-
- Katılım
- 24 Mart 2019
-
- Mesajlar
- 6.061
-
- Tepkime puanı
- 7.932
-
- ForumSAL Yaşı:
- 7 yıl 6 ay
- Kıdem:
- Eskilerden
ci siamo!
mevzu bahis-i hepimiz biliyoruz aslında. bilmiyorsanız bahisi şerif kitabıma gözatabilirsiniz. şöyle babacım. gel otur yanıma. eh, en nihayetinde insanız. her birimiz güne bambaşka parametrik verilerlen başlıyoruz. kimimiz mutlu, kimimiz çok daha mutlu. olabiliyor, heyhat! hayat sonuçta booolum.
mesleğimden mütevellit bazen, ofis dışında da çalıştığım oluyor. o yüzdendir bazı postları okuyup "sandalyeden düşemediğim" için üzülüyorum. hoş, epeydir de sandalyeden düşecek kadar mizahi şeyler çıkmıyor forumda. çabalayanlar elbette hep var. biz de o potadayız. konjonktür (lan valla googlea bakarak yazdım. önce konnektör yazdım içime sinmedi, sonra konjektür yazdım hulki cevizoğlu belirdi yanımda bi anda "konjonktür" dedi) bu şekilde ilerliyor. gündem bunu istiyor. lime lime empoze ediliyor aslında. daha sonra bunu dile getirince "siz ortalığı karıştıran birer ırkçı köpeksiniz" minvalinde şeylerle karşılaştığı oluyormuş bir arkadaşımın. yok be koçerom, benim değil değil tabiki. kırkına merdiven dayamış adam böyle dümenden mavralarla uğraşmaz. uğraşmamalı da zaten. her neyse.
yolculuklarımın genelde yalnız geçmesinden inanılmaz zevk alan birisiyimdir. bağıra çağıra şarkılara eşlik etmek, bitince kendimce alkışlamak (evet bazı performanslara (performans deyince aklın babafingoya gitti biliyorum) gerçekten saygı duyup, aracı durdurup,el frenini çekip ayakta alkışladığım oluyor), kendimle sessiz sedasız kavgalar etmek gerçekten hoşuma gider. ihtimaller denizinde boğulmadan, kıyılarında, minik manevralarla dolaşmak...yarı zamanlı bir sapık gibi (oh) yine böyle bir gün eve gelip aynaya baktığımda yakamın yırtık, dudağımın kenarlarından kan aktığına şahit oldum. heyt senin tetiğine asılayım be.
çok fazla dallanıp budaklandı mevzuu. abilerim, ablalarım, kardeşlerim ve diğerleri (ötekileştirmezsek olur mu hiç? hep bi siyasi gerginlik isteriz) biliyorum haddime değil, olmamalı da. dostluklar edinelim, arkadaşlıklar edinelim ama bilmediğimiz şarkılara eşlik etmeyelim. ulan şarkı aynı şarkı benim laurell duyup senin yanny duyduğun yer tam olarak neresi sayın apolyö?
bak şöyle iğrenç bir tablo çıkıyö ortaya sonra:
-bir deeeerdim vaar attık
(ne diyo la bu)
-tutamaaaaaz içindeee
(ha?)
-gitseeeek merveyee kadar?
(olm noluyor merve kim)
-kalsannn neyeee yaraaam
(yaram mı, fırkhh)
(nat geo çirkinlik fotoğrafları no 55)
(ateşli sohbet için tıkla)
(bu bölüm sadece reklam engelleyicisi olmayanlar içindi)
e hani biz ezber ülkesiydik. hani bütün medeniyete ve bilime gotümüzü dönmüştük. teori yok, pratik yok, ezber hiç yok. üzerimde müdür yardımcısı gerginliğiylen hepinizin saçlarına makas atmak istiyorum.
-bana da mı?
+senin yanaklarına.
geçenlerde peder beyle hiç bilmediğimiz bir köy yoluna düştük. ne navigasyon ne telefon hiçbir şey yok. sessiz sakin bir yolculuk geçirirken hissettim bir tuhaflık olacağını. dur dur dur eziceksin ulan hayvanı diye çıkışıverdi bi anda. lan noluyor ne hayvanı demeye kalmadan... şiirsel hareketler sergilemeye başladı...
indi bizimki araçtan...
aldı eline
öküzün sıçtığı iki kilo kurumuş tezeği
ah yavrum az kalsın ezilecektin dedi...
hadi doğru evine diye
saldı otların arasına
kaplumbağa sandığı şeyi
geldi bi mutlulukla arabaya. ne yaptın baba dedim? bir hayat kurtardım ey oğul deyiverdi. şeyh edebali misin mübarek. öküz bokuna can suyu verdin sanki.
koşa koşa nöbetçi gözlükçü aradım.
sözlük kuralları gereği;
euzu tanım: bir peyk şarkısı
mevzu bahis-i hepimiz biliyoruz aslında. bilmiyorsanız bahisi şerif kitabıma gözatabilirsiniz. şöyle babacım. gel otur yanıma. eh, en nihayetinde insanız. her birimiz güne bambaşka parametrik verilerlen başlıyoruz. kimimiz mutlu, kimimiz çok daha mutlu. olabiliyor, heyhat! hayat sonuçta booolum.
mesleğimden mütevellit bazen, ofis dışında da çalıştığım oluyor. o yüzdendir bazı postları okuyup "sandalyeden düşemediğim" için üzülüyorum. hoş, epeydir de sandalyeden düşecek kadar mizahi şeyler çıkmıyor forumda. çabalayanlar elbette hep var. biz de o potadayız. konjonktür (lan valla googlea bakarak yazdım. önce konnektör yazdım içime sinmedi, sonra konjektür yazdım hulki cevizoğlu belirdi yanımda bi anda "konjonktür" dedi) bu şekilde ilerliyor. gündem bunu istiyor. lime lime empoze ediliyor aslında. daha sonra bunu dile getirince "siz ortalığı karıştıran birer ırkçı köpeksiniz" minvalinde şeylerle karşılaştığı oluyormuş bir arkadaşımın. yok be koçerom, benim değil değil tabiki. kırkına merdiven dayamış adam böyle dümenden mavralarla uğraşmaz. uğraşmamalı da zaten. her neyse.
yolculuklarımın genelde yalnız geçmesinden inanılmaz zevk alan birisiyimdir. bağıra çağıra şarkılara eşlik etmek, bitince kendimce alkışlamak (evet bazı performanslara (performans deyince aklın babafingoya gitti biliyorum) gerçekten saygı duyup, aracı durdurup,el frenini çekip ayakta alkışladığım oluyor), kendimle sessiz sedasız kavgalar etmek gerçekten hoşuma gider. ihtimaller denizinde boğulmadan, kıyılarında, minik manevralarla dolaşmak...yarı zamanlı bir sapık gibi (oh) yine böyle bir gün eve gelip aynaya baktığımda yakamın yırtık, dudağımın kenarlarından kan aktığına şahit oldum. heyt senin tetiğine asılayım be.
çok fazla dallanıp budaklandı mevzuu. abilerim, ablalarım, kardeşlerim ve diğerleri (ötekileştirmezsek olur mu hiç? hep bi siyasi gerginlik isteriz) biliyorum haddime değil, olmamalı da. dostluklar edinelim, arkadaşlıklar edinelim ama bilmediğimiz şarkılara eşlik etmeyelim. ulan şarkı aynı şarkı benim laurell duyup senin yanny duyduğun yer tam olarak neresi sayın apolyö?
bak şöyle iğrenç bir tablo çıkıyö ortaya sonra:
-bir deeeerdim vaar attık
(ne diyo la bu)
-tutamaaaaaz içindeee
(ha?)
-gitseeeek merveyee kadar?
(olm noluyor merve kim)
-kalsannn neyeee yaraaam
(yaram mı, fırkhh)
(nat geo çirkinlik fotoğrafları no 55)
(ateşli sohbet için tıkla)
(bu bölüm sadece reklam engelleyicisi olmayanlar içindi)
e hani biz ezber ülkesiydik. hani bütün medeniyete ve bilime gotümüzü dönmüştük. teori yok, pratik yok, ezber hiç yok. üzerimde müdür yardımcısı gerginliğiylen hepinizin saçlarına makas atmak istiyorum.
-bana da mı?
+senin yanaklarına.
geçenlerde peder beyle hiç bilmediğimiz bir köy yoluna düştük. ne navigasyon ne telefon hiçbir şey yok. sessiz sakin bir yolculuk geçirirken hissettim bir tuhaflık olacağını. dur dur dur eziceksin ulan hayvanı diye çıkışıverdi bi anda. lan noluyor ne hayvanı demeye kalmadan... şiirsel hareketler sergilemeye başladı...
indi bizimki araçtan...
aldı eline
öküzün sıçtığı iki kilo kurumuş tezeği
ah yavrum az kalsın ezilecektin dedi...
hadi doğru evine diye
saldı otların arasına
kaplumbağa sandığı şeyi
geldi bi mutlulukla arabaya. ne yaptın baba dedim? bir hayat kurtardım ey oğul deyiverdi. şeyh edebali misin mübarek. öküz bokuna can suyu verdin sanki.
koşa koşa nöbetçi gözlükçü aradım.
sözlük kuralları gereği;
euzu tanım: bir peyk şarkısı