Haber Azerbaycan'dan 31 Türk Vatandaşına Ülkeye Giriş Yasağı

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
nOqzyu9.md.png

Azerbaycan, aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, eski Ayasofya imamı Mehmet Boynukalın ve spor yorumcusu Ahmet Çakar'ın da bulunduğu 31 Türk vatandaşını 'istenmeyen kişi' ilan etti. Bakü yönetimi, kararın gerekçesi olarak ülkenin egemenliğini ve millî güvenliğini hedef alan açıklamaları gösterdi.​

Azerbaycan, 21 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan 406/26 sayılı resmî açıklamayla, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 31 kişinin ülkeye girişinin yasaklandığını duyurdu. Karara gerekçe olarak sosyal medya ve internet platformlarında yapılan, Azerbaycan'ın egemenliğine, anayasal düzenine, halkına ve yönetimine karşı olduğu belirtilen açıklamalar gösterildi.

Bakü yönetiminin açıkladığı istenmeyen kişiler listesinde, Türk siyasetinden, medya dünyasından, akademiden ve dinî çevrelerden tanınmış isimler bulunuyor.

LİSTEDE KİMLER YOK Kİ?​

Azerbaycan'ın giriş yasağı getirdiği isimler arasında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yahya Uğraş dikkat çekti.

Listede ayrıca eski Ayasofya imamı ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Mehmet Boynukalın, gazeteci ve yazar Yusuf Kaplan, İsmail Kılıçarslan ve eski hakem, spor yorumcusu Ahmet Çakar da yer aldı.

Açıklamada, söz konusu kişilerin Azerbaycan mevzuatı uyarınca istenmeyen kişi ilan edildiği ve ülkeye girişlerinin yasaklandığı bildirildi.

BAKÜ'DEN EGEMENLİK VURGUSU​

Azerbaycan makamları, kararın gerekçelerini ülkenin egemenliği ve anayasal düzenine yönelik tehditler üzerinden açıkladı.

Resmî açıklamada, ilgili kişilerin çeşitli sosyal medya platformları ve internet siteleri üzerinden Azerbaycan'ın egemenliğini, millî güvenliğini, anayasal düzenini, halkını ve yönetimini hedef alan açıklamalarda bulunduğu ileri sürüldü.

Açıklamada ayrıca iktidarın zor kullanılarak değiştirilmesine yönelik çağrılar ile dinî radikalizm temelinde şiddetin, dinî nefretin ve düşmanlığın körüklenmesinin de kararın gerekçeleri arasında bulunduğu belirtildi.

Ancak açıklamada, listedeki kişilerin hangi sözleri veya faaliyetleri nedeniyle bu kapsama alındığına ilişkin ayrı ayrı somut örnekler paylaşılmadı.

TAM LİSTE​

Azerbaycan makamlarının yayımladığı listede şu isimler yer aldı:

1. Ahmet Barış İyison – İyison Medya ve Gazeteciabi projesinin yöneticisi

2. Cem Özyurt – Blog yazarı

3. Akın Duru – TV8 ve Acunmedya çalışanı

4. Dursun Eker – Gazeteci, File Prodüksiyon Hizmetleri

5. Adem Özköse – Gazeteci, siyasi analist ve yazar

6. Muhammed Emin Yıldırım – Köklü Değişim dergisi ve medya grubunun İstanbul temsilcisi

7. Cüneyt Sezer – Blog yazarı, sosyolog ve siyasi analist

8. Serhat Koyuncu – Kamuoyunda faaliyet gösteren isim

9. Mikail Ayyıldız – Dinî araştırmacı ve yazar

10. Ahi Aratoğlu – Araştırmacı yazar, şair ve sosyolog

11. Muharrem Çavuş – Eski AK Parti Boğaziçi Gençlik Kolları Başkanı (2020-2025)

12. Fatih Erbakan – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı

13. Yahya Uğraş – HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı

14. Aydın Binboğa – Ekonomist ve siyasetçi

15. Hakkı Eren – Köklü Değişim gazetecisi

16. Sait Seyitoğlu – HÜDA PAR Batman mali ve idari işler sorumlusu

17. Mehmet Boynukalın – Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi profesörü, eski Ayasofya imamı

18. Okan Aytaş – Gazeteci, Finansopia Medya sahibi

19. Mert Armağan – Gazeteci

20. Yaşar Yavuz – Gazeteci

21. Ahmet Sırrı Arvas – Şair, gazeteci ve yazar

22. Yusuf Kaplan – Yazar ve gazeteci

23. Erdinç Teğmen – Erte Medya sahibi

24. Ahmet Çakar – Spor yorumcusu ve eski futbol hakemi

25. Halil Atakan Ay – İlahiyatçı

26. İsmail Kılıçarslan – TVNET ve Yeni Şafak yazarı

27. Murat Şahin – Akit TV program sunucusu

28. İrfan Kaya Ülger – Akit TV program sunucusu

29. Fatin Dağıstanlı – Akit TV program sunucusu

30. Ömer Ulutaş – Toprak Partisi Genel Başkanı

31. Ömer Faruk Gergerlioğlu – Milletvekili

AZERBAYCAN'DAN YAPTIRIM SİNYALİ​

Azerbaycan yönetimi, açıklamasının sonunda ülkenin egemenliğine karşı çağrılarda bulunan ve düşmanlığı teşvik eden faaliyetlere yönelik tedbirlerin devam edeceğini bildirdi.

Bu ifade, Bakü yönetiminin benzer gerekçelerle başka kişiler hakkında da giriş yasağı uygulayabileceğine işaret ediyor.

Türkiye ile Azerbaycan arasında son dönemde diplomatik temaslar sürerken, iki ülkenin dışişleri bakanları 15 Eylül'de yaptıkları ortak basın toplantısında stratejik ortaklık ve Türk dünyasındaki iş birliğini vurgulamıştı.

Azerbaycan'ın yeni kararına Türkiye'deki siyasi partilerin ve ilgili isimlerin nasıl tepki vereceği ise merak konusu.

Kaynak
 
Türk vatandaşı değil de siyasetçi. Burası bitti şimdi de orayı mı karıştırmaya başlamışlar 🫤
 
Ortamlarda iki devlet tek millet der geçersin, kim nerden bilecek.
 
Bizim kuzenlerin nakliye şirketleri var. Sürekli Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan gibi ülkelere gidiyorlar. Türkiye’den geldiğimizi öğrenince bize kalacak yer bile vermiyorlar dedi. Aynı durum Azerbaycan için de geçerli. O yüzden kimse kusura bakmasın. Aynı anne ve babadan olan iki kardeşin çıkarı çatışınca birbirini vurup öldürüyor aynı soydakinin gözünün yaşına bakmaz. İki devlet tek millet sözüne hiç bir zaman güvenmiyorum. Fasafiso işler bunlar.
 
Yahudi uşakları , alçak hainler…
 
Türkiye' de "iki devlet tek millet" diye yırtına dursun
Son yıllarda farkettigim şey hiç bir Türk devletinin Türkiye kadar milliyetçi uluscu olmaması neredeyse hemen hepsi "her koyun kendi bacağından" mantığında
 
Azeybaycan candır <3 Demekki neymiş, öyle her ülkeye dilediğim gibi sallarım olayı olmaz. Karşındaki Yunan değil, kan bağın olan kan kardeşin. Bir afet oluyor, adamlar dakikasına uçak gönderiyor yardıma. Bizim hukukumuz iki komşu ülke hukuku değil, sevgi hukuku, kardeşlik hukuku, biz azeybaycan için, onlarda türkiye için her an şehit olmaya hazır. Kadim kardeşin, öz kardeşin onlar. Patavatsızlık bu yüzden iyi bir şey değil.
 
Azerbaycan candır buna itirazım yok. Ancak mesele bir ülkeyi sevmek veya sevmemek değil ki. Devletler arası ilişkileri hangi temelde değerlendirdiğimizdir. Siz meseleyi sevgi ve kardeşlik üzerinden ele alıyorsunuz ben ise siyasi gerçekler, karşılıklı çıkarlar ve hukuki ilkeler üzerinden değerlendiriyorum.

Öncelikle bir afet yaşandığında -sadece Azerbaycan nezdinde bakmadan diğer ülkeleri de ekleyerek söylüyorum- Türkiye’ye yardım gönderilmesi elbette takdir edilmesi gereken insani bir dayanışmadır. Ancak insani yardımı iki devletin her koşulda birbirinin çıkarlarını kendi çıkarlarının önünde tutacağının kanıtı olarak algılayamayız. Her devlet arasında dostluk ve ittifak ilişkileri olabilir ama her devletin kendi ulusal çıkarları, güvenlik öncelikleri ve dış politika hedefleri vardır. Bu da uluslararası ilişkilerin temel gerçeklerinden biridir. Bunu görmemezlikten gelemeyiz.

Azerbaycan’ın Türkiye’ye yardım etmesini takdir etmek başka, bu yüzden Azerbaycan’ın her politikasını sorgulanamaz görmek başka. Ya da Türkiye’nin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaşta Azerbaycan’a yardım etmesini de Azerbaycan’ın takdir etmesi gibi. Yani Minnet duymak eleştiri hakkından vazgeçmek değildir. Kardeşlik varsa eleştiri de olur. Gerçek dostluk her söylenene alkış tutmakla değil gerektiğinde birbirine yanlışını söyleyebilmekle ölçülür. Kısacası ben kardeşliğe değil kardeşlik söyleminin her türlü siyasi ve ekonomik gerçeğin üstünü örtmek için kullanılmasına mesafeliyim. Duygulara saygım var ama devlet politikalarını duygularla değil somut davranışlarla değerlendiririm.

Yukarıda dediğim gibi aynı anne babadan doğan kardeşler bile miras, para veya çıkar meselesinde birbirine düşebiliyorken iki devletin sırf ortak kökenden geliyor diye her şartta aynı şekilde hareket edeceğini düşünmek fazla romantik bir yaklaşım.
 
Yorum yapan herkesle ters düşmüş gibi görünmek istemiyorum, siz de haklısınız arkidişler ama ben biraz daha derinlemesine baktım biraz gündemdeki mevzulara. En özet haliyle netleştirerek yazdım. Azerbaycan'ın kendi iç meselelerini bırakalımda kendileri halletsin. Kardeşler, komşular arasında farklı düşünceler, kırgınlıklar elbet olabilir. Ama hemen keskin karar alıp bunlar hep böyleydi böyledir denilmez bence. Aradaki kültürel, dini , akrabalık bağlarını minik bir ters düşmede bir kenara atamayız. Türkiye içinden de, herhangi bir dünya ülkesine eleştirel yaklaşır gibi kardeş ülkemize sitem edenleri, eleştirel yaklaşanları da doğru bulmuyorum. Dünya bir yana ,Azerbaycan bir yana benim için. Oradaki siyasileri hariç tutuyorum, ülke ve millet olarak bakıyorum olaya. Nasıl Irak'taki Kürtlerle yada İran'daki Kürtlerle akrabalık, kardeşlik bağımız varsa ve yarın bir gün farklı düşünceler içinde olabileceksek elbet Azerbaycan içinde bu böyledir. Binlerce yıllık ilişkiler, bağlar , anlık bir gündem için koparılmaz.
 
Aliyev gidici gibi görünüyor.
Neyse, ben listede yokum. Beni seviyorlar.
 
Yorum yapan herkesle ters düşmüş gibi görünmek istemiyorum, siz de haklısınız arkidişler ama ben biraz daha derinlemesine baktım biraz gündemdeki mevzulara. En özet haliyle netleştirerek yazdım. Azerbaycan'ın kendi iç meselelerini bırakalımda kendileri halletsin. Kardeşler, komşular arasında farklı düşünceler, kırgınlıklar elbet olabilir. Ama hemen keskin karar alıp bunlar hep böyleydi böyledir denilmez bence. Aradaki kültürel, dini , akrabalık bağlarını minik bir ters düşmede bir kenara atamayız. Türkiye içinden de, herhangi bir dünya ülkesine eleştirel yaklaşır gibi kardeş ülkemize sitem edenleri, eleştirel yaklaşanları da doğru bulmuyorum. Dünya bir yana ,Azerbaycan bir yana benim için. Oradaki siyasileri hariç tutuyorum, ülke ve millet olarak bakıyorum olaya. Nasıl Irak'taki Kürtlerle yada İran'daki Kürtlerle akrabalık, kardeşlik bağımız varsa ve yarın bir gün farklı düşünceler içinde olabileceksek elbet Azerbaycan içinde bu böyledir. Binlerce yıllık ilişkiler, bağlar , anlık bir gündem için koparılmaz.

Şuan mesele , uluslararası tutuklama karalarının çıkması ve bu arkadaşların ülkeye gitişinin engellenmesinin nedeni insanların inançları gereği örtündükleri baş örtüleri ile okula alınmamasından kaynaklı yazıp çizdikleridir.
Senin kardeşim dediğin ülkede acaba bu başını inançları gereği örtenler halktan sayılmıyor mu ?
Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması hiç bir ülkenin iç meselesi olmayıp insanlığın meselesidir.
İranda molla baskısı , Suudi arabistanda keyfi uygulamalar, Afganistanda insanların kıyafet özgürlüğü nasıl kısıtlandığında bu hepimizin meselesi ve insanlar istediği gibi giyinir diyorsak , bu meselede insanlar ister başını örter isterse mini etek giyer buna karışmak kimsenin haddine değil. Kamu alanı halka hizmet edilen alandır. Halkın bizi yönetsinler diye seçtiği , huzurlu ve güven içinde yaşayalım diye kurduğu devletin işler yürüsün diye oluşturduğu yerlerdir. Bizim olan alanlarda bizlere kimse zorbalık yapamamalı. Kokuşmuş baskıcı zihniyetler tarihin karanlığına gömülmeli. Kimse kimsenin okuma hakkını elinden hiç bir sebeple alamaz.
Bu yüzden tibet kardeşim , oradaki zorba rejim senin kardeşim candaşım dediğin halka zorbalık yapıyorsa sende bende ses yükseltmek zorundayız.
Biz dünde meydanlardaydık , bugün de yarında olacağız. Dünyanın neresinde olursa olsun bir halk zulüm altındaysa bizler onların yanında durmak zorundayız. Zalimlerin karşısında mazlumun yanında olmayacaksak bu canında bu hayatında ne önemi var.

Hiç bir halk, ırk , dil din beni ilgilendirmez. Mazlum mazlumdur, zalim zalimdir…
 
Ülkelerin içişlerine karışmak hiç hoş değil. Kardeş mardeş, geçin bunları sadece çıkar ilişkileri var hayalperestliğe gerek yok. Daha kendi içimizde 'kardeşliği' sağlayamıyoruz, adam kayırıyoruz, kimilerini hiç sayıyoruz veya sözde kabul ediyoruz,....... kalkmışız yok türk kardeşlerimiz, din kardeşlerimiz, ........ diyoruz. Asıl hedef söz sahibi olmak, yönlendirmek,......
Demekki fazla gidildiki yeter diyorlar.
 
Şuan mesele , uluslararası tutuklama karalarının çıkması ve bu arkadaşların ülkeye gitişinin engellenmesinin nedeni insanların inançları gereği örtündükleri baş örtüleri ile okula alınmamasından kaynaklı yazıp çizdikleridir.
Senin kardeşim dediğin ülkede acaba bu başını inançları gereği örtenler halktan sayılmıyor mu ?
Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması hiç bir ülkenin iç meselesi olmayıp insanlığın meselesidir.
İranda molla baskısı , Suudi arabistanda keyfi uygulamalar, Afganistanda insanların kıyafet özgürlüğü nasıl kısıtlandığında bu hepimizin meselesi ve insanlar istediği gibi giyinir diyorsak , bu meselede insanlar ister başını örter isterse mini etek giyer buna karışmak kimsenin haddine değil. Kamu alanı halka hizmet edilen alandır. Halkın bizi yönetsinler diye seçtiği , huzurlu ve güven içinde yaşayalım diye kurduğu devletin işler yürüsün diye oluşturduğu yerlerdir. Bizim olan alanlarda bizlere kimse zorbalık yapamamalı. Kokuşmuş baskıcı zihniyetler tarihin karanlığına gömülmeli. Kimse kimsenin okuma hakkını elinden hiç bir sebeple alamaz.
Bu yüzden tibet kardeşim , oradaki zorba rejim senin kardeşim candaşım dediğin halka zorbalık yapıyorsa sende bende ses yükseltmek zorundayız.
Biz dünde meydanlardaydık , bugün de yarında olacağız. Dünyanın neresinde olursa olsun bir halk zulüm altındaysa bizler onların yanında durmak zorundayız. Zalimlerin karşısında mazlumun yanında olmayacaksak bu canında bu hayatında ne önemi var.

Hiç bir halk, ırk , dil din beni ilgilendirmez. Mazlum mazlumdur, zalim zalimdir…

Hocam dosdoğru söyledin, senin vicdanını, adalet anlayışını biliyorum ve destekliyorum ama ben yine yanlış anlamalar olur, olay büyür , alakasız insanlar birbirine kırılır, günün sonunda iki ülke yok yere düzeltilmez bir sıkıntılı duruma girer diye bazen fren yapmanın iyi olabileceğini düşünüyorum. Öfkeyle kalkan zararla oturur sözündeki gibi. Bir yanlış varsa susmamak lazım ama orantısız bir sitem de olmamalı. Yoksa bende kızarım ama aradan zaman geçiyor olan biten olaylar bile yok oluyor, öne çıkan isimler ortadan kayboluyor, kırgınlıklar kalıyor öylece. Yoksa söylediğin her şey dosdoğru, altına imzamı atarım.
 
Abicim. Halkların birbiri ile ne sorunu olcak. Devlet politikaları değişince ideolojik ters kalışlar yaşıyorsunuz sadece. 30 yıldır başörtüsü mağduriyeti üzerine temellenmiş iç siyasetinizi, dış siyasette de devam ettirmek elbette çok pratik. Lakin el insaf birader. Bugün, inşa edilmiş durumun milyon farkı mağduriyet yarattığını nasıl inkar ediyorsunuz?
 
Geri