Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
duymayacaksın o sesi başucunda Bir sabah olup uyanınca
anlayacaksın dört duvar arasında Elinde sonunda yalnızsın
yalnız kalacaksın.Kalbindeki çiçekler kuruyup dökülecekler.Yalnızsın. Yalnız kalacaksın. Yüzündeki baharlar sararıp solacaklar. Kalbim bir ıslak kelebek. Nasıl da uçuyor sana
nasıl da duymuyor beni. Elinde sonunda zaman bir çocuğun katili. Nasıl da geçiyor ama nasıl da vermiyor geri. Elinde sonunda hayat yalanın ta kendisi nasıl da dönüyor dünya
nasıl da getirmiyor geri. Elinde yüzünde yalan bir masalın izleri.Nasıl da inanıp sana
O kadar uzun zamandır hiç’i bekliyordu ki; neden diye sorsalar
verecek cevap bulamazdı. O kadar uzun zamandır aynı acıyla yaşıyordu ki; ağzını burnunu kırsalar tövbe estafurullah gülme tutardı. Kolları kopsun istiyordu. Burnu kanasın
kanser olsun
denizler taşsın ya da radyasyondan beyni dağılsın. Mikrodalganın önünde dikilsin de fallop tüpleri bağlansın. En olmadı kalbi kırılsın. Bantlar dayanmasın. Hayalleri değil artık
yeterdi
onlar fazla kırılmışlardı
dolaşımı dursaydı belki felç olsaydı ve bitkisele yatay geçiş yapsaydı
o zaman başarırdı yanılıyor muyum? Sanmıyorum. Mezuniyetinde mide kanaması giyerdi. Ayak serçe parmağını kapıya bağışlasa keyfi yerine gelirdi. Kullanmıyordu
duyguları size lazımsa ucuza verebilirdi
bayandan
çok hırplanmış. Ağzına sıçılmış. İt gibi sokağa bırakılmış. Ne kadar uzun zaman daha böyle olacaktı
omuzları çökmüştü; yüzü düşmüş
gülme çizgileri yok olmuş. Daha ne kadar yaşayacaktı böyle ayaklarındaki ojeler yarıya inmiş
saçı başı dağılmış
parfüm şişesi kırılmış
makarnalar bile kurtlanmış. Poşetteki şişeler her aşkam birbirine çarpmayacak olsa
sabahları uyanmazdı. O kadar uzun zamandır yok’u seviyordu ki; şöyle adam akıllı bi’ düşünse
Yalnızlık çok zor sevgilim.Ya da sensizlik mi demeliyim.Yalnızlıkla baş edebilirim ama sensizliğe dayanamıyorum.Zamanla geçer diyorlar
diyorlar ama geçmiyor.Acıya bağışıklık kazandım biliyor musun?Ağlamıyorum eskisi kadar.Ama sensizliğe hâlâ alışamadım sevgilim.Tüm günüm seni düşünmekle geçiyor
uyurken bile benimlesin.Rüyalarımdasın
en sevdiğim halinle.. Bazen kabuslar görüyorum içinde senin olduğun.O kıza geri dönmüşsün mesela
seni en çok kıskandığım o kıza.Korkuyorum sevgilim
gerçekten ona geri dönmenden korkuyorum.Herhangi biriyle birlikte olman bu kadar acıtmaz içimi ama o’na dönersen yıkılırım ben. Artık seni ne kadar özlediğimi
ne kadar sevdiğimi bilmiyorsun.Belki unuttuğumu bile düşünüyorsun.Unutmadım sevgilim.Unutmayı isterdim ama artık anladım bu imkansız.Ne zaman unutmayı denesem daha çok yanıyor canım. Her gün yazıyorum sana
belki bir gün evleniriz ve belki sana okuturum diye.Belki güleriz birlikte geçmişe.Hayaller kuruyorum ve uyuyakalıyorum.Düşünüyorum bir insan bu kadar sevilirken
nasıl olurda bu kadar sevmez?Sahi hâlâ emin olamadım beni sevip sevmediğinden.. Özlüyorum sevgilim.Her gün
her saat
her dakika özlüyorum seni.Bakışını
gülüşünü..Omzuna yatıp dünyanın en mutlu en huzurlu insanı olmayı özlüyorum.Kokunu
sesini
tenini
nefesini özlüyorum..Seninle kavga etmeyi bile özlüyorum.Yatmadan önce seni seviyorum demediğime kızışını özlüyorum. Ben hâlâ seni bekliyorum sevgilim.Bıraktığın gibiyim
bıraktığın yerdeyim.Gelmeni bekliyorum.Beni özleyeceğine ve geri döneceğine inanıyorum.Geri döndüğün gün ki sevincimi düşünüp mutlu olabiliyorum sadece. Sensizlik çok yordu sevgilim