ᗩᑎEKᗪOT

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 4 saat önce aktifti
Bazen bir kitapta tek bir cümleye rastlarsin ve sayfayi ceviremezsin. Bazen yillar önce yasamis birinin düsüncesi, bugün zihninden gecen bir seye dokunur. Bazen de okudugun birkac satir, kendi icinde cok daha uzun bir konusmanin kapisini acar.

Burasi biraz bunun icin.

Karsima cikan alintilari, kücük hikayeleri, düsünceleri; bazen de onlarin bende biraktigi izleri paylasacagim bir köse olsun istedim. Edebiyattan psikolojiye, felsefeden insanin gündelik hâllerine kadar zihnime takilan ne varsa...

Her paylastigim seye katildigim anlamina da gelmeyecek. Bazen yalnizca düsündürdügü icin burada olacak. Cünkü bana göre bir düsüncenin degerli olmasi icin mutlaka dogru olmasi gerekmiyor; bazen insana kendi dogrusunu sorgulatmasi bile yeterli.

Burasi yalnizca benim konustugum bir yer de olmasin.

Isteyen karsisina cikan bir sözü, bir alintiyi, kücük bir anekdotu birakabilir. Isteyen katilir, isteyen itiraz eder, isteyen bambaska bir yerinden bakar.

Belki bazi cümlelerin tek ihtiyaci, üzerinde biraz daha düsünülmektir.

Anekdot'a hos geldiniz.
 
Bize Sorulmadan Baslayan Hikaye
Insanin en büyük yanilgilarindan biri, hayatinin bütünüyle kendisine ait oldugunu sanmasi belki de. Oysa hikâyenin en önemli cümlesi bile bize sorulmadan yazildi: Dogduk.

Ne zaman gelecegimizi sectik ne de nereye düsecegimizi. Bir cografyanin ortasinda gözlerimizi actik; adimizi baskalari verdi, ilk kelimelerimizi baskalarindan ögrendik. Bir dil, bir aile, bir kültür, bir inanc, bir gecmis... Henüz "ben" diyemeden, kimligimizin duvarlari coktan örülmeye baslanmisti.

Sonra büyüdük ve bütün bunlarin icinden kendimize ait bir insan cikarmaya calistik.

Belki de asil tuhaflik burada basliyor.

Bize sorulmadan giydirilen bir hayat hirkasinin icinde, ömrümüz boyunca neden onu giydigimizi anlamaya calisiyoruz. Kimi buna kader diyor, kimi tesadüf, kimi Tanri'nin takdiri. Ismini ne koyarsak koyalim, degismeyen bir sey var: Baslangicinda bizim imzamiz yok.

Ve sonunda da olmayacak.

Bir gün, geldigimiz kadar habersiz gidecegiz. Biriktirdigimiz esyalar, büyük sandigimiz meseleler, geceleri ugruna uykusuz kaldigimiz insanlar, kirginliklarimiz, zaferlerimiz... Hepsi bizden sonra bir süre daha dünyada kalacak. Biz ise cevabini aradigimiz sorulari belki yine cevaplayamadan cekip gidecegiz.

Bu yüzden bazen hayat bana iki karanlik kapinin arasinda yakilmis kücük bir mum gibi geliyor. Nereden geldigimizi tam bilmiyoruz, nereye gittigimizi da. Bildigimiz tek sey, bir süreligine burada oldugumuz.

Belki mesele neden geldigimizi cözmek de degildir.

Belki insanin elindeki tek gercek özgürlük, kendisine sorulmadan baslatilan bu hikâyenin ortasina, kendisine ait birkac cümle birakabilmektir.

Cünkü ilk cümleyi biz yazmadik.

Son noktayi da biz koymayacagiz.

Ama ikisinin arasinda kalan o kücük bosluk...

Belki de bize ait olan tek yer tam olarak orasidir.




v6wZi3Zy5mjdj-gFLii1vgBAL77qFWoMxAlr7YbOREpuIQjEii1m47HDGkFImiwo_Udm65Hsr4Nvic7rtvjdzKyIL6XKRQtcXMPpT76L9V8ypdoiE-_SSSP7pkwEc8_zyrf4YOCMUMMdowMYufDjXzjmMq6ECz3EhVepEL0g3REeWPPxI47Ki3mmoJvAAn6p
 
Hüccetü'l İslâm: İmam Gazâlî Hazretleri - Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş



Gazâlî der ki: “Yüz, kalbin suyundan içer.”

Yani insanın kalbinde ne varsa, er ya da geç yüzüne vurur. İç dünyandaki huzur da, kin de, merhamet de, karanlık da mimiklerine siner.


***
Bunu yas aldikca daha iyi anliyorum.

Hayatimda yüzü cok güzel olup, tanidikca gözümde bütün güzelligini kaybeden insanlar da oldu..
ilk bakista hic dikkatimi cekmeyip, tanidikca yüzünü güzel görmeye basladigim insanlar da. Yüzleri degismedi aslinda, benim gördügüm sey degisti.

Insanin icinde tasidigi sey, bir süre sonra bakisina, gülüsüne, hatta sususuna bile karisiyor. Sanirim bu yüzden bir insani tanidiktan sonra yüzüne bir daha ilk günkü gibi bakamiyoruz.


***
 



Kendime gelmem gereken konular var.


***
 
6c46f6b9988fcf1940720bad33fd4c871e495df2.jpg



Karanlık ama umutsuz değil.
Yalnız ama sahipsiz değil.
Yaralı ama yıkılmış değil.
Ve kapısı açık olmasına rağmen, herkesin girebileceği bir yer de değil.


O yüzden bu resme bakınca karanlık değil, kendime ait bir sessizlik görüyorum.
Herkes için ürkütücü olabilecek o sisin, kurumuş dalların ve eski kapının içinde ben degisik bir huzur buluyorum.


***
 



Sonbahari pek sevdigimi söyleyemem aslinda. Ama her gelisinde, istemeden de olsa sevecek bir seyler buluyorum onda.

Yine uzun uzun yagmurlar yagacak.

Almanya burasi...
gökyüzü günlerce ayni griye bürünecek, hava biraz kasvetlenecek. Sonra gün gectikce sisler cökecek sokaklara. Sabahlar daha sessiz, aksamlar daha erken gelecek.

Disarisi sogudukca sicak bir cay bardagini iki elimin arasina alip isinacagim. Sonra kendi köseme cekilip, los bir isigin altinda kitaplar okuyacagim. Disarida yagmur yagarken sayfalarin arasinda kaybolmanin verdigi o garip huzuru yine sevecegim.

Agaclar yavas yavas renk degistirecek.
Sari, kizil, kahverengi...
Her yil görmüs olmama ragmen yine durup hayran hayran bakacagim.
Sokaklari kaplayan kuru yapraklarin üzerinde yürümek ise bambaska.. ayaklarimin altinda cikardiklari o sesi cocukca bir zevkle dinleyecegim.

Benim sonbaharla meselem de biraz böyle.

Kendisini sevmiyorum belki, ama bana hissettirdigi bazi seyleri seviyorum.


***

ab5f5c94c6ea599b862837d03626328f.jpg



****
 


Sanirim benim meselem baska..

Giderken özlemeyecegim, kalirken de kendimden vazgecmeyecegim bir yer ariyorum.


***
 
4d3c9ba3dfb9fe7f6c3e11e043a69803.jpg



Söyledigim her söz, benden cok önce baskalarinin dilinden gecmis cümlelerin baska bir sureti gibi geliyor bana. Oysa ben kimsenin henüz duymadigi bir seyi söylemek, gözün vardigi yerde durmayip görünen dünyanin ardina gecmek istiyorum.

Bazen cenemi avuclarima yasliyor, gözlerimi yere ya da uzak bir ufka birakiyorum. Baktigim seyleri degil, onlarin bittigi yerde baslayanlari merak ediyorum.

Fakat toprak susuyor. Ufuk ise ben yaklastikca biraz daha uzaklasiyor.

Sanki ikisi de bu merakima sessizce gülüyor.

Gözlerim önüme serilen hakikatleri görmekte bile bu kadar acizken, saklananlarin pesine düsecek cesareti nereden buluyorum, bilmiyorum.

Ama yine de bakiyorum.

Cünkü görünen, hicbir zaman bana yetmiyor.


***
 



Beni 12 yerimden bicaklayan sarki ..

***


Bana bir sebep ver; yanıldığımı kanıtlayacak,
geçmişi temizleyip aramızdaki mesafeyi ortadan kaldıracak bir sebep.
Kaybettiklerimizi ve geride kalanları hatırlayayım;

aramızdaki bu uçurumu aşabilmek için bana bir neden bırak. 🎶 🎶


***
 
image.jpeg

- Beni niye bırakıp gittin Müzeyyen?
- Elimde değildi, kendime engel olamadım. Ona aşıktım. Seni üzmek istemezdim ama kendimden de vazgeçemedim.
- Değdi mi peki?
- Mesele bu değil ki, yaşamam gerekiyordu yaşadım. Ama biliyorsun işte bitiyor en nihayetinde her şey gibi.
- Çay için teşekkürler.
- Gitme! Lütfen! Diyelim ki gitmedim. Seninle beraber olmaya devam ettik. Ne değişecekti? Ne yapacaktık?
- Sevişirdik.
- Başka?
- Sabahları beraber uyanırdık. Ben senden önce kalkardım. Senin uyuyuşunu izlerdim. Sonra sen uyanırdın. Bana gülümserdin.
- Sonra?
- Sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum. O ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eritişini izlerdim.
- Sonra?
- Sonra, en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum.
- Güzelmiş.
- Sonra dışarı çıkardık. Dışarıda yağmur yağıyor olurdu. Biz şemsiyeyi almazdık. Sırılsıklam olurduk. Sonra sen bana sokulurdun. Ama saçağın altına hiç girmezdik. Sonra sen üşütürdün. Ayakların buz gibi olurdu. Ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. Sonra bayramları babaannenin mezarını ziyaret etmeye giderdik.
- Gider miydik gerçekten?
- Giderdik. Hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. Hiçbir şey yapmazdım; gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. Orada öylece ağlayışını izlerdim senin. Başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. Sonra hiçbir şey yapmazdık. öylece otururduk. Çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. Hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık.
- O zaman, bir çay daha içelim mi?
- Daha fazla çay içmek istemiyorum ben.

***

Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki.


***
 
a3eaa68fc85bf037f17c2ef063944db0aedf9ae2.jpg


Mücadeleye değer...
Bir hayat pahasına da olsa değer..


***
 



Herkesin beğendiği renge koşmam.. benim rengim belli.
Size göre doğru olan, bana göre yanlış olabilir.
Sevilmek uğruna kendimi eğip bükmem, birilerinin doğrularına benzeyip kabul görmeye de çalışmam.

Ben, benim gibiyim.
Eksiklerimle, çelişkilerimle, sevdiğim ve sevmediğim her şeyle.


***
 
tumblr_3c7c4df338613818b5993e18b40aef28_ef237988_540.jpg


sarar ayazı, gül kokusu. nedir ki derdin senin?
gelip de geçme gönül kapımdan,
yürek bu nâr da açar.
deşip de girme göğüs inine,
içime sevda kaçar.


***
 
86e6300266d1c05a92099c9d60c786d3.jpg




İhtimallerden bir ihtimal olsaydın,
Hayal denizinden bir damla,
Belki hakikat rıhtımına ulaşabilirdi…
Bizim ihtimal diyerek yürüdüğümüz yol da kaderin içinde, unut
ma…


***
 
bildschirmfoto-2023-12-17-um-15-01-00-png.11957.png


Her balkon gizli darağacıdır, çık yataktan birer sigara yakalım...

***
 
tumblr_48368d237fbcd6dfc3432e2fae433e30_e7d83978_540.jpg



Öyle alelacele sigara yakıp dudaklara yerleştirmeye benzemiyor seninle konuşmak bazen..
kendimle dövüşmek gibi.


***
 
Geri