Günlük Bijë e mbretit

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 13 saat önce aktifti
Geç yazana geç yazmak, inat edip konuşmamak gibi misillemeler bence sadece hayatı zorlaştırıyor. Birini özlediysem ararım, yazmak istersem yazarım, seviyorsam söylerim, kırıldıysam belli ederim. Hayat üçün beşin hesabını yapmak için çok kısa.
 
İhtimalden öteye gitmeyen bir şehir bırakıyorum topuklarına.. Zamanı çizen bir erkek; aksi, tükenmiş, masaya koymuş ellerini..
Dilsiz; buğulu bir rakı bardağının dibi gibi hüzünlü..
Ve üzgünüm; kimse bunu fark etmedi..
Halbuki şehrin tüm sokak çocukları kadar güzel..
Susmak ne zormuş karşılıksız..
Gecenin en yorgun vakti; bu cehennem bize soğuk!
Hüzne doğuşunu, sessizliğinden işitiyordum.. Sırtımda tüm yoksunluğum..
Ne zaman terk ettin bu şehri sessizliğe..
Susmanın bu denli anlamlı olduğunu bilmezdim..
En büyük yanlışın olmaya hazır bir kadınım artık.. Kentin tüm çukurlarında, beni hıçkırıklarınla büyüt..
Tut ki yağmur yağdı; ölebiliriz.
 
Merhaba;
Herhangi bir şeyin eski halini sevmek/özlemek kadar çaresiz bir şey yok. O hala orada, öyle ama senin tanıdığın haliyle değil, gel de buna bir çare bul.
 
GZ8vEb.jpg

Anlamak masraflı iştir. Emek ister, gayret ister, samimiyet ister.
Oysa yanlış anlamak kolaydır; biraz kötü niyet, biraz cehalet kâfidir.
 
“Öğrendiğim en önemli şeylerden biri de şudur;Ne yapmış olursan ol, ne hissetmiş, kimi sevmiş olursan ol, arkasında dur.Korkularının bile arkasında dur. Göğsünü gere gere, elini masaya vura vura. Gerekirse yak ortalığı. Çünkü bunlar seni sen yapan şeyler. Kendinin arkasında dur.”
 
vazgeçemem sandığım insanlardan vazgeçtim, unutamam dediğim şeyleri unuttum. kaybetmekten korktuğum herkese kapıyı ben açtım. bir gün bunları yaşayacağımı söyleselerdi inanmazdım. ama iyi ki olmuş diyorum şimdi kimse ne kalbime ne sırtımda yük değil artık. her şeye geçmiş olsun
 
Lev Tolstoy’un Anna Karanina romanı şöyle başlar; “Bütün mutluluklar birbirine benzer fakat, mutsuzluğun kendine has bir hikayesi vardır.” Mutsuzluğun kendi zatında uzun, lirik bir hikayesi vardır. Yaşayanlar bilir.
 
Bir şehri sevdiren ve özleten dağ taş toprak değil, o şehirde yaşayan insandır. Tam da bu yüzden, hiç gitmediği bir şehri dahi sevip özleyebilir insan. Çünkü herkesin evi, göğsünde taşıdığı insanın dizinin dibidir. Çünkü, mesafe denilen şey yalnızca, anlamsız birer sayıdır.
 
Ben huzurla devam etmek istiyorum. Yani huzur dediysem her şeyin mükemmel gittiği bir hayattan bahsetmiyorum. Suistimal edilmediğim, korkmadan sırtımı yaslayabildiğim insanlarla, kim daha çok çabaladı yarışı olmadan, anladığım, anlaşıldığım taktiksiz sade bir hayat istiyorum.
 
Eskilerin hayata dair muhteşem bir öğretisi: "Birine en çok iki kez git. Sonra bir kez onun gelmesini bekle. Gelmiyorsa bir daha da gitme."
 
Her şeye rağmen sabırla ve içimde kötülük barındırmadan savaşıyorum. Hatalarım oluyor ama yapılan yanlışa bile yanlış gitmemek için duruyorum. Sonu istediğim gibi olmasa bile kafamı yastığa koyduğumda hesabını veremediğim hiçbir şey kalsın istemiyorum çünkü. Bu da bana yeter.
 
Geri