2011-2017 Biten Diziler

⚪ Konu yazarı en son 3213 gün önce aktifti
ataturk-film-052019IW.jpg

Senaryosunu Türk yapımcı Fuad Kavur’un yazdığı “Atatürk” filminin çekimlerine nisanda Macaristan’da başlanıyor. İddialı projede, Atatürk’ü İngiliz oyuncu Jack Fox, Latife Hanım’ı ise “Game of Thrones”ta da rol alan Charlie Chaplin’in torunu Oona Chaplin oynayacak. Ekipteki tek Türk oyuncu ise Esin Harvey... Biz de bunu bahane ettik, “Ben Onu Çok Sevdim” dizisinin Canan’ı Harvey’in yanında soluğu aldık.

* Filmin senaristi Fuad Kavur ile yollarınız nasıl kesişti?

- LAMDA’dan yeni mezun olmuştum. 2009 yılıydı... Courtyard Theatre’da sahnelenen “Who Will Carry the Word” oyununda başrol oynuyordum. Fuad Kavur ilk o oyundan sonra “Sinema filmi düşünür müsün?” diye sordu bana... Sonra frekansımız da tuttu, sağ olsun bütün oyunlarıma geldi. Sonunda da bana bu projeden bahsetti.

* Yapımcı Anthony Wayne’le de tanışmışsın.

- Evet... “Skyfall”un çekimleri sırasında İstanbul’da, Şamdan’da yemek yedik. O da “Atatürk” filminde olmamı istedi.

* Çekimler ne zaman, nerede başlıyor?

- Nisanda, Macaristan’da. Korda Stüdyo-ları’nda olacağız. Çekim 12 hafta sürecek ve bir haftası da İstanbul’da yapılacak.

* Projeyi ilk duyduğunda, “Neden İngilizler bir Atatürk filmi çekiyor?” diye düşünmedin mi?

- Açıkçası ilk olarak senaryoda anlatılan ne, hikâye ve karakter ne, onlara baktım. Burada bir biyografiden ziyade bir insanın hikâyesi anlatılıyor. Bir belgesel gibi değil... Daha çok Fuad Bey’in bakış açısından anlatılan bir hikâye...

* Senin rolün nedir tam olarak?

- Atatürk’ün aşık olduğu kadınlardan biri... Latife Hanım’ı zaten Oona Chaplin oynayacak. Karakter hakkında daha fazla bilgi vermeyeyim ki sürprizi bozulmasın.

* Biz bu kadını biliyor muyuz, yoksa herkesin bilmediği bir detay mı?

- Galiba herkesin bilmediği bir detay.

* Filmdeki tek Türk oyuncu sensin...

- Projede bir Türk’ün olması da önemli diye düşündüler. Bir de filmin dili İngilizce, bu yüzden de tercih edilmiş olabilirim.

* Türkiye’nin eski Londra büyükelçisi Yiğit Alpogan’ın kızısın. Diplomat çocuğu olmanın avantajları var mı?

- Bunun getirdiği avantaj çok ama zorlukları da var. Mesela iki ya da dört senede bir okul, ülke, çevre değiştirmek... Hep sınıfın yeni çocuğu olmak. Tam tanışma faslını bitirip “burası bizim evimiz” derken yeniden başlamak. Diğer yandan farklı kültürleri öğrenmek, 10 yaşında ikinci dil öğrenmek gibi artıları var.

* Şu an kaç dil konuşuyorsun?

- İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Yunanca konuşabiliyorum.

* Babanız şimdi ne yapıyor?

- Dışişleri’nden emekli oldu, şimdi Barcelona’da, Akdeniz Birliği’nde Türkiye’yi temsilen genel sekreter yardımcısı.

* Hayalin hep oyunculuk muydu?

- Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne Rüştü Asyalı’yla hazırlandım, kazandım. Ama sonra Amerika’ya gitmeye karar verdim. Massachusetts’te iletişim ve tiyatro okudum. Okulun üçüncü senesinde değişim programıyla drama ve iletişim okumaya Londra’ya gittim.

Tiyatro okumaya da işte o zaman karar verdim. Amerika’da okulumu bitirdikten sonra LAMDA’nın (The London Academy of Music and Dramatic Art) sınavlarına girdim. Kabul edildim.

* O okula kabul edilmek kolay mı?

- Biraz zor.

* Yılda kaç kişi alıyor?

- Ben girdiğimde bizim sınıf 28 kişiydi. Sadece 8’i kızdı. Sektörde erkeklere daha çok rol olduğu için ona göre bir oran gözetiyorlar, ona göre öğrenci alımı yapıyorlar. Ne yazık ki kadınlar arasında büyük çekişme yaşanıyordu bu yüzden.

* LAMDA mezunları arasında kimler var?

- Öncelikle Haluk Bilginer... Ayrıca Kürşat Alnıaçık, Pınar Öğün, İlker Kaleli... Tamamını hatırlamıyorum ama 8 kadar Türk mezun vermiş okul bugüne kadar.

* Türkler okulda nasıl biliniyordu?

- Ben okula girdiğimde Haluk Bilginer konuşuluyordu. Hatta şu anki oyunculuk departmanının başındaki Rod Nicotie, LAMDA’dan onun sınıf arkadaşıymış.

* Londra’da okuyup, National Theatre’de çalıştıktan sonra insan neden Türkiye’ye döner?

- 2010’da İngiltere’den bir oyunla İstanbul Tiyatro Festivali’ne katılmıştık. O zaman “Acaba İstanbul’a gelsem mi” düşüncesi aklıma düştü. Sonrasında “Unutma Beni İstanbul” filmi çekilirken Hüseyin Karabey “Sen de artık gelsene” dedi. Ondan sonra İstanbul’a daha sık gelip gitmeye başladım.

Derken Gencay Gürün “Closer” oyunundan bahsetti. Fırsat bu fırsat dedim. Kendi dilimde oynamak güzel geldi. Burada olmak istedim.

* Kaç sene önce kesin dönüş yaptın buraya?

- İki sene oldu.

* İlk senesi “Closer” ile geçti. Şimdi “Ben Onu Çok Sevdim”de Berrin Menderes’in asistanı Canan’sın. O karakterin nesi vurdu seni?

- Berrin Menderes çok kız çocuğu okutmuş. Canan da okuttuğu öğrencilerden biri. Çok başarılı olduğu için onu yanına almış ama... Canan, sıfırdan kendini yaratmaya çalışan bir genç kadın.

Belki ben de öyleyim. Şu ana kadar ne yaptıysam, araştırarak, okuyarak, eğitimini alarak yaptım. Birçok seçmeye katıldım, birçok red aldım, yılmadım. Canan’ın mücadeleci tavrı o yüzden hoşuma gitti.
 
131005_hobbit.hlarge.jpg

Aralık ayında ikinci bölümüyle vizyona girecek 'Hobbit' serisine harcanan para açıklandı.

Dev yapımın 561 milyon dolara mal olduğu belirlendi. Diğer iki film tamamlandığında yapım sonrası masraflarıyla rakamın daha da artması bekleniyor.

'Hobbit', 2012’de vizyona giren ilk filmiyle dünya çapında 1 milyar dolar hasılat yaparak yapımcıların yüzünü güldürmüştü. Gişe başarısıyla yapım masraflarını fazlasıyla karşılayan film, en yüksek maliyetli yapımlar arasına girmeyi de başardı.

Serinin yönetmeni Peter Jackson 'Hobbit’in maliyetiyle bir önceki filmi 'Yüzüklerin Efendisi’nin bütçesini ikiye katladı. 'The Hobbit: The Desolation of Smaug' 13 Aralık’ta vizyona girecek.
 
Sabirsizlikla bekliyorum :yemek:
 
37654_yilmaz-guneyi-cok-seviyorum_150.jpg

Oscar’lı yönetmen Asghar Farhadi’nin Geçmiş (The Past) filmi, 50’nci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali özel gösterimler kuşağında Altın Portakal’a konuk oldu.

AKM Aspendos Salonu’ndaki gösterime sinameseverler yoğun ilgi gösterdi. Farhadi, bu yıl Cannes Film Festivali’nde jüri özel ödülü kazanan ve başrol oyuncusu Bérénice Béjo’ya en iyi kadın oyuncu ödülü getiren filminin söyleşisinde izleyicilerle buluştu. Söyleşiye Farhadi ile birlikte filmin başrol oyuncusu Ali Mosaffa da katıldı.

İran’da çeksem farklı olurdu

Sinemaseverlerin sorularını yanıtlayan Asghar Farhadi, “Türk sinemasında beğendiniz filmler nedir” sorusu üzerine, “Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerini beğeniyorum. Daha eskiye gidersek Yılmaz Güney’i çok seviyorum. Filmlerini çok beğeniyorum” dedi. İzleyicilerin, filmin neden Fransa’da çekildiğini ve filmde neden İran kültüründen çok az unsurun yer aldığına dair soruları üzerine Farhadi, “Öykü bunu gerektiriyordu. Bu hikaye ayrıntılar üzerine kurulu. İran’da çekseydim daha farklı bir film olurdu” yanıtını verdi.

Farhadi, filmlerinde mesaj verme kaygısı taşımadığını ifade ederek, “Filmde mesaj vermek istediğiniz zaman o film iyi olmuyor. Siyasi film çekme yolunu tutmuyorum. Çünkü siyasi filmlere inanmıyorum. Daha çok insan ve aile ilişkilerini ele alan dramatik öyküleri çektim. Zaten insan ilişkilerinde siyaset, ahlak, aile hepsini bulmak mümkün” diye konuştu.

Önce senaristim

Asghar Farhadi, “Bir teraziye koyduğunuzda senaristlik mi, yönetmenlik mi ağır basıyor” sorusunu şöyle cevapladı: “Senaryo yazarken senaristlik, film yönetirken yönetmenlik zor geliyor aslında. Ancak senaryo yazarken daha enerji doluyum. Önce senaristim, sonra yönetmenim. Senaryolarıma gündelik hayattan sahici ayrıntılar koyuyorum. Bunu çok seviyorum.”

Etkileyici bir aile dramı

Asghar Farhadi’nin ülkesi dışında çektiği ilk film olan “Geçmiş”, bu yılın adından en çok söz ettiren yapımları arasında yer alıyor. Film, Fransız eşi Marie’den boşanmak için Tahran’dan Paris’e gelen Ahmet’i ve Marie ile yeni sevgilisi Samir’i konu ediniyor. Ustaca kaleme alınmış senaryosu ve beğeni toplayan oyunculuk performanslarıyla “Geçmiş”te Farhadi, aileyi ve ilişkileri derinlemesine sorgulamayı sürdürüyor. Film, yüksek duygusal gerilimi, sürükleyici diyaloglarıyla ilginç bir aile dramı. Filmde başrol oyuncusu Bérénice Bejo’ya Tahar Rahim ve Ali Mosaffa eşlik ediyor.

Dünyaca ünlü bir yönetmen

1972 doğumlu Asghar Farhadi, ülkemizde “Elly Hakkında” ve “Bir Ayrılık” gibi filmlerle tanınıyor. Farhadi, 2008 yapımı filmi “Elly Hakkında” ile birçok ödülün yanı sıra Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı kazanmıştı. Ülkesi İran’da çokça tartışılan “Bir Ayrılık”, Oscar’a değer görülen ilk İran filmi olma özelliğine sahip. Farhadi, “Geçmiş” adlı filmiyle de izleyiciyi büyülemeyi sürdürdü ve Cannes’da jüri özel ödülünü kazandı.
 
ProxyImage

Bu yılki Oscar’larda Türkiye’yi ‘En İyi Yabancı Film Dalında’ temsil edecek olan ‘Kelebeğin Rüyası’, yeni versiyonuyla beyazperdede...


Oscar için yeniden montajlanan yapım, bu haliyle 11 Ekim Cuma günü vizyona girecek. Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği, başrollerini ise Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin, Mert Fırat’ın paylaştığı filmin ABD’deki tanıtım çalışmaları ise tüm hızıyla devam ediyor.
 
882474_4b01e6826055c7bb759aa10d4559aa64.jpg

2011 yılında çekilen ve ilk gösterimi Cannes Film Festivali’nde gerçekleşen “Kod Adı Venüs” filminin posteri; IMP Awards’un “2012 Yılının En İyi Türk Filmi Posterleri” listesinde onur ödülüne layık görüldü.

“Venüs Kıbrıs’tır... Kıbrıs Venüs...” sloganıyla, 2012 yılında sinemalarda gösterime giren “Kod Adı Venüs” (Code Name Venus); 2011 yılında Yakın Doğu Üniversitesi Lefkoşa Kıbrıs (Near East University Nicosia Cyprus) tarafından çekildi. “Kod Adı Venüs”ün afişi, IMP Awards’da (International Movie Poster – Uluslararası Film Afişleri) 2012 yılı Türk film posterleri arasında, En İyi Türk Posterleri listesinde onur derecesini aldı.

IMP Awards, yayımlanmış film afişlerini internet yoluyla tarayıp, yılsonunda kendi oluşturdukları listelerde, posterlerin başarı oranlarına göre yine kendi oylamalarıyla ödül vermektedir.

“KOD ADI VENÜS” HAKKINDA

Yasemin, annesi ve babasının çok gizli bir arkeolojik araştırma için İngiltere’den Kıbrıs’a geldiği 1930 yılında doğar ve 1937’ye kadar Kıbrıs’ta yaşar. 1937’de bir gün ailesinin aniden ortadan kaybolmasının ardından, İngiltere’de yatılı okulda okumaya gider. Cambridge Üniversitesi’nde Charles’a aşık olur ancak ilişkileri uzun sürmez. (İngiliz İstihbarat servisi) MI5’de gizli ajan olan Charles, Yasemin’e ailesini bulması için yardım edeceğine söz verir. Karşılığında da Yasemin’in EOKA Rum teşkilatından bilgi getirmesini ister. Yasemin’in kod adı Venüs’tür.
Yasemin, Charles ile birlikte aldığı görev için ve ailesini araştırmak amacıyla, 1956’da Kıbrıs’a geri döner. Görevi; Kıbrıslı Rumlar tarafından kurulan silahlı örgüt olan EOKA’ya sızmaktır. Tecrübesiz olmasına rağmen, Yasemin’in geçmişi ve yetenekleri bu görevi almasını sağlar.
EOKA’da aktif bir kişi olan Adamos’u kendine aşık etmeyi başaran Yasemin; bir yandan çocukluğunu geçirdiği bu adada, kaybettiği ailesini arar, bir yandan da Adamos’la başardıkları eylemler, EOKA içerisinde önemli bir yer edinmesini sağlar.
1963’de adada çıkan iç savaş, dökülen kanlar ve gözyaşları, Yasemin’in ruhunda dayanılmaz bir ıstırap oluşturur. Yasemin bu arada, çocukluk arkadaşı Kemal’e aşık olur. 1974’de adadaki Yunan hayranı faşistlerin darbe yapması ise durgun denizleri yeniden fırtınalı olaylara çevirir.
 
[YOUTUBE]ktumU-XUrWI[/YOUTUBE]​

Aksiyona doyacağımız ikinci Thor filmi, Thor: Karanlık Dünya'nın filme ait ilk klibi beğeniye sunuldu.

Marvel’in bu sene vizyona girecek olan filmlerinden Thor: Karanlık Dünya (Thor: The Dark World) ilk kez bir film içi klibi ile karşımıza geldi. Olympus prensi Thor’un, hain kardeşinden yardım istediği klip yaklaşık olarak 1 dakika süresine sahip. Chris Hemsworth ve Tom Hiddleston’un başrollerini paylaştığı Thor: Karanlık Dünya filminin ağır toplarından bir tanesi de Anthony Hopkins.

The Avengers: Age of Ultron öncesi heyecanı dindirmesi beklenen film 1 Kasım 2013 tarihinde ülkemiz genelinde vizyona girecek.
 
Geri