Sanalda başlayan görüşmeler gerçek hayata dökülür ise yaşanabilir ama dökülmediği sürece bence sanalda aşk yaşanmaz. Sanalda bir şeyler hissedebilirsin, heyecanlanabilirsin, özleyebilirsin hatta karşındaki insanı hayatının merkezine bile koyabilirsin. Ama bunların gerçekten aşk olup olmadığını söylemek bana biraz zor geliyor.
Çünkü insan karşısındaki kişiyi gerçekten tanımadan ona kendi kafasındaki anlamı yüklüyor. Mesajlarda herkes daha anlayışlı, daha romantik, daha sabırlı olabilir. Neden çünkü birbirimize göstermek istediğimiz taraflarımızı gösteriyoruz. Peki ya gerçek hayatta öyle mi değil. Karşındaki insan sinirlendiğinde nasıl davranıyor, zor bir gününde nasıl biri, tartışınca ne yapıyor, sessiz kaldığında yanında nasıl hissediyorsun. Bu soruların cevaplarını yaşamadan bir insanı gerçekten tanıdığımızı nasıl söyleyebiliriz ki.
Yoksa karşıdakinden mesaj beklemek, onu özlemek, gece saatlerce konuşmak elbette gerçek duygular. Ama gerçek duygu yaşamakla gerçek bir ilişki yaşamak aynı şey değil. O yüzden sanalda yaşanan şey çoğu zaman kişiye değil, kendi zihnimizde oluşturduğumuz haline duyduğumuz bir bağ. Hatta bazen karşımızdaki insanın birkaç cümlesinden koca bir karakter yaratıyoruz. Beyaz atlı prens, kül kedisi bla bla..