-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.880
-
- Tepkime puanı
- 4.175
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
İpekçi Kardeşler, Eminönü Meydanı’nın genişletilmesi sırasında Selanik Bonmarşesi’nin bulunduğu bina da yıkılınca kendilerini bütünüyle sinema işletmeciliğine verdiler. Cumhuriyet’in hemen öncesinde Elhamra Sineması’nı, 1925 yılında da Melek Sineması’nı —daha sonra Emek adını alan sinema— işletmeye başladılar.
İpek Film’in ilk prodüksiyonu, Kurtuluş Savaşımıza adapte edilmiş bir oyundan alınmıştı: Ankara Postası. İlk kez 2 Ekim 1929 tarihinde Melek ve Elhamra sinemalarında gösterilen film büyük gişe başarısı kazandı. Ardından İstanbul Sokaklarında ve Kaçakçılar çekildi. Bu iki film ilk sesli filmlerimiz olarak tarihe geçti.
(Gökhan Akçura, “Bir Mitolojik Öykü: İpekçi Kardeşler”, Aile Boyu Sinema, İthaki Yayınları, 2004, s. 87–116.)
Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bir yazı, İpekçiler’in stüdyo açma teşebbüsünü İstanbul Sokaklarında filminin getirdiği zorluklara bağlar:
“Sesli sinemanın zuhuru ile memleketimizde film yapmak teşebbüsü daha ziyade bir hareket kesbetmiş, İpekçi Kardeşler harici manzaraları şehrimizde alınan ve mükâlemeli [konuşmalı] kısımları Paris’teki bir stüdyoda yapılan ‘İstanbul Sokaklarında’ filmini vücude getirmişlerdir. Başka memleketteki stüdyoda film çevirmek müşkülatı İpekçi Kardeşler’i İstanbul’da bir stüdyo tesis etmek mecburiyetine sevk etmiş ve Nişantaşı’ndaki eski fırın binası stüdyo haline ifrağ olunarak oraya en son tertibatı haiz makineler getirmiştir.”
(“On Yılın Sinema Tarihi”, Cumhuriyet, 29 Ekim 1933.)
Stüdyoyu daha ilk açıldığı günlerde ziyaret edenlerden biri de Cumhuriyet gazetesinin sahiplerinden Doğan Nadi’dir. Sabah 11.00 gibi stüdyoya gelen Doğan Nadi, eski fırını “kırmızıya yakın, tuğla rengi bir bina” diye anlatır.
Kapıdan girince duvarlarda “Yavaş olunuz”, “Hızlı konuşmayınız” gibi levhalar karşısına çıkar. Buna rağmen içeriden kahkahalar gelmektedir. Müdüriyet odasına girdiğinde Nizamettin Nazif, Muhlis Sabahattin, Vahit ve İhsan İpekçi ile Nail Himmet’in orada olduğunu görür.
Muhsin Ertuğrul ve filmde rolü olan sanatçılar Suadiye’ye çekime gitmiştir. Stüdyo müdürü Vahit Bey, Karım Beni Aldatırsa filminin dış çekimlerinden fotoğraflar gösterir.
Stüdyonun salonuna doğru ilerlerken bu kez kapının üzerinde, elektrik şirketinin kulübelerindeki ölüm tehlikesi işaretini andıran bir levha daha görür. Üstünde:
“Vazifeni bil, başka işe karışma!”
yazmaktadır. Bu levhanın Muhsin Ertuğrul tarafından yazdırılmış olduğunu öğrenir.
İçerideki provayı Doğan Nadi’nin anlatımıyla aktaralım:
“Kalın duvarlardan sızan bir piyano sesi, ne zamandır merakımızı celb edip duruyordu. Nihayet içeri girdik. Burada 3-4 manga asker, ellerinde silahları ile habire talim ediyorlar. Bir taraftan silahların terkine çalışılırken, İpek Film Stüdyoları’nda bu askeri faaliyet nedir diyeceksiniz. Hakkınız var. Fakat keşke her milletin askeri faaliyeti böyle olsaydı. Buradaki mangalar zarif hanımlardan, silahlar da omuzlarındaki küreklerden ibaret. Genç kızlar filmdeki vazifeleri icabı mayoları giymişler. Piyanoda çalınan marşa ayak uydurarak koca odayı dört dönüyorlar.”
Nail Himmet, balet hocası olarak kızları çalıştıran Celal [Bulkat] Bey’in Almanya’da eğitim gördüğünü ve dokuz ay Berlin Operası balet kısmı şefi Max Termis’in yanında staj yaptığını söyler.
Köşede oturan kişinin ise Karım Beni Aldatırsa filminin senaryosunu yazan Mümtaz Osman, yani Nâzım Hikmetolduğunu da sözlerine ekler.
Aynı sırada balet heyetinin fotoğraflarını Foto Namık çekmektedir. Nail Bey, Doğan Nadi’yi teknik bölümlerde de gezdirdikten sonra yeniden aşağı inerler ve Muhlis Sabahattin’in çaldığı film şarkılarını dinlerler.
(Doğan Nadi, “İpek Film Stüdyosu’nda Bir Saat”, Cumhuriyet, 17 Temmuz 1932.)
1932 yazında İpek Film Stüdyosu’nda iki film birden çekilir. Biri Karım Beni Aldatırsa, diğeri Bir Millet Uyanıyor’dur. Temmuz ayında Karım Beni Aldatırsa filminin dış sahneleri tamamlanmış gibidir.
(“İpek Film Stüdyolarında”, Vakit, 14 Temmuz 1932.)
Stüdyoda ise hazırlıklar sürmektedir. Yapılan seçmeyle bir araya getirilen “balet heyeti” çalışmalara başlamıştır. Gerçi Yedigün dergisinin de işaret ettiği gibi Fransız heyetleri denli becerikli olmaları pek mümkün değildir; fakat İngiliz ve Amerikan kızlarından aşağı kaldıkları da söylenemez!
Bu balet heyetinden sonraki yıllarda oyunculuğa geçecek genç kızlar, en başta da Cahide Sonku çıkacaktır.
Filmin balet heyetinde 42 genç kız yer almakta ve Almanya’da yıllarca bu konuda tahsil görmüş Celal [Bulkat] Bey tarafından çalıştırılmaktadırlar.
Bu iki filmden ilk vizyona giren Bir Millet Uyanıyor olur. Film, 7 Aralık 1932 günü Beyoğlu’ndaki Elhamra ve Melek sinemalarında gösterilmeye başlar. İlanlarda memleket sinema sanayisinin başarısı öne çıkarılmaktadır.
Karım Beni Aldatırsa ise 22 Ocak 1933 günü, yine Elhamra ve Melek sinemalarında aynı anda vizyona girer. İlk kez beyazperdeye yansıyan Türkçe operet şarkıları ve İstanbul’un günlük yaşamı seyircileri haklı olarak çok etkiler.
Şarkılar dillere, plaklara düşer…
İpek Film Stüdyosu’nun kuruluşunun öyküsü böyle özetlenebilir.
Kaynak: Gökhan Akçura, İpek Film Stüdyosu, Manifold, 20 Şubat 2021.
(Not defterimden.)



İpek Film’in ilk prodüksiyonu, Kurtuluş Savaşımıza adapte edilmiş bir oyundan alınmıştı: Ankara Postası. İlk kez 2 Ekim 1929 tarihinde Melek ve Elhamra sinemalarında gösterilen film büyük gişe başarısı kazandı. Ardından İstanbul Sokaklarında ve Kaçakçılar çekildi. Bu iki film ilk sesli filmlerimiz olarak tarihe geçti.
(Gökhan Akçura, “Bir Mitolojik Öykü: İpekçi Kardeşler”, Aile Boyu Sinema, İthaki Yayınları, 2004, s. 87–116.)
Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bir yazı, İpekçiler’in stüdyo açma teşebbüsünü İstanbul Sokaklarında filminin getirdiği zorluklara bağlar:
“Sesli sinemanın zuhuru ile memleketimizde film yapmak teşebbüsü daha ziyade bir hareket kesbetmiş, İpekçi Kardeşler harici manzaraları şehrimizde alınan ve mükâlemeli [konuşmalı] kısımları Paris’teki bir stüdyoda yapılan ‘İstanbul Sokaklarında’ filmini vücude getirmişlerdir. Başka memleketteki stüdyoda film çevirmek müşkülatı İpekçi Kardeşler’i İstanbul’da bir stüdyo tesis etmek mecburiyetine sevk etmiş ve Nişantaşı’ndaki eski fırın binası stüdyo haline ifrağ olunarak oraya en son tertibatı haiz makineler getirmiştir.”
(“On Yılın Sinema Tarihi”, Cumhuriyet, 29 Ekim 1933.)
Stüdyoyu daha ilk açıldığı günlerde ziyaret edenlerden biri de Cumhuriyet gazetesinin sahiplerinden Doğan Nadi’dir. Sabah 11.00 gibi stüdyoya gelen Doğan Nadi, eski fırını “kırmızıya yakın, tuğla rengi bir bina” diye anlatır.
Kapıdan girince duvarlarda “Yavaş olunuz”, “Hızlı konuşmayınız” gibi levhalar karşısına çıkar. Buna rağmen içeriden kahkahalar gelmektedir. Müdüriyet odasına girdiğinde Nizamettin Nazif, Muhlis Sabahattin, Vahit ve İhsan İpekçi ile Nail Himmet’in orada olduğunu görür.
Muhsin Ertuğrul ve filmde rolü olan sanatçılar Suadiye’ye çekime gitmiştir. Stüdyo müdürü Vahit Bey, Karım Beni Aldatırsa filminin dış çekimlerinden fotoğraflar gösterir.
Stüdyonun salonuna doğru ilerlerken bu kez kapının üzerinde, elektrik şirketinin kulübelerindeki ölüm tehlikesi işaretini andıran bir levha daha görür. Üstünde:
“Vazifeni bil, başka işe karışma!”
yazmaktadır. Bu levhanın Muhsin Ertuğrul tarafından yazdırılmış olduğunu öğrenir.
İçerideki provayı Doğan Nadi’nin anlatımıyla aktaralım:
“Kalın duvarlardan sızan bir piyano sesi, ne zamandır merakımızı celb edip duruyordu. Nihayet içeri girdik. Burada 3-4 manga asker, ellerinde silahları ile habire talim ediyorlar. Bir taraftan silahların terkine çalışılırken, İpek Film Stüdyoları’nda bu askeri faaliyet nedir diyeceksiniz. Hakkınız var. Fakat keşke her milletin askeri faaliyeti böyle olsaydı. Buradaki mangalar zarif hanımlardan, silahlar da omuzlarındaki küreklerden ibaret. Genç kızlar filmdeki vazifeleri icabı mayoları giymişler. Piyanoda çalınan marşa ayak uydurarak koca odayı dört dönüyorlar.”
Nail Himmet, balet hocası olarak kızları çalıştıran Celal [Bulkat] Bey’in Almanya’da eğitim gördüğünü ve dokuz ay Berlin Operası balet kısmı şefi Max Termis’in yanında staj yaptığını söyler.
Köşede oturan kişinin ise Karım Beni Aldatırsa filminin senaryosunu yazan Mümtaz Osman, yani Nâzım Hikmetolduğunu da sözlerine ekler.
Aynı sırada balet heyetinin fotoğraflarını Foto Namık çekmektedir. Nail Bey, Doğan Nadi’yi teknik bölümlerde de gezdirdikten sonra yeniden aşağı inerler ve Muhlis Sabahattin’in çaldığı film şarkılarını dinlerler.
(Doğan Nadi, “İpek Film Stüdyosu’nda Bir Saat”, Cumhuriyet, 17 Temmuz 1932.)
1932 yazında İpek Film Stüdyosu’nda iki film birden çekilir. Biri Karım Beni Aldatırsa, diğeri Bir Millet Uyanıyor’dur. Temmuz ayında Karım Beni Aldatırsa filminin dış sahneleri tamamlanmış gibidir.
(“İpek Film Stüdyolarında”, Vakit, 14 Temmuz 1932.)
Stüdyoda ise hazırlıklar sürmektedir. Yapılan seçmeyle bir araya getirilen “balet heyeti” çalışmalara başlamıştır. Gerçi Yedigün dergisinin de işaret ettiği gibi Fransız heyetleri denli becerikli olmaları pek mümkün değildir; fakat İngiliz ve Amerikan kızlarından aşağı kaldıkları da söylenemez!
Bu balet heyetinden sonraki yıllarda oyunculuğa geçecek genç kızlar, en başta da Cahide Sonku çıkacaktır.
Filmin balet heyetinde 42 genç kız yer almakta ve Almanya’da yıllarca bu konuda tahsil görmüş Celal [Bulkat] Bey tarafından çalıştırılmaktadırlar.
Bu iki filmden ilk vizyona giren Bir Millet Uyanıyor olur. Film, 7 Aralık 1932 günü Beyoğlu’ndaki Elhamra ve Melek sinemalarında gösterilmeye başlar. İlanlarda memleket sinema sanayisinin başarısı öne çıkarılmaktadır.
Karım Beni Aldatırsa ise 22 Ocak 1933 günü, yine Elhamra ve Melek sinemalarında aynı anda vizyona girer. İlk kez beyazperdeye yansıyan Türkçe operet şarkıları ve İstanbul’un günlük yaşamı seyircileri haklı olarak çok etkiler.
Şarkılar dillere, plaklara düşer…
İpek Film Stüdyosu’nun kuruluşunun öyküsü böyle özetlenebilir.
Kaynak: Gökhan Akçura, İpek Film Stüdyosu, Manifold, 20 Şubat 2021.
(Not defterimden.)


