Ayık ken çok iyi insanlar aslında. İçince hepsi farklı birer karakter oluyorlar.
Bir arkadaşımız vardı, içtiği zaman hep başkalarına bakıp sebepsiz gülerdi.
Bir başka arkadaşım beni sabaha kadar lafa tutardı.
Hiç tanımadığım biri de sarhoşken sokakta benimle kavgaya kalkıştı. Sonra da "bak sen de bana iyi vurdun, bu kadar yeter" dedi ve gitti.
Sevdiğim bir arkadaşım da emanet çek'imi kaybetti. Beni zarara soktu.
Oda arkadaşım bir gece geç geldi, yattı, sonra tekrar kalktı ve dolabın kapısını açtı, şarıl şarıl içine işedi. Baktım benimki değil, kendi dolabı, sustum. Sabah hiç bir şey hatırlamadı.
Müdürümüz, dönüşte arabayı sen kullanırsın, ben içeceğim demişti. Dönüş yolunda "ben sarhoş değilim, ne yaptığımı biliyorum" diye dayılandı, içimizden dualar ederek geri döndük.
Servis şoförümüz iş esnasında bir yerde durup maden suyu içtiği için işine son verilmişti. Adı çıkmış 90'a, inmez 80'ne meselesi. Herkes Bira olduğunu iddia etmişti.
Sigara gibidir. Başlayan bırakamıyor.