Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Burası beğendiğim şeylerle az biraz da benim yazılarımla kokacak.
Okuduğum bölümün etkisi ile kah kitap isimleri havada uçuşacak kah şiirlerden bir lokmalık tabaklar yapılacak.
Kadınsı, erkeksi seslerle dolup taşacak.
İz bırakmadan silinik olmak istemem.
Bir adam bir kadını severken "Kaburgamın altın parçası" der mi yahu?
Bir kadının dişlerindeki elma kokusunu hissedebilir mi?
Böyle adamlar dünyaya ben varken gelselerdi ya Allah'ım. Şimdilerde ince ruh dediğimde gülüyor hepsi.
Bu sokaktan aşağı avucumu ağzıma vurup sesler çıkararak koşmak istiyorum.
Arkamda benim için kaygılı bir tebessümle bağıran adam.
- Sokağın sonunda duramazsan ve dizlerini yaralarsan ilacın sokağın başında sakın ağlama diye sesleniyor.
Tabi bunlar hep hayal. Buralar önceden hep hayallikti dedirten adamlar yaşıyorlarsa umut et pi.
“Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir.
Her zaman. Bunu hiç unutma Meryem….
Seninle benim gibi kadınlara hayatta yalnızca bir, tek bir marifet gereklidir, o da zaten okulda öğretilmez.
O ‘tahammül’dür.
Sabretmek.
Katlanmak.
Sahip olduğumuz tek şey bu yeteneğimizdir….
Bir erkeğin kalbi fesat, habir bir şeydir, Meryem.
Bir ananın rahmine hiç benzemez. Kanamaz, sana yer açmak için genişlemez.”
Aşk, sevgiliyle bir aradayken fark edilmesi güç bir yük! Bir başına kalınca insan, zalim duygular içinde can çekişmeye başlayınca, yüzünü daha keskin gösteriyor. Sevgiliyle ilgisi olmayan, darmadağın bir serserilik hali... Sürekli yürekte taşınan özlem, derin bir sızı olarak içe işleyen kıskançlık, sonu gelmez, hiçbir kökü olmayan kederli haller...
Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı - Enver Aysever
İnsanlar birbirini ne kadar iyi anlıyorlardı...Bir de ben bu halimle kalkıp başka bir insanın kafasının içini tahlil etmek,onun düz veya karışık ruhunu görmek istiyordum.Dünyanın en basit,en zavallı,hatta en ahmak adamı bile insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?