Akıl Yetmez, Onu Kullanmayı Bilmek Gerek

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Filozof Descartes Metot Üzerine Konuşma adlı eserine şu ünlü cümleyle başlar: “Akıl, insanlar arasında en adil paylaştırılmış şeydir.”

Ona hemen sorulur:

“Madem öyle… Neden insanların kavrayış seviyeleri bu kadar farklı? Neden düşüncelerimiz birbiriyle çelişiyor?"

Descartes şu hususa dikkat çeker: herkes, aklın kendisine yeterince verildiğine inanır. Bugün kimse meydana çıkıp kendisini hatalar yığını olan bir aptal olarak tanıtmaz. Bu da gösterirki potansiyelinden razıdır. O halde? Kusur aklın kendisinde değil, onu kullanış tarzımızdadır.

Çünkü akıl, tıpkı bir alet gibi, doğru yöntemle işletilmezse ya boş işlerle yorulur ya da önyargılarla körleşir; sonuçta aynı yetenek, bambaşka sonuçlar doğurur.

Aristoteles, Descartes’tan yüzlerce yıl önce benzer bir şey söyler:

Kişi neyle meşgul olursa mizaç o olur.
Aklı nadasa bırakan ahmak, onu işleyen işle parlak zeka olacaktır.


801786037_1711705896561110_4299654148248607632_n.png.jpeg
 
Descartes şu hususa dikkat çeker: herkes, aklın kendisine yeterince verildiğine inanır. Bugün kimse meydana çıkıp kendisini hatalar yığını olan bir aptal olarak tanıtmaz. Bu da gösterir ki potansiyelinden razıdır. O halde? Kusur aklın kendisinde değil, onu kullanış tarzımızdadır.

Zekanın nasıl ve nerede kullanıldığı çok önemlidir. Yapay zeka ile ilgili endişelerin altında yatan gerçek de bu ve kimlerin, hangi amaçla kullanacağını bilemiyoruz.
 
Alında Descartesin söylediği sözün en güzel tarafı insanlar arasındaki farkı doğrudan “kim daha zeki” meselesi olmadığıdır. Dışarıdan kime sorarsanız sorun gerçekten de çoğu insan kendi aklının yeterli olduğunu düşünüyor. Hatta dikkat ederseniz insanları birbirinden ayıran şey çoğu zaman zekadan ziyade düşünme biçimleri oluyor.

Mesela iki insan aynı olaya bakıp, aynı bilgiyi görebilir ama tamamen farklı sonuçlara ulaşabilir. Biri ben böyle düşünüyorum, demek ki doğrusu bu diyebildiği gibi diğeri de ben böyle düşünüyorum ama acaba yanılıyor olabilir miyim diye kendisini de sorgulayabilir. Bence asıl fark biraz burada kendini belli ediyor. Çünkü insanın kendi düşüncesinden şüphe edebilmesi de aslında bir düşünme becerisi.

Bir de insanın aklını neyle beslediği de önemli. Sürekli aynı şeyleri okuyup sadece kendi fikrine yakın insanları dinleyip kendisine ters gelen her düşünceyi saçma veya cahilce görmeye başlarsa bir noktadan sonra aklı çalışıyor gibi görünse bile aslında hep aynı yerde dönüp duruyor. Hatta bazen insan çok düşünüyor ama ilerlemiyor. Çünkü düşünmekle sorgulamak aynı şey değil. O zaman da bizdeki ata sözü devreye giriyor. “Turşuda oturursan turşu, parfümcüde oturursan parfüm kokarsın.”

Ata sözü de bu yüzden bence çok güzel oturuyor buraya. İnsan neyle uğraşırsa biraz ona dönüşüyor. Sürekli merak eden birinin zihniyle, hiçbir şeyi sorgulamadan kabul eden birinin zihni zamanla aynı kalmıyor. İnsan kimlerle konuşuyor, hangi fikirlerle karşılaşıyor, kendisine aykırı bir düşünce duyduğunda ne yapıyor, bunların hepsi zihni şekillendiriyor.

Akıl başlangıçta herkeste olabilir ama onu nasıl kullandığımız, zaman içinde bizi birbirimizden oldukça farklı hâle getiriyor. Yani akıl herkese verilmiş bir imkan gibi ama o imkanı nasıl kullanacağımız bize kalıyor.
 
Geri