Günlük Dönüp Dolaşıp Aynı Yere Gelmiyor Muyuz?

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 2 saat önce aktifti
hatayı bilinçli yapmadı,
hata yaptığını fark etmediği için sürekli kendini haklı zannetti.
haklı zannettikçe ezmeye devam etti,
ezdikçe azaldığını da fark edemedi.
ilk hatanın sorumluluğunu alsaydı sonrakileri de aynı kararlılıkla yapacak ya da hiç yapmayacaktı.
zincirleme bir şekilde hataları tekrarlayıp durdu.
çözüm ezilendeydi.
ezilen hataları aşıp, ezeni affetmeyi başardı.
eksilen de artan da eşitlendi.
 
Duygu kelimesinin kökeninde bile hareket var.
Hücreler sürekli çalışıyor.
Bu tembellik ve boşvermişlik niye o halde?
 
Madem hayat hep beklemediklerimizi önümüze koyuyor, o halde ters yönde beklenti oluşturalım.

Belki o zaman bir şeyler düzelir.
 
seni anlıyorum dostum ama senin için hiçbir şey yapmayacağım.
durup izleyeceğim sadece.
bölündüm resmen.
 
sabaha kadar çalıştığım gecelerin sabahında inanılmaz dinç oluyorum.
bu tamamen zihinsel bir şey.

stres uykuyu getiriyor, uyku stresi artırıyor, işler artıyor, stres artıyor, uyku yine geliyor.
kısır döngü.
 
uykuma yenik düşebilirim.
bedenim mola ver diyor, zihnim azcık daha diren diyor.
ikisinin arasında kalan kim?
 
"sana değil kendime kızardım ben"

"acıyı sevmek olur mu?"

baydınız he! beynimde yankılanmaktan vazgeçin artık.
 
Hiçbir şey yok olmaz, dönüşür.

Kaybettiklerim nerede? Neye dönüştüler?
 
"beni beğenmiyorsan yaptıklarımı yapma"
 
ya hep ya hiç
uçlarda dolanıp duruyoruz
orta noktayı bir türlü bulamadık...
 
"Sürekli affediyoruz diye, karşımızdaki vazgeçilmez olduğunu sanıyor.

Halbuki o şansı size değil, harcadığımız emeklere veriyoruz."

Nejat İşler
 
"Her geçen gün daha az, daha güçsüz şekilde arzuladığımı fark ediyorum. Öyle ki duygularıma bir nevi atalet hakim olmuştu, hatta belki böylesi bir ifade daha doğru olacaktır. Zihinsel bir iktidarsızlıktan, hayata tutkuyla tutunma becerisinin yokluğundan muzdariptim."

Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig
 
"Çünkü doğru düzgün bitirilmeyen şeylerin ardında hep açık bir kapı, keşfedilmemiş bir olasılık, her şeyin yine eskisi gibi olacağına dair bir ihtimal kalır."
Aldatmak - Paulo Coelho


Ah şu yarım kalanlar, yediniz bitirdiniz beni!
 
Kavga eden iki köpeği izledin mi? Hemen kavgaya tutuşmazlar. Önce gövde gösterisinde bulunurlar. İkisi de havlamaya başlar. Bu kimin daha kuvvetli olduğunu ölçmek, değerlendirmek için bir oyundur yalnızca. Hemen kavgaya tutuşmayacaklar, çünkü bu aptallık; bunu ancak insanlar yapar. Önce birbirlerine havlamayı, birbirilerinin üzerine atlamayı, bütünlüklerini göstermeyi deneyecekler. Bir tanesi "Ben buyum" diyecek, öteki de "Ben buyum" diyecek. Sonra hemen değerlendirecekler: Bu değerlendirme başka birisinin onları ikna etmesini gerektirmez. Hemen bir tanesi daha güçsüz olduğunu hisseder, kuyruğunu indirir ve yoluna devam eder. "Buraya kadar. Kavga etmenin ne anlamı var? Ben güçsüzüm, sen daha kuvvetlisin ve daha kuvvetli olan kazanacak! Anlamı kalmadı." Korkak olduğundan değil, açıkça akıllı olduğu için. Ben buna korkaklık demem.


Osho - Çamların Kadim Müziği
 
"‘Çok bilmiş’ olmak için, malumunuz, az bilmek hatta belli konuları hiç bilmemek gerekiyor. ‘Az bilmek’ ve olabildiğince ‘az düşünmek’ gibi nitelikler, yerli ve milli eğitim tornamızın yurttaşlara yaşamlarının ilk yıllarında kazandırmaya çalıştığı ve büyük ölçüde başardığı hasletler, aynı zamanda."
...
"Eskiden, örneğin İstanbul’da çok daha fazla kar yağdığı için uzun kar tatilleri olabiliyor ve bu durum eğitimin zararlı etkilerini biraz olsun giderebiliyordu. Şimdi pek kar yağmadığı gibi, ne yazık ki tatilleri de kısaltmaya niyetliler ki bu, genç insanların eğitime daha uzun saatler maruz kalacağı anlamına geliyor!"


Murat Sevinç'in bugünkü Diken'deki yazısından alıntıdır.
 
Son düzenleme:
"Sokakta giderken, kendi kendime gülümsediğimin farkına vardığım zaman
Beni deli zannedeceklerini düşünüp
Gülümsüyorum."

Orhan Veli Kanık
 
Geri