Biz Bize Tarih ..

  • Kullanıcı Nef'
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
caligula atını gerçekten konsül yaptı mı ?

caligula ve incitatus
roma, MS 1. yüzyılın başları.
imparator caligula artık roma'nın en güçlü insanıydı..senatörler onun karşısında eğiliyor, generaller emirlerini yerine getiriyor, halk ise imparatorun her hareketini takip ediyordu..

ama caligula'nın en sevdiği canlılardan biri bir insan değildi..
bir attı..
adı incitatus'tu..

incitatus bir yarış atıydı ve caligula ona sıradan bir hayvan gibi davranmıyordu..tam tersine, ona neredeyse bir aristokrat gibi muamele ediyordu..

at için mermer bir ahır yaptırıldığı, hizmetçiler görevlendirildiği ve son derece lüks koşullarda yaşadığı anlatılır..hatta caligula'nın onun adına insanları yemin ettirdiği bile söylenir..

sonra olay daha da tuhaf bir hal aldı..
caligula'nın aklında incitatus'u konsül yapmak vardı..
konsül, roma cumhuriyeti'nden miras kalan ve imparatorluk döneminde de son derece prestijli olan en yüksek siyasi makamlardan biriydi..normalde roma'nın en güçlü ve soylu politikacıları bu göreve gelirdi..

suetonius'un anlatısına göre caligula, incitatus'u konsül yapmayı planlıyordu..hatta atın görevi insanlardan daha iyi yapacağını düşündüğünü söylemişti..

incitatus hiçbir zaman gerçekten konsül olmadı..caligula'nın bunu neden yapmak istediği kesin değil..

bir ihtimal gerçekten delice bir imparatorluk gösterisiydi..ama başka bir yorum çok daha ilginç:
caligula, senato ile dalga geçiyordu.
roma senatörlerine şöyle bir mesaj vermiş olabilirdi:
“sizin yaptığınız işi benim atım bile yapabilir..”

yani mesele atın siyasi yeteneği değil, senato'nun otoritesini küçük düşürmek olabilirdi..
caligula'nın ölümünden sonra incitatus'un siyasi kariyeri de sona erdi..yeni yönetim döneminde artık kendisine aynı lüks muamele yapılmadı..

Screenshot_20260907_115226_Instagram.jpg
 
bu şehr-i sitanbul ki bi misl ü behâdır
bir sengine yek pâre acem mülkü fedâdır
bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

demiş şair nedim..

demiş de nereden gelmiş bu istanbul ismi, tarihine bi göz atalımm

byzantion (bizantion): şehir, MÖ 7. yüzyılda megaralı yunanlar tarafından kurulmuş ve kurucusu byzas olduğu için byzantion adı verilmiş..

konstantinopolis: roma imparatoru I. konstantin, şehri imparatorluğun önemli merkezlerinden biri yapar ve MS 330'da şehir konstantinopolis adıyla roma imparatorluğu'nun başkenti olur..

konstantiniyye: osmanlı döneminde şehir için özellikle resmî ve yazılı kaynaklarda konstantiniyye adı kullanılmıştır..

istanbul: halk arasında zamanla istanbul adı yaygınlaşıe ve 1453'ten sonra da bu isim kullanılır..cumhuriyet döneminde, 1930'da resmî olarak istanbul adı kullanılmaya başlanmıştır..

“İstanbul” adının kökeni konusunda farklı görüşler vardır..en yaygın açıklamalardan biri, yunancada “şehre/şehirde” anlamındaki “eis tin polin” ifadesinin zaman içinde türkçede istanbul biçimine dönüşmüş olmasıdır..

ben en çok konstantinopolis ismini seviyorummm 🥰
 
matrakçı nasuh diyoruz şimdi de..
peki kimdir nasuh ?

matrakçı nasuh, osmanlı tarihinin yalnızca bir sanatçısı değil, aynı zamanda matematikçi, tarihçi, silahşor ve harita benzeri şehir tasvirleri yapan çok yönlü bir dehasıydı..onu ilginç kılan şey, farklı alanlarda başarılı olması ve yaşadığı dönemi adeta görsel bir arşive dönüştürmesiydi..

yüzyıllar öncesinin şehirlerini resmetti, bir tür görsel tarih yazdı, resimlerinde insanlardan çok şehirlere yer verdi, matematik alanında kitaplar yazdı veee lakabı bir oyundan geliyordu kendi geliştirdiği..

matrakçı nasuh'u özel kılan şey, bir tarihçinin gözüyle gözlem yapıp bir sanatçının eliyle bunları kaydetmesiydi..minyatürlerindeki detaylar bize şehri yaşatır sadece göstermez..

içinde olduğu her şeyi çizmiş, katıldığı seferlerin çizimi tarihi bir belge niteliğinde zaten


Screenshot_20261011_183911_ChatGPT.jpg
Screenshot_20261011_183924_ChatGPT.jpg

Screenshot_20261011_183938_ChatGPT.jpg

Screenshot_20261011_184108_ChatGPT.jpg

Screenshot_20261011_184121_ChatGPT.jpg
 
Aynoroz Kadınlara Neden Yasaklandı ?

Aynoroz'a (Athos Dağı) kadınların girişi, "Avaton" adı verilen 10. yüzyıldan kalma dini kural ve gelenekler nedeniyle yasak..

Athos Dağı'nı ziyaret etmek istiyorsanız, yapmanız gereken ilk şey pasaportunuzun bir kopyasını Athos Dağı Hac Bürosuna göndermek..

Her gün, 100 Ortodoks ve 10 Ortodoks olmayan erkek hacı adayı, yarımadanın 20 manastırından birinde üç gece kalmak için kabul ediliyor..

Kadınlar ise dağa giriş için izin alamıyor. Bu yasak, bin yıldan fazla süredir yürürlükte. Kadınların yarımadanın kıyısına dahi 500 metreden fazla yaklaşmalarına izin verilmiyor..

Bu Hristiyan din adamlarının ettiği bekâret yeminini çiğnenmemesini sağlamanın en basit yolu olarak düşünülmüş..

Aynoroz’u farklı kılan ise, bütün bir yarımadanın tek bir dev manastır olarak sayılması ve kadınlara yasaklanması..

Ancak kadınların yasaklanmasının, Ortodoks gelenekle bağlantılı olan bir nedeni daha var..

"Hikâyelerden birine göre, Azize Meryem Kıbrıs'a gitmek isterken gemisinin yoldan çıkması nedeniyle Aynoroz kıyısına gelmiş. Adayı öyle sevmiş ki oğluna dua ederek, adanın kendisine verilmesini istemiş. Oğlu İsa Mesih ise bunu kabul etmiş. Aynoroz bugün hala "Tanrının annesinin bahçesi" olarak adlandırılıyor. Bu nedenle de adada kadın cinsini yalnızca Azize Meryem'in temsil etmesi gerektiğine inanılıyor."

Bu kural kediler hariç olmak üzere, evcil hayvanlara da uygulanıyor..

Aynoroz'daki bu yasak nedeniyle, süt ürünleri ve yumurtalar dışardan getiriliyor.
"Yarımadadakiler süt ürünlerini çok az yiyorlar. Biraz peynirleri var, salatada peyniri çok seviyorlar."

Dişi yasağına, kontrolü neredeyse imkansız olan vahşi hayvanlar konusunda bir istisna yapılmış..

Kurallara göre, Aynoroz'a giden erkeklerin sakal bırakabilmeleri gerekiyor.
Bizans döneminde genç oğlanların ve hadımların da adaya girmesine karşı da önlemler alınmış..

Yasağa rağmen kadınların yarımadayı ziyaret ettikleri olmuş. 1946-49 yılları arasındaki Yunan iç savaşında, yarımadaya kaçan hayvanlarını almaya gelen köylülerin arasında kadınlar da varmış..

1953 yılında Maria Poimenidou adlı bir kadın da, erkek kılığına girerek adaya gitmeyi başarmış ve bunun sonucunda kadınların Aynoroz'a gidişini yasaklayan bir yasa çıkarılmış..

Son dönemlerde ise Ukraynalı insan kaçakçıları yarımadaya dört Moldovalı kadını bırakmıştı. Kadınlar polis tarafından kısa bir süreliğine gözaltına alınmış ancak rahipler kadınları affetmişlerdi..

kaynak: bbc

Screenshot_20261019_101608_Chrome.jpg
Screenshot_20261019_101557_Chrome.jpg
Screenshot_20261019_101544_Chrome.jpg
 
Geri