamsız. Dün öfkelendiğimiz şeyi bugün unutuyor, bugün çok önemli dediğimizi de yarın başka başka gündemlerin altında bırakıyoruz, maalesef….

Eskiden bilgiye aç iken , şimdi hafızamız bilgi yoğunluğundan çok çabuk yorulma tehlikesi geçiriyor. Unutunca unuttuğumuz şey sadece gündemler yada haberler değil , bunlardan çıkarmamız gereken dersleride kaybediyoruz.

Yanlış yapıyoruz!!!

Gündem değişebilir…
Bilgi yoğunluğu yaşayabiliriz…
Yorgun hatta tükenmişte olabiliriz…
Ama bu değişen dönüşen gündemlerde eski gündemlerin üzerini yeni haberlerle örtmektense , hatırlamaya devam etmemiz , geleceğe sırtımızdaki yük ile bakmamız gerekir.
Yoksa kaybedip debelenip dururuz…
 
Hayatımıza tonla insan alırız. Zamanla eleye eleye bir avuç bırakırız. Kalanlar bizim için en değerlileridir.
İşte o değer biçtiklerimizin çoğu giderken kapıyı çarpıp gitmiyor. Konuşmalar seyrekleşiyor , mesafe açılıyor, eskisi kadar akılda yer etmiyor ve özlem yaşamıyoruz…
Sonra birden dank ediyor vedalaşmadan vedalaşıldığı…
İşte öyleyiz biz, vedalaşmaları sevmeyiz, çünkü kararlarımızın çoğunda netlik yok.
İşte bu tür sessiz vedalar en zor olanlardır.

Son kezhoşçakal diyememek…

Ben hayata hep geç kaldım, bu yüzden bemim vedalarım hep ağır oldu. Hep benden bir parça alıp götürdü…

En çok birini ne zaman birini kaybettiğimizi anlarız biliyor musunuz ?
Özlediğimiz zaman değil, anlatacak bir şeyimiz kalmadığında anlıyoruz…

Ve ben seni çok özledim, seninle vedalaşmamanın burukluğu var içimde , yıllardır…

Yasemenim, ruhun şad olsun…
 
Zaman ilerledikçe , insan yaş aldıkça insanın içinde sanki bir mezarlık oluşuyor…
Bugünün mü , dünün mü , yarınların mı bilmiyorum. Bildiğim tek şey ötelenmiş söylenmemiş sözler , yarım kalmış hikayeler ve son bir kez olsun sarılamadığımız insanların mezarlığı…
Geçmişin yüreğinde açtığı yaraların, zihin dünyanda yediğin sürgünlerin, belkide mutluluğu sadece hayallerinde yaşattığın bir hüzün mezarlığı…

Siz hiç geceleri hiç bir şey olmamış gibi uyudunuz mu?
Ben çok uyudum, hemde ısrarla…
Bazen kendi sessizliğimde bazende kısık sesle çalan bir şarkı eşliğinde; içeriyi bir koku sarar, bir anı kapıyı aralayıverir… Hani derler ya yelkenleri suya indirmek, işte o an tamda o yaşanır. Dağ gibi adamın güçlü duruşu dağılıverir…

Hiç kimse anlamaz , hiç kimse bilemez ki içimizde hala neyi beklediğimizi… Kim bilir belki bir özrü , belkide bir vedayı , belkide artık duymayacağımızı bildiğimiz birinin sesini…
Sanıyorlarki biz geçmişi özlüyoruz, geçmişle yaşıyoruz! İnanın bana özlediğim geçmiş değil, geçmişteki kendimim…
Kendimi özledim…
Henüz bu kadar eksilmemiş halimi, biz üç kişiyken ki halimi özledim…
Hemde her şeye rağmen…

Neden biliyor musunuz?
Çünkü o zamanlar her şeyden habersiz, her şeyin güzel olabileceğine inanan o eski halime sarılmak istediğim için, içten içe….

 
Ağlamak…
Erkek adam ağlamaz diyorlar ya…
Ah bir bilseler erkek adamlar büyüdükçe ağlamak yerine , ağladıklarını belli etmemeyi öğreniyorlar…

Susuyorsun , canını yakanın ne olduğuna bakmadan…
Aramıyorsun, özlediğin halde…
Ve en kötüsü ne biliyor musun? ; içinden binlerce cümle , yüzlerce parağraf, milyonlarca kelime geçiyor , ama dışarıya tek kelime çıkmıyor…
Böyle olunca herkes seni güçlü , sarsılmaz bir dağ sanıyor.
Biliyor musunuz? ; bütün gün gülümseyebilmemiz ve gece oluncada yastığa başımızı koyuyor olmamız iyi olduğumuz anlamına gelmiyor,,,

En ağırı anlatamadıkların…
Kimseye anlatamadığın insanlar…
Hayatında olmamalarına rağmen içindeki yerini boşaltamadıkların , Adları anıldığında konuyu değiştirdiklerin, ve bir şarkıda karşılaştığın zaman sessizleştiğin insanlar var…
Bir zamanlar her şeyini anlattığın , ama şimdi onu ne kadar özlediğini bile anlatamadıkların var… Garip bir dururum lakin gerçel şu ki ; büyüyorsun…
Büyüdükçe çektiğin acıların geçmesini beklemek yerine onlarla yaşamayı öğreniyorsun. Ne yaşarsan yaşa , ne kadar büyürsen büyü içinde küçük bir parça hep aynı kalıyor.

Üzülüyorsun be…
Keşke hiç yaşanmasaydı diye değil ; Kimi insanlar , onlarla beraber hayalini kurduğumuz hayatıda yanlarında görünmeseydi diye üzülüyor insan…
 
İnsan doğanın sahibi mi yoksa onun bir parçası mı?

Aklımda deli deli sorular!
Sorumsuzca bir ağacı kestiğinizde yere serdiğiniz sadece o koca gövde değil, o ağacın doğaya kattığı yılları yere sermiş oluyorsunuz!
Bir dereyi kirlettiğinizde kirlettiğiniz tek şey sadece su değil, yıktığınız onlarca canlının yuvasıdır!
Bir hayvanı incittiğiniz zaman onunda sizin gibi canı yandığı için kaçtığını düşündünüz mü hiç?

Ah şu insan yok mu! İnsan kendini hep dünyanın merkezine koyma çabasında. Durum böyle oluncada bütün canlıları kendi rahatını sağlamanın bir parçası sanır…

Şunu anlamamız gerek; Doğa bize ait değil , biz doğanın bir parçasıyız. Toprak bizden önce vardı , bizden sonra da olmaya devam edecek. Bu yüzden onu koruma sorumluluğumuz var. Medeniyeti gökyüzüne ne kadar yükseldiğimiz, teknolojik olarak ne kadar ilerlediğimiz ile ölçülmemeli. Medeniyeti ölçeceksek yeryüzünde yaşayan canlıların yaşam hakkını ne kadar çok koruduğumuzla ölçülmeli bence…

İnsan kendi türüne bile merhamet etmezken ben yinede şöyle bir cümle kurmak istiyorum; İnsan olmak , sadece kendi türüne merhamet göstermekle olmaz…

Ez cümlem ; İnsan artık kendi türüne bile merhamet etmezken doğaya merhamet etmesini bekliyorum, buda bende yürek acısı yaşatıyor.
 
Geri