A1 Kelimeler

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 1 saat önce aktifti
HELP

Türkçesi: yardım etmek
  1. Can you help me?
    → Bana yardım edebilir misin?
  2. I help my mother at home.
    → Evde anneme yardım ederim.
  3. She helps her brother with his homework.
    → Erkek kardeşine ödevinde yardım eder.
  4. He always helps his friends.
    → O, arkadaşlarına her zaman yardım eder.
  5. Thank you for helping me.
    → Bana yardım ettiğin için teşekkür ederim.
  6. I need someone to help me.
    → Bana yardım edecek birine ihtiyacım var.
  7. Can I help you with your bag?
    → Çantana yardım edebilir miyim?
  8. My teacher helps me learn English.
    → Öğretmenim İngilizce öğrenmeme yardım ediyor.
  9. We help each other at work.
    → İş yerinde birbirimize yardım ederiz.
  10. This book can help you learn new words.
    → Bu kitap yeni kelimeler öğrenmene yardımcı olabilir.
Çok kullanışlı kalıplar

help someone → birine yardım etmek
help someone with something → birine bir konuda yardım etmek
help someone do something → birinin bir şey yapmasına yardım etmek
ask for help → yardım istemek
need help → yardıma ihtiyaç duymak
 
  • Beğen
Tepkiler: RK
NEED

Türkçesi: ihtiyaç duymak, gerekmek
  1. I need some water.
    → Biraz suya ihtiyacım var.
  2. I need your help.
    → Yardımına ihtiyacım var.
  3. We need more time.
    → Daha fazla zamana ihtiyacımız var.
  4. She needs a new phone.
    → Onun yeni bir telefona ihtiyacı var.
  5. Do you need anything?
    → Bir şeye ihtiyacın var mı?
  6. I need to go home.
    → Eve gitmem gerekiyor.
  7. You need to be careful.
    → Dikkatli olman gerekiyor.
  8. He needs to study today.
    → Bugün ders çalışması gerekiyor.
  9. We need to talk.
    → Konuşmamız gerekiyor.
  10. I don’t need to work tomorrow.
    → Yarın çalışmam gerekmiyor.
Çok kullanışlı kalıplar

need + isim → bir şeye ihtiyaç duymak
need to + fiil → bir şeyi yapmaya ihtiyaç duymak / yapması gerek

I need some money. → Biraz paraya ihtiyacım var.
I need to sleep. → Uyumam gerekiyor.

need help → yardıma ihtiyaç duymak
need time → zamana ihtiyaç duymak
need money → paraya ihtiyaç duymak
need more information → daha fazla bilgiye ihtiyaç duymak
really need → gerçekten ihtiyaç duymak
 
  • Beğen
Tepkiler: RK
WAIT

Türkçesi: beklemek
  1. Wait here, please.
    → Lütfen burada bekle.
  2. I am waiting for the bus.
    → Otobüsü bekliyorum.
  3. She is waiting for her friend.
    → Arkadaşını bekliyor.
  4. Can you wait for me?
    → Beni bekleyebilir misin?
  5. We waited for an hour.
    → Bir saat bekledik.
  6. I don’t want to wait.
    → Beklemek istemiyorum.
  7. He is waiting outside.
    → O dışarıda bekliyor.
  8. Please wait a minute.
    → Lütfen bir dakika bekle.
  9. They are waiting at the station.
    → İstasyonda bekliyorlar.
  10. I can’t wait to see you.
    → Seni görmek için sabırsızlanıyorum.
Çok kullanışlı kalıplar

wait for me → beni beklemek
wait for the bus → otobüsü beklemek
wait for a friend → bir arkadaşı beklemek
wait for a reply → cevap beklemek

wait a minute → bir dakika beklemek
wait and see → bekleyip görmek
wait in line → sırada beklemek
wait patiently → sabırla beklemek
can’t wait to + verb → bir şeyi yapmak için sabırsızlanmak

I can’t wait to go on vacation.
→ Tatile gitmek için sabırsızlanıyorum.
 
  • Beğen
Tepkiler: RK
FIND

Türkçesi: bulmak
  1. I can’t find my phone.
    → Telefonumu bulamıyorum.
  2. Where did you find this book?
    → Bu kitabı nerede buldun?
  3. She found her keys.
    → Anahtarlarını buldu.
  4. Can you help me find my bag?
    → Çantamı bulmama yardım edebilir misin?
  5. I need to find a job.
    → Bir iş bulmam gerekiyor.
  6. We found a nice restaurant.
    → Güzel bir restoran bulduk.
  7. He can’t find his glasses.
    → Gözlüğünü bulamıyor.
  8. I found some money on the floor.
    → Yerde biraz para buldum.
  9. Where can I find a taxi?
    → Nerede taksi bulabilirim?
  10. I hope you find what you need.
    → Umarım ihtiyacın olan şeyi bulursun.
Çok kullanışlı kalıplar

find something → bir şeyi bulmak
find someone → birini bulmak
find a job → iş bulmak
find a place → bir yer bulmak
find the answer → cevabı bulmak
find a way → bir yol/çözüm bulmak

look for = aramak
find = bulmak

I’m looking for my keys.
Anahtarlarımı arıyorum.

I found my keys!
Anahtarlarımı buldum!
 
LEAVE

Türkçesi: ayrılmak, gitmek, bırakmak
  1. I leave home at eight.
    → Evden saat sekizde çıkarım.
  2. She leaves work at five.
    → O, işten saat beşte ayrılır.
  3. What time do you leave?
    → Saat kaçta ayrılıyorsun?
  4. We need to leave now.
    → Şimdi gitmemiz gerekiyor.
  5. He left the room.
    → Odadan ayrıldı.
  6. Please don’t leave me alone.
    → Lütfen beni yalnız bırakma.
  7. I left my phone at home.
    → Telefonumu evde bıraktım.
  8. She left her bag in the car.
    → Çantasını arabada bıraktı.
  9. The train leaves at six.
    → Tren saat altıda kalkıyor.
  10. Can I leave my bag here?
    → Çantamı burada bırakabilir miyim?
Çok kullanışlı kalıplar

1. leave + yer = bir yerden ayrılmak

I left the office.
→ Ofisten ayrıldım.

2. leave + nesne + yer = bir şeyi bir yerde bırakmak

I left my keys at home.
→ Anahtarlarımı evde bıraktım.

3. leave for + yer = bir yere gitmek üzere yola çıkmak

We leave for Ankara tomorrow.
→ Yarın Ankara’ya gitmek üzere yola çıkıyoruz.

leave home → evden çıkmak
leave work → işten ayrılmak/çıkmak
leave early → erken ayrılmak
leave late → geç ayrılmak
leave someone alone → birini yalnız bırakmak
leave a message → mesaj bırakmak
leave the door open → kapıyı açık bırakmak
 
KEEP

Türkçesi: tutmak, saklamak, korumak; bir şeyi yapmaya devam etmek
  1. Keep the door open, please.
    → Lütfen kapıyı açık tut.
  2. Can I keep this book?
    → Bu kitabı tutabilir miyim / bende kalabilir mi?
  3. I keep my money in my bag.
    → Paramı çantamda saklarım.
  4. Keep your room clean.
    → Odanı temiz tut.
  5. She keeps her keys in her pocket.
    → Anahtarlarını cebinde tutar.
  6. Please keep this secret.
    → Lütfen bunu sır olarak sakla.
  7. This jacket keeps me warm.
    → Bu ceket beni sıcak tutuyor.
  8. Keep going!
    → Devam et!
  9. He kept the window closed.
    → Pencereyi kapalı tuttu.
  10. Keep trying. You can do it!
    → Denemeye devam et. Bunu yapabilirsin!
Çok kullanışlı kalıplar

1. keep doing something = bir şeyi yapmaya devam etmek

Keep studying.
→ Çalışmaya devam et.

Keep practicing English.
→ İngilizce pratiği yapmaya devam et.

She keeps talking.
→ Konuşmaya devam ediyor.

2. keep something/someone + adjective = bir şeyi/birini belirli bir durumda tutmak

keep the door open → kapıyı açık tutmak
keep the room clean → odayı temiz tutmak
keep food cold → yiyecekleri soğuk tutmak
keep yourself healthy → kendini sağlıklı tutmak

keep going → devam etmek
keep trying → denemeye devam etmek
keep calm → sakin kalmak
keep quiet → sessiz olmak/kalmak
keep a secret → sır saklamak
keep in touch → iletişimde kalmak
keep safe → güvende tutmak/kalmak
 
MOVE

Türkçesi: hareket etmek, hareket ettirmek, taşınmak
  1. Don’t move!
    → Hareket etme!
  2. Can you move this chair?
    → Bu sandalyeyi hareket ettirebilir misin?
  3. The car is moving slowly.
    → Araba yavaşça hareket ediyor.
  4. Please move your bag.
    → Lütfen çantanı başka yere al.
  5. We moved to a new house.
    → Yeni bir eve taşındık.
  6. She wants to move to another city.
    → Başka bir şehre taşınmak istiyor.
  7. Move a little closer.
    → Biraz daha yaklaş.
  8. He moved the table into the kitchen.
    → Masayı mutfağa taşıdı.
  9. I can’t move my arm.
    → Kolumu hareket ettiremiyorum.
  10. Let’s move to another table.
    → Başka bir masaya geçelim.
Çok kullanışlı kalıplar

1. move = hareket etmek

The bus is moving.
→ Otobüs hareket ediyor.

2. move something = bir şeyi hareket ettirmek

Move the chair.
→ Sandalyeyi hareket ettir.

3. move to + yer = bir yere taşınmak

They moved to London.
→ Londra’ya taşındılar.

4. move on = devam etmek, geride bırakıp yoluna devam etmek

Let’s move on to the next question.
→ Bir sonraki soruya geçelim.

It’s time to move on.
→ Artık yolumuza devam etme zamanı.

move house → ev taşımak
move to another city → başka bir şehre taşınmak
move closer → daha yakına gelmek
move away → uzaklaşmak / başka yere taşınmak
move forward → ileri gitmek
move quickly → hızlı hareket etmek
move slowly → yavaş hareket etmek
 
BRING

Türkçesi: getirmek
  1. Bring your book, please.
    → Lütfen kitabını getir.
  2. Can you bring me some water?
    → Bana biraz su getirebilir misin?
  3. I always bring my lunch to work.
    → Öğle yemeğimi işe her zaman getiririm.
  4. She brought her friend to the party.
    → Arkadaşını partiye getirdi.
  5. Don’t forget to bring your phone.
    → Telefonunu getirmeyi unutma.
  6. Can I bring a friend?
    → Bir arkadaşımı getirebilir miyim?
  7. He brought some food for us.
    → Bizim için biraz yiyecek getirdi.
  8. Please bring your ID with you.
    → Lütfen kimliğini yanında getir.
  9. What should I bring to the meeting?
    → Toplantıya ne getirmeliyim?
  10. I’ll bring you a cup of coffee.
    → Sana bir fincan kahve getireceğim.
Çok kullanışlı kalıplar

1. bring someone something

bring + kişi + şey = birine bir şey getirmek

Bring me some water.
→ Bana biraz su getir.

She brought me a coffee.
→ Bana bir kahve getirdi.

Bring some water for me.
→ Benim için biraz su getir.

bring → getirmek; konuşmacının bulunduğu/hedef olan yere doğru
take → götürmek; bulunduğun yerden başka yere doğru

Bring the book to me.
→ Kitabı bana getir.

Take this book to John.
→ Bu kitabı John’a götür.

bring food → yiyecek getirmek
bring a friend → arkadaşını getirmek
bring your ID → kimliğini getirmek
bring something with you → bir şeyi yanında getirmek
bring someone home → birini eve getirmek
bring back → geri getirmek
bring something to work → bir şeyi işe getirmek
 
Geri