Gelen boşluğu isteyen istediğiyle doldurmuş. Boşluğun sahibi de umursamazın tekiymiş, hem kendini boşluğun sahibi olarak da görmüyormuş, sadece uzun süredir orada yaşadığı için, o yer onun gibi bir şey olmuş. Bunu görenler ille de içinin bir anlamı olması gerektiğine karar verip, isimler takıp durmuşlar kondukları noktaya. Sonra bir gün gelmiş boşlukta yaşayan adam uyanmış, açmış gözünü. Birikmiş de birikmiş isimler, anlamlar. Birini çıkardıkça diğeri çıkmış, diğerini çıkardıkça öteki kafasını uzatmış "ben de buradayım" diye. Bakmış ki sonu hiç gelmiyor bu tanımların, o da kendince kafasına estiği şeyi söylemiş. Hem sahibi değil miymiş oranın, son ve en etkili söz onun olmalıymış. O da aklına geldikçe, sıkıldıkça değiştirmiş isimleri. Böylece yapıştırılan onca anlam, konan onca isim anlamsız birer çöplük olmuş ve unutulup gitmiiiş.