Seviyorum Adana'yı. Sıcağı fenadır.
Üniversiteyi orada okudum. Az mı geçtim Küçük saatten Balcalı yoluna.
Bir yıl yurtta kaldım, sonra babam tayin isteyip geldi. Meşhur Adana adliyesinde polisti. Ne hareketli bir ortamı vardı oranın.
100. yıl - Balcalı arası iki vesait değiştirerek okula giderdim, çile gibiydi.
O sıralar dikiş dikmeye merak salmıştım. Küçük saat civarı manifaturacıları uğrak yerimdi, bol bol kumaş alır dikerdim.
Arı sineması şimdi var mı bilmiyorum, okuldan sonra sinema seansı yapardık. Adana Kebap kaçamakları, köşe başı şalgam suları olmazsa olmazımızdı.
Büyük saat dibindeki kitapçılar uğrak yerimdi, uygun fiyata her tür kitap bulabiliyordunuz.
Halk eğitimin kursuyla Seyhan Barajında halk oyunu oynamışlığım var.
Aysel Yenidoğanay o sıralar Adana'da sanat sayfası çıkarır, yazarları davet ederdi, onlarla tanışırdık. Tını Dergisi, ardından Altın Koza geldi. Altın Koza'nın ilk hazırlayıcılarından oldu Aysel Hanım.
Şair Kuzey Tangüler o sıralar yeni yeni tanınıyordu. Bana Tagore'nin şiir kitabını hediye etmişti, ben de ona Walter Kranz'ın Antik Felsefesi'ni.
İlk stajımı son sınıfta Adana Erkek Lisesi'nde yapmıştım, ilk öğretmenlik deneyimi.

Sonra atandım, ayrıldım Adana'dan. Babam da emekli oldu bir yıl sonra. Adana macerası böyle bitti.
Ben eskisini bilirim, bir daha da hiç gitmedim.