2011-2017 Biten Diziler

⚪ Konu yazarı en son 3219 gün önce aktifti
Hülyanın yerini dolduramadı kanımca :T:
 
Özgü Namal soğuk nevale bildiğin
 
kizlarveanneleri_mertpalavaroglu.jpg


İlk olarak Ümit Kantarcıla’rın sunduğu Kızlar ve Anneleri isimli program artık son bölümü ile yayın hayatına son verdi. Artık Kızlar ve Anneleri programı yayınlanmayacak. Düşük reytingler nedeni ile Kızlar ve Anneleri programı final yaptı.​
 
izlenmemesi normal değil mi ?
 
Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz'ın da rol aldığı film 26 Aralık'ta vizyona girecek.
Oscar Ödüllü aktör Russell Crowe'un yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği; Olga Kurylenko, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz'ın rol aldığı Water Diviner (Son Umut) filminin, 2.33 dakikalık fragmanı yayınlandı.
Russell Crowe'un yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği; Türk, Avustralya ve ABD yapımı Water Diviner filminin Türkçe altyazılı fragmanı yayınlandı. Russell Crowe'un yanı sıra Olga Kurylenko, Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz'ın rol aldığı film, Çanakkale Savaşı'ndan 4 yıl sonra savaşa gönderdiği üç oğlunun kaderini öğrenmek üzere İstanbul'a gelen Avustralyalı çiftçi Connor'ın hikâyesini konu ediniyor.

ÇANAKKALE SAVAŞI'NIN 100. YILINDA VİZYONDA

Çanakkale Savaşı'nın 100. yılında gösterimde olacak filmin galası, 05 Aralık 2014 tarihinde Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi'nde gerçekleşecek. Film 26 Aralık tarihinde vizyona girecek.
 
tarantino-western.jpg





Aksiyon ve şiddet içerikli filmlerin bir numarası ismi olan Quentin Tarantino, bir süredir dile getirdiği emeklilik ile ilgili ciddi planlar yapmaya başladı. Şu ana kadar 8 film çeken (Kill Bill’i iki film olarak sayarsanız 9 ancak Tarantino’nun kendisi de 1 film olarak sayıyor) Tarantino, geçtiğimiz aylarda yaşlanmış bir adam olarak film çekmeye devam etmek istemiyorum, belli bir noktada bırakmak istiyorum açıklaması yapmıştı.
Yeni bir röportajda ise Tarantino, şu sıralar yeni filmi The Hateful Eight ile uğraştığını ancak yönetmenlik kariyerine 2 film sonrasında veda etmek istediğini belirtti. Şu ana kadar 8 film çektiğini belirten Tarantino, 2 film daha çekerek filmografimi 10′a tamamlayıp yönetmenliği bırakacağım şeklinde konuştu.
Bundan sonra yönetmen olarak değil de daha çok yazma işine eğileceğini belirterek senaryo, kitap ve oyun yazabileceğini söyledi. Tarantino’nun filmlerini çok seviyoruz, yaşlansa da çekmesini istiyoruz. Ancak yönetmenin kararına da saygı duymak gerekir diye düşünüyoruz. Yine de Tarantino’nun sağı solu belli olmaz diyerek haberimizi noktalayalım.
Hateful Eight’in oyuncu kadrosunun da Chaning Tatum, Kurt Russell, Michael Madsen, Tim Roth, Samuel L. Jackson gibi oyunculardan oluştuğunu ve 2015 yılında vizyona gireceğini belirtelim.
 
marvel-genel3-790x444.jpg





Geçtiğimiz ay Marvel tarafından üçüncü faz filmleri olarak adlandırılan yapımların vizyon tarihleri hakkında bir açıklama gelmişti hatırlarsanız.
Marvel bugün yayımladığı bir posterle (İçerisinde Ant-Man yok şimdiden belirtelim.) vizyon tarihlerini ortaya koyan bir zaman çizelgesini de Marvel evreninin hayranlarıyla buluşturdu. Zaten hiçbir düzgün pazarlama kampanyasına hiçbir zaman hayır demeyen firma için normal bir davranış diyebiliriz.
Açıkçası filmler hakkında şu anda elimizde hiçbir bilgi bulunmuyor, bu zaten ortada. Zaten daha önce sizlerle paylaştığımız demo gösterimler dışında vizyon tarihleri gibi detayları da burada okumuştunuz.
Fakat ilginç olan tek şey Ant-Man’in posterde yer almıyor olması. Bu durumda filmi üçüncü faz saymamamız gerekiyor olabilir. Zira uzun süre önce duyurulan Ant-Man’in Marvel’ın “Üçüncü faz zaman çizelgesinin resmi hali.” diyerek yayımladığı görselde yer almıyor olmasının başka bir sebebi olamaz. Belki de yalnızca yeni filmleriyle ilgili bir çizelge hazırlamak istemişlerdir.
Gelişmeler oldukça aktarmaya devam edeceğiz.


PHkUc11kxOsrno_1_m.jpg
 
fast-and-furious-8-h%C4%B1zl%C4%B1-ve-%C3%B6fkeli-genel2-790x444.jpg



On yıldan kısa bir sürede dört farklı Fast and Furious filmi çekme başarısı gösteren Justin Lin, sonunda seriyi Furious 7 ile birlikte James Wan’a devretmişti.
Geçtiğimiz hafta ilk fragmanı da yayımlanan Furious 7 bir nevi Paul Walker’a saygı duruşu niteliği taşıyacak ama Universal, serinin yedinci halkasının ardından altın yumurtlayan tavuğunu daha da besili hale getirmeye çalışacak gibi görünüyor.
Açıkçası tehlike çanları Paul Walker’ın ölümüyle birlikte Furious serisi için çalmaya başlamıştı ama görünüşe göre Justin Lin, Fast and Furious 8 için yeniden kameranın başına geçecek. Bu da serinin devam edeceği anlamına geliyor.
Yalnızca sekizinci film için mi bizlerle olduğu, yoksa dokuzuncu filmde de kameranın başına geçip geçmeyeceği henüz bilinmeyen Lin’in dönüş haberleri de sekizinci filmi resmi olarak onaylamış oldu diyebiliriz.
Son olarak James Wan tarafından yönetilen Furious 7′nin 2015 yılının Nisan ayında bizlerle olacağını da hatırlatalım.
 
mark-zuckerberg-genel6-790x444.jpg


Facebook’un başındaki isim Mark Zuckerberg, David Fincher tarafından 2010 yılında çekilen The Social Network filmini izlemenin kendisine acı verdiğini söyledi. Bunun sebebi olarak da senaryo ve hikayedeki olayların birçoğunun uydurma olmasını gösterdi.
Gişede büyük bir başarı elde eden The Social Network, Dünya çapında 225 milyon $ gibi bir gelir elde etmeyi başarmış, 40 milyon $’lık bütçesiyle, yapımcılara yüklü miktarda kâr getirmişti. Aynı şekilde birçok insan arasında popüler olabilecek bir yapım olduğunu da bu şekilde kanıtlamıştı.
Fakat görünüşe göre film Mark Zuckerberg için aynı anlamı taşımıyor. Facebook’un kurucusu Zuckerberg, kendisine filmle ilgili sorulan sorulara şöyle yanıt vermiş;
“The Social Network’ün senaryosunda benim hiç yaşamadığım bir sürü olay uydurulmuş. Aslında siz sorana kadar bu film hakkında düşünmeyi tamamen bırakmıştım. Bunu da bir nevi bilerek ve isteyerek yaptım diyebilirim. Görünüşe göre kod yazmak, ortaya bir ürün ve şirket çıkarmak film senaryosu yazmak için yeterli bir materyal değilmiş. Doğal olarak birçok ilgi çekici hikaye unsuru eklemeleri gerektiğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Filmde ilk ofisimizin dizaynı gibi unsurlar tamamen gerçi yansıtıyordu ama hikayeye eklenenler sayesinde filmin bana acı verici bir deneyim yaşattığını rahatlıkla söyleyebilirim.”
Zuckerberg ayrıca filmde kendisini canlandıran Jesse Eisenberg ile tanıştığını da belirterek filme eklenenlerin oldukça saçma ve abartı olduğunu, bu yüzden filmi ciddiye almanın gerçekten zor olacağını da sözlerine ekleyerek açıklamalarını noktaladı.
Zuckerberg’in yaptığı açıklamaları aşağıdaki YouTube videosunda da bulabileceğinizi belirtelim. Fakat yalnızca İngilizce dilinde olduğunu da ekleyelim.
The Social Network hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Zuckerberg’in açıklamalarına katılıyor musunuz?
 
Erhan Tuncer 'Bir Yadigâr Ejder Kitabı' yazdı.

Hayatını Türk sinemasının bir kenara itilmiş, kıymeti bilinmemiş ‘3. adamları’ ve ‘3. kadınları’na adamış genç sinemacı Erhan Tuncer ‘Bir Yadigâr Ejder Kitabı’ yazdı. Türk sinemasının unutulmaz karakter oyuncusu Yadigâr Ejder’in doğumundan vefatına kadar hayatının tüm detaylarını anlatan kitap sinemamızın 100. yılında 3.adamlara ve kadınlara bir selam niteliği taşıyor.

Erhan Tuncer hayatını Türk sinemasının bir kenara itilmiş, kıymeti bilinmemiş '3. adamları' ve '3. kadınları'na adamış henüz 27 yaşında genç bir sinemacı. Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Bölümü'nden mezun. Sinematek'te Dramatik Yazarlık ve Senaryo Atölyesi Eğitmeni. 2009 yılında açtığı '3. Adam' adlı bir bloğu var. TRT Belgesel kanalında Türk sinemasının karakter oyuncularının hayatını anlatan bir belgesel yapıyor. Şimdilerdeyse kasım ayının sonlarına doğru okuyucuyla buluşacak 'Bir Yadigar Ejder Kitabı'nın heyecanını yaşıyor. Genç bir sinemacının, 'birinci' olmanın çok önemli sayıldığı modern çağda, sinema tarihimizin madunları konusunda bu kadar duyarlı olması ve onların unutulmaması için canla başla çalışması sevindirici olduğu kadar şaşırtıcı aslında. Bu duygularla buluşuyoruz Erhan'la; '3. Adam' merakını ve 'Yadigâr Ejder'i dinliyoruz.

3. ADAMLARA İADE-İ İTİBAR

Çocukluğumdan beri Sait Faik'i, Orhan Veli'yi, Orhan Kemal'i severdim ben. Oğuz Atay'ın 'sessiz fazilet' olarak tarif ettiği insanların hikâyeleri daha çok dikkatimi çekerdi. Bu halamdan kalan sinema sevgisiyle birleşince, sinemanın sessiz faziletlerinin peşinden giderken buldum kendimi. '3. Adam' diye bir kavram oluşturdum. 2009 yılında bu isimle bir blog kurdum. Bu çalışmalar aslında yıllardır figüran zannettiğimiz bu karakter oyuncularına bir iade-i itibardır. Yadigâr Ejder'in hayatını kitap yapmaya karar vermemin sebebiyse onun ölüm hikâyesiydi. 'Taksim Parkı'nda donarak öldü' diye haberler çıktı. Bu beni etkiledi. Araştırmaya başladım ve araştırdıkça hikâyesi içine çekti beni. Üçüncü Adam'da yayınlamış olduğum 'Yadigâr Ejder Dosyası'na teşekkür yorumu yazan, yeğeni Özlem Erdoğan Çelik ile iletişime geçip Yadigâr Ejder'in kız kardeşiyle röportaj yapmamın ardından, kitapla ilgili tüm taşlar yerine oturdu. Bu kitap, karakter oyuncularını, set işçilerini, kameramanları, sette getir götür yapan insanları görmezden gelip sinemayı yalnızca büyük yıldızlardan ve büyük yönetmenlerden ibaret gösteren zihniyete bir tepki, bir protestodur aslında.

TEK TABANCA YAŞAMAYI SEÇTİ

Yadigâr, 1951 yılında Sivas'ta, orta halli bir ailenin iki kız, iki erkek 4 çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya geliyor. Sürekli evden kaçan asi bir çocuk. İlkokul 3. sınıfa başladığı ilk günler okuldan kaçıyor ve bir daha gitmiyor. Sivas'ta pek çok iş yapıyor; odun kırıyor, taş taşıyor, boyacılık yapıyor, düğün salonlarında çalışıyor. Sinemalarda simit, gazoz, su satıyor. Sinema orada giriyor kanına. Bu işleri mecbur olduğu için değil, yalnız başına yaşayabilmek için yapıyor ama. Yoksa ailesi ona çok değer veriyor. Babası Almanya'da işçi... Yadigâr sürekli evden kaçtığı için ailenin onu yola getirme çabası var. Sonunda baba onu da Almanya'ya götürüyor. Tersanede bir yıl çalışıyor. Çok da iyi para kazanıyor ama o gönlünde yatan aslanın, sinemanın peşine düşüyor. 1967 yılında İstanbul'a geliyor ve 1971'de ilk filminde oynuyor. Yalnız bırakılmış değil, yalnızlığı tercih etmiş. İstanbul'a geldiği yıldan itibaren hep otellerde kalmış. Hiçbir zaman evi olmamış. Bir mekâna, bir insana bağlı kalmayı istememiş. Tek tabanca yaşamayı seven bir adam. Sinemanın başına buyruk kahramanı. Kimseye minnet etmemiş. Tek yol arkadaşı, tek dostu, sevgilisi, ailesi sinema… Hüseyin Abi (Alemdar) "Onun ilacı sinemaydı. Ayağı şişerdi sinemayla tedavi ederdi" demişti.

AMBARGO UYGULANDI

Sinemada kendisine ciddi bir ambargo uygulanıyor bir dönem. Yılda 10-15 filmde oynarken 80-90 yılları arasında bu sayı 2-3 filme düşüyor. Bu kırılmanın temel sebeplerinden birinin, Doktor Civanım filminde Kemal Sunal'la yaşadıkları tartışma olduğu rivayet edilir. Karavana alınmama mevzusu ve Yadigâr'ın "Biz insan değil miyiz?" çıkışı. Ama bunun gerçek olmadığına kanaat getirdim. Çünkü ikilinin o filmden sonra başka filmleri de var birlikte. İkinci rivayet de Kemal Sunal ile son oynadığı Tarzan Rıfkı filminde Kemal Sunal'ın kafasına yanlışlıkla biraz sert vuruyor. Kemal Sunal çok sinirleniyor. Bu olaydan sonra oynadığı film sayısı ciddi biçimde düşüyor. Yadigâr çok iyi niyetli, temiz kalpli bir adam ama aynı zamanda isyankâr. Haksızlığa "Yeter" diyebilen biri. Oysa hiçbir karakter oyuncusu "Yeter" diyemez; derse iş bulamaz. İşte Yadigâr'da bu var. Sadece Kemal Sunal'a değil, genel bir sitemi var Yadigâr'ın.

DALGALI BİR FİLMOGRAFİ

Yadigâr Ejder kadar filmografisi dalgalı bir oyuncu görmedim. Mesela 1974 yılında 24 filmde oynuyor. Bunlardan birinde Kemal Sunal'la kafa kafaya başrolde. Diğerlerinde kamerada görmek bile mümkün değil, bir yıl sonra yine başrol… Devlet Kuşu'nda ciddi bir performans sergiliyor ama bir sonraki filminde Cüneyt Arkın'dan dayak yerken görüyorsunuz. Bir sonraki filmde arkadaki badigardlardan biridir sadece. Buna mecbur. "Ben Kemal Sunal'la başrol oynadım, bu rolü kabul etmem" diyemez. Piyasada "Yadigâr film seçiyor" diye duyulursa bir daha kimse iş vermez. Yapımcılar onları küçük paralara mecbur bırakıyor.

SİNEMAYA ÂŞIK BİR ADAM

Yadigar, kavgacı karakter oyuncuları arasında jönün aşması gereken son engeldir. Amerikan sinemasındaki gibi binalar yıkılamadığı için jönün kahramanlığını gösterebilecek bir semboldür. Jön karakter oyuncularını dövebildiği kadar alkış alır. Bu yüzden 'Cüneyt Arkın'dan dayak yiyen adam'dır. Sonra ses sanatçılarının filmlerinde başrolün yakın saf arkadaşını oynamaya döner iş. Tam da bu dönemde vefat eder. Yadigâr Ejder dosyasının esas cümlelerinden biri şuydu: "Kimse onun durumuna düşmedi çünkü hiç kimse sinemayı onun kadar sevmedi." Başına ne geldiyse bu sınırsız sinema sevgisi yüzünden geldi. Sinemaya âşık bir adam. Dostu, sevgilisi, ailesi, her şeyi sinema…

40 YAŞINDA ÖLDÜ

Yadigâr Ejder'in Taksim Parkı'nda donarak öldüğü haberi gerçeği yansıtmıyor. Yadigâr aslında 4 Mart 1991'de yemek yemek için girdiği bir lokantanın tuvaletinde beyin kanaması geçiriyor ve orada vefat ediyor. Cenazesini lokantanın önüne çıkarıyorlar. Onu orada gören insanlar da sokakta öldüğünü sanıyor. Bu kulaktan kulağa 'Parkta donarak öldü' oluyor. Çünkü işsiz kaldığı dönemlerde gününü o parkta geçiriyor. Aslında öldüğü dönem ambargoyu kırıp iş bulmaya başladığı bir dönem. Öldüğünde 40 yaşında. Çok genç ama ileri düzeyde şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu var.

CEMAL SÜREYA'YA KOMŞU YATIYOR

Yadigâr'ın mezarının kimsesizler mezarlığında olduğuna dair rivayet vardı. Bu kitapta çok emeği olan yapımcı Mehmet Alemdar'ın oğlu şair ve senarist Hüseyin Alemdar bana "Yadigâr Ejder kimsesizler mezarlığında değil, Kulaksız Mezarlığı'nda Cemal Süreya'ya komşu yatmaktadır" diye mesaj yazınca Kulaksız Mezarlığı'na gidip mezarını buldum. Mezar taşındaki ismi Adnan Ayberg. Aslında gerçek soyadı Koyun. Aile Köylü olarak değiştiriyor.

STARLAR İTİRAZ ETMELİ

Şimdilerde öyle büyük dramlar yaşanmıyor artık ama sigorta meselesi ve çalışma koşulları maalesef hâlâ aynı. Özellikle set işçilerinin çok ciddi sıkıntıları var. Eleştirdiğimiz Yeşilçam şartları şimdi dizlerde sürüyor. Özellikle star dediğimiz kişilerin buna itiraz etmesi gerekiyor. Bölüm başına 100 bin lira alan bir insanın huzurunu kaçırması zor ama bu cesareti göstermesi gerekiyor. Çünkü yapımcıları ancak onlar yola getirir. Zamanında Yadigâr Ejder bunu yaptığı zaman ne olduğunu gördük. Hemen sektör dışına itilirler. Ben '3. Adam' bloğunu açtığım günden bu yana emek veren bu insanların emeğinin karşılığının almasının peşindeyim. Hayatım boyunca da bunun mücadelesini sürdüreceğim. Bunu filmle yaptım, kitapla yapıyorum, blogla yapıyorum, belgeselle yapıyorum. 100. yaşını kutlayacağımız sinemamıza her alanında emek vermiş, tüm sinema emekçilerine selam olsun! En çok da Üçüncü Adamlara, Üçüncü Kadınlara!
 
warcraft1.jpg


İlk olarak Blizzcon 13 etkinliğinde duyurulan ve duyurulmasıyla birlikte şok etkisi yaratan Warcraft filminin ilk posterleri gün yüzüne çıktı. Yine bir Blizzcon etkinliği olan Blizzcon 14'te ortaya çıkan film posterlerinde oyuncu kadrosundan isimler yer alıyor.
Mart 2016'da vizyona girecek olan filmin yapımcılığını Legendary Pictures ve Universal Studios üstleniyor. Yapılan anlaşmaya göre filmin detaylarının paylaşılma hakkı ise sadece Blizzard'a ait.


wol_error.gif
Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( %1$sx%2$s ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın
warcraft-poster.jpg



Filmin konusu hakkında hala net bir açıklama yapılmamış olsa da, çoğu söylenti orkların ve insanların ilk karşılaşmasını konu edinebilir şekilde.
Yönetmenliğinde Duncan Jones'in yer alacağı Warcraft filminde Ben Foster, Dominic Cooper, Toby Kebbel, Rob Kazinsky ve Paula Patton gibi ünlü isimler yer alıyor.

warcraft.jpg
warcraft2.jpg
warcraft3.jpg
warcraft4.jpg
warcraft5.jpg
 
christopher-nolan-genel4-790x444.jpg





Takvimler 2005 yılını gösterirken Chistopher Nolan, süper kahraman filmleri dünyasına ilk adımını Batman Begins ile atmıştı. Aslında Batman Begins karışık tepkiler almış ve Bruce Wayne’in hikayesini daha karanlık hale getirmesi ve filmdeki kötü karakterlerin azlığı nedeniyle bazı kesimlerin eleştiri oklarına hedef olmuştu.
Ardından 2008 yılında The Dark Knight gelmiş ve bir anda Christopher Nolan’ı süper kahraman filmlerinin ilahı haline getirmişti. Filmde yer alan Joker karakteri, Batman karakterinin dahi önüne geçmiş ve Heath Ledger tarafından canlandırılan Joker, Jack Nicholson’ın Joker’i ile karşılaştırılır olmuştu.
Fakat Heath Ledger’ın zamansız ölümü ile The Dark Knight Rises filmi sallantıya girmiş, Christopher Nolan çok sevdiği ve çekerken çok iyi vakit geçirdiğini iddia ettiği Batman serisinden sıkıldığını ve üçleme ile birlikte seriye son vereceğini açıklamıştı. Sonuç olarak 2012 yılında The Dark Knight Rises’ın da vizyona girmesinin ardından dünya çapında üç film toplamda 2.5 milyar $ gibi bir gelir elde etmişti.
Bu gelişmelerin üzerine Man of Steel’ın yapımcılığını üstlenen Nolan, Time Out dergisi ile yaptığı röportajda yeni bir süper kahraman filmi çekip çekmeyeceği sorusuna üstü kapalı bir yanıt verdi denebilir.
Aslında üstü tam kapalı denemez ama hayatının on yılını Batman serisine harcadığını, çok güzel günler geçirdiğini ama yeniden süper kahraman dünyasına dönüş yapmasının biraz zor olduğunun altını çizmiş. Hatta Nolan’ın tam açıklaması şöyle; Mesajdan yapılan alıntı:
“Süper kahraman filmleri türünde çok büyük deneyim kazandığımı düşünüyorum. Bunun için birçok şeyi keşfetmem ve araştırmam gerekmişti ama başardım. Hayatımın belki de 10 yılını buna harcadım ama çok iyi vakit geçirdiğimi net bir şekilde söyleyebilirim. Fakat 10 yılın ardından tekrar türe geri dönüş yapmayı ‘zor’ olarak nitelendirebilirim. Yine de asla asla dememek gerekiyor değil mi?”
 
bale-intro.jpg

Steve Jobs'ın hayattayken yakından ilgilendiği, özellikle yazılmasını istediği ve onayladığı tek biyografisi olan Walter Isaacson imzalı hayat öyküsünden uyarlanacak sinema filminde önemli bir pürüz çıktı.

Christian Bale vazgeçti
Uzun süre başrol oyuncusu tartışılan filmde Steve Jobs'ı canlandıracak ismin Christian Bale olduğu yönündeki haberleri burada sizlerle paylaşmıştık. Son gelişmeler ise ünlü ismin bu rolden çekildiği yönünde. Hollywood Reporter sitesinin iddiasına göre Christian Bale, senaryonun ilgili bölümünde rol için uygun olmadığını düşündüğü için bu kararı aldı.


apple-ismi.jpg


Jobs'a kim hayat verecek?
Bu gelişmeyle birlikte, Danny Boyle'un yöneteceği ve Aaron Sorkin'in senaryosunu kaleme aldığı filmde Steve Jobs'ı kimin canlandıracağı da tekrar belirsiz duruma geldi. Daha önce bu rol için adı geçen isimler arasında Leonardo Di Caprio buluyordu. Bakalım Steve Jobs'ı hangi aktör canlandıracak?
 
546ded68f63099099c577791


Her bölümünde kendini birbirinden karmaşık olayların içinde bulan Arkadaşım ve ekip arkadaşları, bu hafta önce yapışık ikizler olarak ekranda olacak. Arkadaşım ve yapışık ikiz kardeşi, kolları nakliyecilik için sıvayacak.

Ardından Arkadaşım Hoşgeldin ekibi biraz geçmişe gidip, kahkahayı 70’lerden günümüze taşıyacak. 70’lerde evli bir erkek olan Arkadaşım, ufak bir çapkınlık yapayım derken yakalanınca soluğu evlilik terapistinde alacak. Evlilik terapisti olan Mine Tugay ise, Arkadaşım’a birbirinden farklı tavsiyeler verecek.

KanalD
​
 
546df1e4f493b8081893d756


Gülru ve Ömer, yanlış anlamaları giderip, beraberliğe devam kararı almışken, tutuksuz yargılanmak üzere salıverilen Salih’e yakalanırlar. Salih gördüğü şeye çok büyük tepki verir. Üstüne bir de, tazminat parasını Ömer’in ödediğini öğrenince, Gülru’yla ipleri koparma noktasına gelir. Gülfem tanık olduğu şeylerle çok sarsılır ve öfkesine hakim olamayarak bir kez daha kendine ilaç enjekte eder. Ablasını kaybedeceğini sanan Cihan deliye döner. Ardından, Cihan ve Gülru’nun dostluğu yara alır. Bu krizi de atlatan Gülfem, bir kez daha kimsenin onu bu hale düşüremeyeceği konusunda kendine söz verir. Yener çevirdiği küçük numaraların cezasını çekerken, Yonca, Gülfem’in tam anlamıyla maşası olur. Son attığı adımlarla Gülru’nun sırtındaki minnet yükünü arttıran Gülfem, onun gerçek yüzünü Ömer’e göstermek için planlar yapar ve ikisini tuzağa düşürür.

KanalD
​
 
Geri