"boku ne kadar parlatırsanız parlatın, bok boktur" gibi yüzeysel bir bakış açısına sahip zihne derinsel mânâda hiçbir şey aktaramazsınız. hakeza; "çiçeklerin çöplerden daha güzel olduğuna sinekleri ikna edemezsiniz" gibi sığ bir perspektif tâbirinin teşbihi de buna çok güzel örnek verilebilir. nasıl ki? balığın görevi yüzmek, maymun gibi dala tırmanmak değil ise varoluşsal olarakta bok sineğinin görevi ve güzelliği de odur.. eğer güzelliğe fayda olarak bakıyorsanız bir bok sineğinde bile güzellik yakalayabilirsiniz, bakmayı bilebiliyorsanız. yok eğer siz eğer bakış açısı olarak sadece; sizin tabirinizle; "güzel şeyleri" görmeye meyilliyseniz aslında baktığınız şeylerin asıllarından çok kendi zihninizde yaratmış olduğunuz o imgesel güzellik algısına kanıyorsunuz demektir, işin aslı ise hiç öyle değildir. tabii yalan yerine, gerçeklerle ilgileniyorsanız. gerçekler, ise hakikât değil, hakikâte giden yoldaki hansel ve gratelin bıraktığı o ekmek parçalarıdır. neyse, sanatı parçaladıktan sonra cevaba gelecek olursak;
soruya soran kişi bunun sanat olduğunu düşünüyorsa eğer tefecidir, tükeniş olduğunu düşünüyorsa da yakarıştır. cevabın özü "aydınlatmak için değil, aydınlanmak için yan" dır. aydınlanmak için yanmaya cesareti olmayanın, aydınlatmak için bir başkasını yakmaya cabasının dışında; özünde kendisi yatar, başkası değil. bi'nevi pramatik sorunsallar diyebiliriz.