Çin yeni yılımız kutlu olsun.
Nice yıllara June.
2020 Şubat ayı pandemi henüz -sözde- ülkemizde görülmemişti. Coucsurfing ile bir Çinli kız mesaj atmıştı, "iki günlüğüne beni misafir edebilir misin?" diye. kabul ettim. Kızın ismi June, geldi Bursa'ya. İlk gün şehri gezdirip turistik yerlerin hikayelerini anlattım. Akşam pideli köfte yedik, üstüne künefe söyledik. Kız acı biberle künefe yiyip ikisi beraber çok güzel gidiyor dedi. Neyse, ikinci gün kızı evde bıraktım "ben kendim gezerim, hallederim" demişti. Akşam şehir merkezinde buluştuk, kızın elinde acıbadem kurabiyesi var, almış gelmiş, bana veriyor, çok güzel yemelisin falan diye. Bu akşam eve gidelim yemeği ben yapayım sana dedi. Markete gittik. Ispanak, yumurta, taze soğan ve patates aldı. Bu dört malzemeden sana iki course yemek yapacağım dedi. Birinci yemek patatesleri incecik doğradı. Bir çorba kaşığı yağ ile çıtır patates yaptı. Üç dakika kızarttı, oldu bunlar dedi ve çiğ patatesi masaya koydu. İkinci yemek için ıspanakları yıkadı, doğradı ve tencereye su koyup ıspanakları haşlamaya aldı. Taze soğanları dilim dilim doğradı ve içine attı. Kaynadıktan beş altı dakika sonra yumurtayı -evet, yumurtayı- bu suyun içine kırdı, tuz ilave etti. Beş dakika sonra yemeğin hazır olduğunu iddia etti. Çorbamsı, ıspanakımsı, yumurtalı sıvıyı bir kaseye koydu ve haydi yiyelim dedi. Bir kaşık içtim, sonra üç dakika kendime gelemedim. Çiğ patates zaten mideme oturdu. Resmen aç aç onu izliyordum, June yanıma num num num götürdü yemeği.
Böyle bir misafirlikti. Değişikti. Bana giderken dilek kağıdı bırakmıştı. Çin'de her yıl başı insanlar evinin camlarına dilek kağıdı asarmış, o yıldan beklediğini yazıp (aşk, para, sağlık vs). Bana hangi dilek kağıdından istediğimi sordu. Ben tabii ki "varsa karışık" diye genel, hayırlısı bir dilek kağıdı tercih. Hala duvarımda asılıdır.
Hoşça kal June.