Kıskançlık. Yani belirgin olanı da kötü ama şu çok kötü bir şey, bir başarınız için sevinmemesi, parlamanızdan rahatsız oluşu. Mutlu günleriniz için içten sevinmediğini hissetmeniz. Bu tür daha az belirgin olan kıskançlık biçimi.
İnsanoğlu şunu hissedebilir ve bunu biraz anlarım; misal iş arayan biri, yakın arkadaşının ondan önce atanması ya da işe girmesiyle biraz burulabilir. Bu arkadaşı işe girdi diye ürettiği bir üzüntü değildir, kendisi buna henüz ulaşamadığı için hissettiği bir duygudur. Onu ayırt edebiliyor zaten insan. Hatta böyle dostluklarda işe giren taraf sevincini abartmaz filan. Bir de sizin adınıza hiç mutlu olmayan tipler vardır, onların düşünce yapıları şu şekilde oluyor “neden ben değil de o” kfjf neyse allah korusun, bir üniversite arkadaşlığım atandığım süreçte bitti. İttirdik, kaktırdık ama yürümedi. Bir telefon konuşması hatırlıyorum mesela, ben ankara’ya taşınıyorum böyle böyle diye kısaca anlattığım. O tel konuşmasında öfkenin, kıskançlığın, hayalkırıklığının sesini duydum, öyle diyeyim size.