Dolmabahçe'ye Taşınan Bir Aralık Akşamı - Yılmaz Erdoğan

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 2756 gün önce aktifti

Dolmabahçeye taşınan bir aralık akşamı
​
​

Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul muydu yüzün, yoksa​

çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne​

Dolmabahçe'de, çay tadında....​

Divit ucuyla yazılmıs bir aşkın sureti vardı avuçlarında,​

tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.​

Ben rehmedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama​

yüreği takvim yokuşlarında....​

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,​

sesinin sesimde yankılanmasının.. sanki perdedekine​

üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün​

içime.. Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim​

seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe​

seyrediyorum...​

Kadın, Beyoğlu'nun bir kış akşamında,​

üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan​

muzdarip yürüyordu.. Adam da.. Yürümek hiçbir şeyi​

çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında​

yaralı bir öyküyü taşıyordu adam.. Kadının yüzünde​

bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...​

Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti..​

.. Soğuğun ve karanlığın vehameti!​

Hayatı, bir başkasının pantolunu gibi, küçültülmüş,​

daraltılmıs.. ilk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler,​

yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar​

bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen​

yazlar... Hepsi daraltılmış.. Yaşananlara bir beden​

büyük geliyor artık hayat!​

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık​

olmak içinse erken.. Beni sevda yerimden vurdu yine​

zaman.. şimdi sana söylenecek tek cümle:​

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı..​

Yazar : YILMAZ ERDOĞAN ​
 
Geri