Tıpkı müjdeler gibi yeni bir estetik formu
Yüzü güne dönük ama sırtında gece
Bazı başka dilden konuşur bilmem ki nece
Ağlar onun yüzü hem yas hem edalı
Dokunmazdı çiçeklere bile sanki vebalı
Ve bir gün konuverdi ayaklarına bir serçe
Düştü evrenle yüzünün arasına bir perçem
Düş ormanının içinde yakınsak bir mercek
Onca yalanın içinde şişiverdi gerçek
Kaldırsa bir başını yıldızlara uzansa değer
Tırnakları neşe kaplı fakat dargınmış meğer
Yavaş sesle soyunurdu eski liman üstünde
Ve hep aya dönerdi evdekine küstüğünde
Benim gövdemdeki peki ateş mi logos mu?
Eteklerini kaldıran poyraz mı lodos mu?
Fakat o gece bana döndü yüzü aya değil
Dedi ki başımın üstündeki yıldızları say hadi!
Ve yıldızlar çırılçıplak karşımda
Artık bir gömlek bile satmazlar bana çarşıda