Yolsuzluk, hırsızlık olaylarını direkt din ile bağdaştırmak doğru değildir. Bu sınıfsal bir sorundur. Hırsızlığı yapan, hırsızlığı din üzerinden daha rahat yapabildiği için müslüman olarak anılıyor. Eğer başka yollardan daha rahat yapabiliyor olsaydı o yolları da denerdi. Yani kısaca şöyle bir denklem kurmak mümkün: Dindarlar hırsız olduğu için değil, hırsızlar dindar göründüğü için bunlar yaşanıyor.
Her ülkenin, her bölgenin kendine has dinamikleri var. Zannediyor musunuz ki Hristiyanlığın radikal bir şekilde hüküm sürdüğü coğrafyalarda hırsızlık yok... Vatikan'ın sadece resmi gelirleri bile dünyadaki açlığa büyük darbe vurabilecek ölçüde. Ancak din her zaman yumuşak karındır. Hırsızlığın en büyükleri burada yaşanıyor, o da bir gerçek.