-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.755
-
- Tepkime puanı
- 4.018
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
İnsan, gördüğü kadarını bildiğini sanır. Bir odanın dört duvarını, eşyaların yerini, pencereden içeri süzülen ışığı tarif edebilir. Fakat o odada yaşanmış bir acıyı, yıllarca saklanmış bir sırrı ya da kimsenin dile getiremediği bir özlemi görebilir mi?
Göz, yalnızca kendisine gösterileni tanır. Oysa hayatın en ağır gerçekleri çoğu kez görünür olmayı reddeder.
Bir insanın yüzüne bakıp onu tanıdığımızı düşünürüz. Sesindeki küçük bir değişikliği önemsemeyiz. Gülümsemesinin ardındaki yorgunluğu, susarken verdiği mücadeleyi, sıradan bir cümlenin içine gömdüğü kırgınlığı fark etmeyiz. Sonra bir gün, hiç beklemediğimiz bir anda, o insanın içimizde kurduğumuz kişiden ne kadar farklı olduğunu anlarız.
Çünkü bakmakla görmek aynı şey değildir. Hatta insan, görmek istemediği şeylere karşı şaşırtıcı bir körlük geliştirebilir.
Her sessizlik huzurun, her gülümseme mutluluğun, her uzaklaşma vazgeçişin işareti değildir. Kimi insanlar en büyük fırtınalarını tek kelime etmeden yaşar. Kimileri ise anlatacak çok şeyi olduğu hâlde, anlaşılmayacağını bildiği için susar.
Gerçeğin yalnızca gözle doğrulanabileceğine inanmak, insanın kendisine kurduğu en eski tuzaklardan biridir. Bir hatıranın ağırlığını tartamaz, özlemin sınırlarını çizemez, kırılmış bir güvenin çıkardığı sesi duyamayız. Yine de bütün bunların varlığını inkâr edemeyiz.
Üstelik görünmeyen her şey gizlenmiş değildir. Bir kısmını görmeye cesaret edemeyiz.
Bildiğimiz bir gerçeği görmezden gelerek yaşamayı da öğrenebiliriz..
Göz, yalnızca kendisine gösterileni tanır. Oysa hayatın en ağır gerçekleri çoğu kez görünür olmayı reddeder.
Bir insanın yüzüne bakıp onu tanıdığımızı düşünürüz. Sesindeki küçük bir değişikliği önemsemeyiz. Gülümsemesinin ardındaki yorgunluğu, susarken verdiği mücadeleyi, sıradan bir cümlenin içine gömdüğü kırgınlığı fark etmeyiz. Sonra bir gün, hiç beklemediğimiz bir anda, o insanın içimizde kurduğumuz kişiden ne kadar farklı olduğunu anlarız.
Çünkü bakmakla görmek aynı şey değildir. Hatta insan, görmek istemediği şeylere karşı şaşırtıcı bir körlük geliştirebilir.
Her sessizlik huzurun, her gülümseme mutluluğun, her uzaklaşma vazgeçişin işareti değildir. Kimi insanlar en büyük fırtınalarını tek kelime etmeden yaşar. Kimileri ise anlatacak çok şeyi olduğu hâlde, anlaşılmayacağını bildiği için susar.
Gerçeğin yalnızca gözle doğrulanabileceğine inanmak, insanın kendisine kurduğu en eski tuzaklardan biridir. Bir hatıranın ağırlığını tartamaz, özlemin sınırlarını çizemez, kırılmış bir güvenin çıkardığı sesi duyamayız. Yine de bütün bunların varlığını inkâr edemeyiz.
Üstelik görünmeyen her şey gizlenmiş değildir. Bir kısmını görmeye cesaret edemeyiz.
Bildiğimiz bir gerçeği görmezden gelerek yaşamayı da öğrenebiliriz..