Çerçeve yasa 18 saatlik maratonun ardından komisyondan geçti

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 5 saat önce aktifti
Yeni çözüm sürecinin hukuki çerçevesini oluşturan kanun teklifi, TBMM Adalet Komisyonu’nda 18 saat süren görüşmelerin ardından kabul edildi. 12 maddelik teklif, TBMM Genel Kurulu’na sevk edilecek.
TBMM Adalet Komisyonu, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni kabul etti. Adalet Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında toplanan komisyon, teklifi yaklaşık 18 saat süren görüşmelerin ardından onayladı. Teklif şimdi TBMM Genel Kurulu’na gidecek. Görüşmelerin pazartesi günü Genel Kurul gündemine gelmesi bekleniyor.

Görüşmeler gerginlikle geçti​

Cuma günü saat 15.30’da başlayan görüşmeler, salonun yetersiz kalması yüzünden gerginlikle açıldı. İYİ Parti milletvekilleri, görüşmelerin daha büyük bir salona taşınmasını talep etti. Komisyon Başkanı Yüksel bu talebi reddetti. Görüşmeler boyunca milletvekilleri arasında sözlü atışmalar yaşandı. DEM Parti ile YENİ Parti milletvekilleri, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş üzerinden tartıştı.

DEM Parti Milletvekili Saruhan Oluç, YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir’in sözlerine, “Demirtaş sizin kullanışlı aletiniz değil. O bizim yoldaşımız” diyerek karşılık verdi.

Teklif neler öngörüyor​

12 maddeden oluşan teklife göre, örgüt faaliyeti kapsamında üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl ertelenecek.

15 yıldan fazla hapis, müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar ise 10 yıl ertelenecek.

Erteleme, PKK ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi şartına bağlanıyor.


Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 öncesinde işlenen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren bazı suçlar, düzenleme kapsamı dışında tutulacak.

Çerçeve yasa 18 saatlik maratonun ardından komisyondan geçti

Yeni kurullar oluşturulacak​

Sürecin izlenmesi için Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul kurulacak. Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri yer alacak. Kurul, gerektiğinde alt komisyonlar oluşturabilecek. TBMM bünyesinde ayrıca 17 üyeden oluşan bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. Bu komisyon, düzenlemenin uygulanmasını ve sürecin Meclis ayağını denetleyecek.

Partilerin tutumu farklılaştı​

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Kanun teklifi Adalet Komisyonunda 18 saat süren görüşmelerden sonra kabul edilmiştir” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, görüşmelerin sonunda, “Eleştiren, öneri sunan, katkı sunan bütün milletvekili arkadaşlara, bunu samimiyetle yapan bütün arkadaşların emeğine yüreğine sağlık” diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili İnan Akgün Alp, partisinin teklife destek verdiğini açıkladı. Alp, sürecin demokratikleşme adımlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı. YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise teklifte demokratikleşmeye ilişkin düzenleme bulunmadığını öne sürdü. Emir, “Kürt sorununun temelinde de adalet ve demokrasi sorunu vardır” dedi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, düzenlemenin af niteliği taşımadığını ve mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldırmadığını savundu.
 



iktidarı, muhalefeti herkes kendilerine verilen görevi yerine getiriyor. yazık.
 
çıkacak çıkacak
 
Uzun zaman önce anladım ki Türkiye'deki siyaset bundan ibaretmiş onun için siyasi polemiğe girmeye gerek yokmuş.depositphotos_379543766-stock-illustration-pyramid-puppets-starts-workers-climbs.jpg
 
Yani tam olarak ne olsun istiyorsunuz bana diyin
 
Yeni parti yetmez ama evet demiştir ve barajı geçme şansını kaybetmiştir
 
Olumlu buluyorum ama yeterli bulmuyorum.

AKP/MHP samimi vs tartışmalardan bağımsız samimiyet turnusolunu bir kenara bırakarak fikirlerimi yazayım.

Kürt meselesi, kendiliğinden ortaya çıkmış bir güvenlik problemi değil neticede. Cumhuriyetin özellikle belirli dönemlerinde uygulanan inkar, asimilasyon ve baskı politikaları, faili meçhuller, köy yakma ve boşaltmalar, jitem uygulamaları, siyasal ve kültürel yasaklar, Kürt kimliğinin ve dilinin kamusal alanda bastırılması gibi uygulamalarla derinleşmiş ve katmerlenmiş bir sorun. Dolayısıyla bugün “Kürt sorunu” dediğimiz meselenin çözümü, yalnızca silahların susması veya güvenlik politikalarının sona ermesiyle tamamlanabilecek bir mesele değildir. Sorunu doğuran siyasal ve toplumsal zeminin de demokratikleştirilmesi gerek.

Evet Kürt silahlı hareketi başlangıçta ulus-devlet perspektifi içerisinde şekillendi, daha sonra sosyalist bir perspektif sundu şu anda ise Öcalan’ın ortaya koyduğu demokratik toplum ve demokratik ulus perspektifinde farklı bir noktaya evrildi. Buradaki temel fikir, mevcut devlet yapısının demokratikleştirilmesi, farklı kimliklerin ve toplulukların eşit ve özgür biçimde bir arada yaşayabileceği demokratik bir siyasal düzen kurulması fikri. Bu fikre kim neden karşı çıksın ki?

Daha önce defalarca yazdım forumda tekrar altını çizeyim Türk ve Kürt halkları arasında artık bir sorun yok. Halkların kendisi barışalı çok oldu, bunu kaşıyan kesimler var sadece. Bundandır ki çözümü yeni ayrışmalarda değil, birlikte yaşamın demokratik esaslarını güçlendirmekte aramak hem daha rasyonel hem de çağın koşullarına kesinlikle daha uygun. Hele ki mevcut ortadoğu konjönktüründe.

Fakat tam da burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor

Demokratik Türkiye, yalnızca Kürt meselesinin çözümü değil. Kürt meselesinin çözümünün de içinde bir parçası olan daha geniş bir demokratikleşme projesi olmak zorunda. Benim bu süreç başladığında anladığım da buydu.

Eğer nihai amaç gerçekten “Demokratik Türkiye” ise, bunun sonucu yalnızca birkaç tutuklu veya hükümlünün cezaevinden çıkması, birkaç hukuki düzenlemenin yapılması ya da silahlı çatışmanın sona ermesi olmamalı.

Bugün Türkiye’de yargı bağımsızlığı hala yok ise, yargı hala iktidar mücadelelerinin bir aparatı olarak kullanılıyorsa, seçilmiş belediye başkanları hakkında son derece tartışmalı deliller ve sahte gizli tanık beyanları üzerinden operasyonlar yapılıyorsa, farklı yaşam tarzlarına sahip insanlar üzerinde hala yoğun baskılar yapılıyorsa, bir komedyen yaptığı gösteri nedeniyle tutuklanıyorsa, gazeteciler yaptıkları haberlerden kaynaklı tutuklanıyorsa, bir müzik grubunun sahnedeki performansı üzerinden insanların yaşam tarzı hedef alınıp dansları üzerinden müstehcenlik ettiniz deniyorsa, bu iş böyle olmaz ve eksik kalır. Her yerde baskı devam ediyor, ama Kürtlere siyaset alanı açıyoruz? E yapamayacaklar ki yine. Muhalefetin adayına destek oldular diyelim ki hoop yine enselerine binilecek.

Yani meseleyi yalnızca Kürtlerin devletle ilişkisi üzerinden değil, Türkiyede yaşayan bütün toplumsal kesimlerin özgür ve eşit bir siyasal zeminde birlikte yaşaması üzerinden ele almak gerekiyor.

Uzun lafın kısası bu çerceve yasa eğer gerçekten bir çözüm sürecinin hukuki ve siyasal zemini olacaksa, yalnızca silahların bırakılmasını veya belirli kişilerin hukuki durumunu düzenleyen dar bir metne dönüşmemeli. Bu ilk adım olmalı. Bunun devamında demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırıldığı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güçlendirildiği, yerel demokrasinin ve seçilmişlerin iradesinin güvence altına alındığı, yargının bağımsızlığının gerçekten tesis edildiği ve farklı yaşam tarzlarının tamamının devlet tarafından eşit biçimde korunduğu daha kapsamlı bir demokratikleşme sürecinin gelmesi gerekiyor.

Bekleyip göreceğiz. Ya da beklemek yerine bunun olması için tüm siyasetin elini taşın altına koyup baskı yapması için kamuoyu oluşturmaya çalışacağız.
 
Ya adam standup yaptı diye tutuklu yargılanıyor. Hala bana dağdan inenin cezası ertensin on sene diye kanun cikarsan noolur. İnanıyonuz mu buna
 
@HosgeldinHarunAbi evet söylediklerine tamamen katılıyorum ve bende bir kaç şeye farklı bir perspektif ile değinmek istiyorum.
Bencede meselenin en kritik noktası tam da burada: Bir güvenlik sorununu çözmek ile bir toplumsal sorunu çözmek aynı şey olmaması.

Silahların susması elbette tarihi bir eşiktir. Ancak kalıcı barış, yalnızca silahlı çatışmanın sona ermesiyle değil, insanların yeniden aynı sorunların ortaya çıkacağı endişesini taşımayacağı bir hukuk düzeninin kurulmasıyla mümkün olur.
Çerçeve yasa bu nedenle yalnızca “kim ne zaman serbest kalacak, silahlar nasıl bırakılacak?” ekseninde değerlendirilmemeli. Asıl soru şu olmalı: Bu süreç Türkiye’yi nasıl bir hukuk ve demokrasi düzenine taşıyacak?

Çünkü bugün Kürt yurttaşın yaşadığı hukuki veya siyasi güvencesizlik yarın başka bir toplumsal kesimin karşısına çıkabiliyorsa, mesele artık yalnızca Kürt meselesi değildir. Mesele devletin vatandaşla kurduğu ilişkinin niteliğidir.
Ben bu yüzden demokratikleşmeyi bir “Kürtlere verilen taviz” olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşlarıyla kurduğu ilişkinin normalleşmesi olarak görüyorum.
Bana göre gerçek çözüm; kimsenin kimliğinden, dilinden, düşüncesinden, siyasi tercihinden veya yaşam tarzından dolayı devlet karşısında daha az eşit olmadığı bir düzen kurmaktır. Bu Türkiyede yapılabilinecek mi inan bilmiyorum @HosgeldinHarunAbi

Umuyorum ki silahların susması başlangıçtır.
Hukukun üstünlüğü, demokratik siyaset ve eşit yurttaşlık ise bunun kalıcı hale gelmesinin güvencesidir.
Kısacası mesele sadece Kürt sorununu çözmek değil; Kürt sorununu da üreten demokratik eksiklikleri ortadan kaldırmak olmalıdır.
Eğer çerçeve yasa bunun ilk adımı olacaksa, gerçekten tarihsel bir anlam kazanır. Yok eğer yalnızca günü kurtaran bir güvenlik düzenlemesine dönüşürse, sorun çözülmez; sadece ertelenmiş olur.
 
ilk defa bir ateşkes sürecine yasal çerçeve çiziliyor.
kürt siyasetinin uzun bir tarihi, politik hafızası ve müzakere deneyimi var. iktidara güvenmemekle barış ihtimalini zorlamak arasındaki farkı gayet iyi biliyorlardır.
 


gazi mecliste bebek katili alkışlanırken siz sanıyor musunuz hiçbir şey olmamış gibi temiz bir sayfa açacağımızı. s..
 
hadi hayırlı olsun
 
Alla alla niye tartisilmis o kadar uzun sure. Zaten hersey belliydi.
 
Ülkemiz için hayırlı olsun.
 
Geri