Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor. Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim. Senden kopardım çiçeklerin en solmazını Toprakların en bereketlisini sende sürdüm Sende tattım yemişlerin cümlesini.. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin.. Desem ki İnan bana sevgilim inan Evimde şenliksin bahçemde bahar Ve soframda en eski şarap Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme müsterih ol, Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini Ve neden sonra, Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum...
Dedim ya çok değişmişsin. Beni benden alan sen gitmiş, beni uçuruma iten, aksi bir herif gelmiş yerine. Yine de lafım yok. Allah beni kahretsin ki; Bile bile değil, Öle öle seviyorum.
Unuttum ulan! Ötesi yok!
Unutmaya mahkum edilmiş bir benin, unutma öyküsüdür bu.
Düşleri çalışmış bir hayatın;
Baharsız dalları gibi kurak düştü yürek mevsimlerim.
Dününden haciz edilmiş yarınlar ile,Umutsuz bir yolculuğa kimsesiz uğurlanmanın en acı sahnesinde.
Unutuldum… ve…
Unuttum işte…
Sen hayatıma girmeden önce değildim ben böyle.
Ve inanır mısın, kimseyi sevmemiştim böyle ölesiye.
Değer bilmedin.
Varmış gibi görünen ama asında olmayan tek organındı kalbin.
Hani derdim ya sana, sen “aşk”sın diye..
Değilmişsin. Sen bir hiç’mişsin gözlerimde.
Ve son kez geçmişe bakıyorum, “Neyim var?” diye.
Sen varsın...
Ve hep de geride kalacaksın!
Bugün pazar, Bugün sen gitmiştin, Bugün matematikçilere küfür etmiştim, Bugün problemlerin hepsinde ben eksiktim.. 2-1= '0'dı bugün.. İşte bugün sen çıktın hayatımdan.
Alışkanlıklarımla dolduruyorum boşluklarımı.
Eski bir kitap
eski bir arkadaş
eski bir şarkı...
Yaşamaktan ve yazmaktan sahnelerini ezberlediğim oyun
seninle yenileniyor.
Rüyalarım olmazdı oysa.
Yalnızlık derin bir uyku koynundayken canımı acıtmazdı.
Şimdi
uyanmak için seninle boğuştuğum
uyanmak için sana yalvardığım rüyalarla geçiyor uykularım.
Uyandır beni küçük adam!
Uyandır ve çık sokaklara.
Odalara kapattığın bedeninin ruhu bende!
Kırılmış ve rüzgârına küsmüş bir dal sitemkârlığında bana bakan yüzün
uykulardan kaçtığım günlerin telaşında bile bırakmıyor aklımı.
Sokaklara çık!
Bir serserilik yap
bir delilik
bir iyilik...
Alışkanlıklarım doldurmuyor boşluklarımı.
Her eski
yeniye duyduğu öfkeyi benden alıyor.
Hatırıma yer etmişlerim unutulmanın hıncıyla
kendini unutturmamacasına saldırıyor.
Neye sarılsam bana vefayı anlatıyor
vefasızlığımı vuruyor yüzüme.
İstanbul bile karşımda.
İstanbul bile eskiye alınmanın alınganlığıyla
sırtını dönüyor bana.
Yazmaya bulduğum çareler kelimelerimi kemiriyor.
Kalır ayak kanayan bir iç bulanmasında her şeyi kusup üstüme düşleri de berbat ediyorum.
Unutuyorum her seferinde.
Neresinde kalmıştık ayrılığın?
Hareketsizliğe alışamamış ayaklarım
eski şehirleri getiren adımları kapımdan kovamıyor.
Sana seslendiğimi sandığım her yazı da yaz ellerimi üşütüyor.
“Çık sokaklara” bende bir feryat artık.
Ve kapanıklılığın duvarları aşıyor da suretini yaşatırcasına beni buluyor.
Asıl düşmanlarını hatırladım bu öykünün ama çok geç
Kalbim o kadar isyankar, o kadar nefret dolu ki bu aralar,
Ne zaman birini sevmeye kalksam, kalktığım gibi oturuyorum nefes nefese.
Ve ne zaman uyumaya çalışsam, dışarıdaki çocukların kahkaları gibi uyandırıyor, o sessizce söyleyip gittiğin elveda.
Uykularımı da alıp götürdün ya, ölsem unutmam seni.
İşin kolayına kaçmadım
Uğruna ölmedim yani
Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
Sen bunu da bilmedin
Ben bir bakışına bin anlam yükledim
Sen aşka kestirmeden gittin
...
GİT!
.../ne unutacak kadar nefret ettin
ne hatırlayacak kadar sevdin
yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin
biliyorum
beni hep bulmamak için aradın
yanılgımdın
yandığımdın
yangındın...