Geçen
@RK bir konu açmıştı , onun altına tamda sinir bozucu özellikli üye profilini yazmıştım.
Buraya yapıştırayım;
Bir ortamın kalitesini düşürmek için kötü niyetli olmaya, kavga çıkarmaya ya da kimseye hakaret etmeye gerek yok. Bazen insanın sadece kendini bulunduğu yerden daha önemli sanması yeterli.
Her ortama girildiğinde konuşmak, her muhabbete dahil olmak, her şakayı yapmak zorunda hisseden insanlar var. Sessiz kalmayı pasiflik, mesafeyi soğukluk, nezaketi de samimiyetsizlik sanıyorlar. Oysa sosyal zekânın önemli bir kısmı ne söyleyeceğini bilmekten önce, ne zaman susacağını ve nerede duracağını bilmektir.
Çünkü her ortamın görünmeyen bir dengesi vardır. İnsanlar birbirlerinin sınırlarını, mizahını, üslubunu ve geçmişini az çok bilir. Yeni gelen kişinin yapması gereken o dengeyi bozmak değil, önce anlamaktır. Samimiyet güzeldir; fakat ölçüsüz samimiyet, bir süre sonra karakter değil gürültü üretir.
Üstelik kalite sadece insanların bilgisiyle, kültürüyle ya da statüsüyle oluşmaz. Biraz da birbirine gösterilen özenle oluşur. Bazı insanlar girdikleri ortama değer katar; bazıları ise hiçbir şey yapmadan, yalnızca davranış biçimleriyle o değeri tüketir.
İşin ironik tarafı şu: Bir ortamı güzelleştirmek için yılların birikimi, güveni ve karşılıklı saygısı gerekir. Ama o atmosferi bozmak için bazen tek bir insanın ölçüsüz özgüveni ve sıfır ortam okuma becerisi yeter.
Kısacası mesele çok konuşmak ya da susmak değil.
Mesele, bulunduğun yere kendinden ne kattığını fark edebilmek.
Çünkü bazı insanlar girdikleri yere renk katar; bazıları ise bütün renklerin neden solduğunu anlamadan ortamdan ayrılır.
İşte bunun farkında olmayan üye özellikleri…