Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Ormanlarm korkusuz kralı aslan, günün birinde karnı acı-za avlanmaya çıkmış. Bir avı gözüne kestirdikten sonra bir hamle yakalayıp karnını afiyetle doyurmuş.
Avdan döndükten sonra üzerine bir yorgunluk çökmüş ve bir _ıan gölgesine sokulup uyumaya başlamış. O sırada minik bir uyuyan aslanın üzerine çıkıp dolaşmaya başlamış.
Kendisini aı '» usunda rahatsız edenin ne olduğunu merak eden aslan, bir de ne görsün; küçücük bir fare üstüne çıkmış rahatça dolaşmıyor mu!
Aslan, "Nasıl olur da minicik bir hayvan, ormanın en güçlü vanı olan benim üstüme çıkma cesaretini gösterir!" diye çok sinirlenmiş. Kükremesi ormanın derinliklerinden yankılanmış.
Bir hamlede fareyi kulağından yakalamış ve tam ağzına atacak j( farecik yalvarmış:
-Ne olur hayvanların şahı, ormanın korkusuz kralı yiğit aslan, » ri bırak! Affetmek büyüklüğün şanmdandır. Gün olur benim de :,..i -m bir iyiliğim dokunur.
Aslan, farenin bu sözleri karşısında öylesine gülmüş ki, gülmekten karnına ağrılar girmiş. Daha sonra fareye çıkışmış:
-Bana bak seni kendini bilmez bücür! Sen küçük bir faresin, 'itana ne iyiliğin dokunabilir ki?
Buna rağmen fareye acımış. "Ağzıma atsam dişimin kovuğunudoldurmaz. Büyüklük bende kalsın." diyerek bırakmış.
Fare de canını kurtardığı için aslana teşekkür, Allah'a binbir dualar ederek oradan uzaklaşmış.
Aradan çok uzun zaman geçmiş. Aynı aslan günün birinde ormanda dolaşırken avcıların kurduğu tuzağa yakalanmış.
Çırpınmış, kükremiş, sağa sola hamle yapmış ama tuzaktan bir türlü kurtulamamış.
Çaresizlik içinde kara kara ne yapacağını düşünürken oradan geçmekte olan minik fare, her nasılsa aslanın tuzağın içindeki acıklı durumunu görmüş.
Hemen dişleri ile tuzağın iplerini kemirerek kesmiş ve ormanlar kralını kurtarmış.
Daha sonra aslana dönerek:
- Beni küçük diye beğenmiyor, bir işe yaramayacağımı düşünüp küçük görüyordun. Bak, senin canını kurtardım, demiş.
Bu hadiseyle yapılan hiçbir iyiliğin karşılıksız kalmayacağını anlayan aslan, söylediklerinden çok utanmış ve fareye teşekkür etmiş.
Daha sonra da, bir daha kimseyi küçük görmeyeceğine dair kendi kendine söz vererek oradan ayrılmış.
İşte bu, gerçeği anlatan bir hikaye, Daha nice bin hikaye arasından.
Pençesi dibinde bir arslanın, Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi.
Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın, Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi.
Bu iyiliği boşa gitti sanmayın; Kimin aklına gelir ki bir an, Fareye işi düşer arslanın?
Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan; Gitti tutuldu bir ağa.
Ne çırpınma, ne kükreme …
Kâr etmez tuzağa. Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını, Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet.
Sabırla zamanın yaptığını; Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet. “İyilik eden iyilik bulur.” “Hizmet et benim için, hizmet edeyim senin için.” “İyilik iki baştan olur.” Jean de La Fontaine