2011-2017 Biten Diziler

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 3207 gün önce aktifti
tumblr_makgylywmv1qcat2xo2_1280.jpg


tumblr_makgylywmv1qcat2xo3_1280.jpg


tumblr_makgylywmv1qcat2xo4_1280.jpg
 
Güzel bir dizi ama ilk bölümünü kaçırmak zorunda bırakıldım :p

 
Umarım bir gün rastlarsın dostum :)
 

200920121033163331623_2.jpg


Ünlü Amerikan dergisi “Bloomberg Businessweek” stüdyoların Türkiye’nin uyarlama dizilerinden çok memnun olduğunu yazdı, örnek olarak da Kanal D’nin sevilen izi “Umutsuz Ev Kadınları”nı gösterdi.


ABD’de yayımlanan saygın iş dünyası dergisi Bloomberg Businessweek, Türkiye’de yayımlanan uyarlama dizilerin başarısını masaya yatırdı.
Dergi, Disney yapımı “Umutsuz Ev Kadınları”ndan, Amerikan ABC televizyonunda orjinali “Grey’s Anatomy” olarak yayınlanan “Doktorlar” dizisine kadar uyarlama dizilerin Türkiye ve gelişmekte olan diğer ülkelerdeki başarısını mercek altına aldı. Gelecek ay Fox TV’de “Private Practice” adlı dizinin Türk versiyonu olan ”Merhaba Hayat”ın yayınlanacağını duyuran dergi “Umutsuz Ev Kadınları”nın da Türkiye’de en çok izlenen 8. dizi olduğunu yazdı.

Altyazı ve dublaj istenmiyor
“Umutsuz Ev Kadınları’nın yeni bir adresi var: İstanbul’un Gül Sokağı” tanımını yapan dergiye göre uluslararası stüdyolar da Türkiye’nin kopya dizilerinden çok memnun. Bunun sebebi ise Türkiye’de yayımlanan dizilerin kısa sürede popüler hale gelip Ortadoğu’da da satılmaya başlanması olarak açıklanıyor. Türk dizilerinin Ortadoğu’da satılması sayesinde ek gelir elde eden şirketler bu nedenle Türkiye’deki kopya dizileri destekliyor. Sony Pictures Television şirketinin uluslararası üretim müdürü Andrea Wong dergiye, “Şu anda Ortadoğu’daki televizyon dünyası her şey için büyük bir iştaha sahip. Türkiye bölgedeki anahtar pazar” yorumunu yaptı. Yıllardır ‘Kim 500 milyon ister’ ve ‘Survivor’ gibi programların da yabancı ülkelere uyarlandığını hatırlatan dergi artık yeni modanın Amerikan dizilerinin yerel versiyonları olduğunu söyledi.
Dergi, muhafazakar toplumlarda altyazılı ve dublajlı programların izlenmek istenmediğini belirtti. Bu nedenle de muhafazakar toplumların yaşadığı ülkelerde yabancı dizilerin yerel versiyonlarına olan talep artış gösterdi. Informa Telecoms & Media adlı İngiliz kuruluşun raporuna göre de 2012yılında Türkiye, Brezilya ve Çin uluslararası reklam pazarında en çok büyüyen 10 ülke arasına girdi. Bu ülkelerdeki reklam gelirlerinin artışı da uluslararası kuruluşların buradaki televizyon programlarına daha fazla yatırım yapması olarak geri dönüş gösterdi. Gelecek ay Cannes’da düzenlenecek olan dünyanın en büyük televizyon içeriği fuarı MIPCOM’da başrolde Türkiye’nin olması bekleniyor. Fuarda Türkiye’deki kopya dizilere özel olarak bir etkinlik gerçekleştirilecek.

Uyarlama diziler
- Doktorlar - Greys Anatomy
- Umutsuz Ev Kadınları - Desperate Housewives
- Merhaba Hayat - Prive Practice
- Bir Erkek Bir Kadın - Un gars, une fille
- Çıplak Gerçek - Naked Truth


Uyarlama yarışmalar
- Çarkıfelek
- Kim Milyoner Olmak İster
- O Ses Türkiye
- Yetenek Sizsiniz
- Yok Böyle Dans
- Survivor
- Wipe Out
- Fear Factor
- Canlı Para
- Var Mısın Yok Musun
- Yemekteyiz
- Ben Bilmem Eşim Bilir
- Şanslı Masa
- Şebeke


​
 

200920121024573330998_2.jpg



"Suskunlar" dizisi, önde gelen dizilerin dünya seyircisiyle buluştuğu Roma Fiction Fest’e davet edildi.

Festivalin ‘Uluslararası Prömiyer’ bölümünde Türkiye’den yalnızca ‘Suskunlar’ gösterilecek. Dizide, Murat Yıldırım, Aslı Enver, Sarp Akkaya rol alıyor.



​
 

200920121015013338946_2.jpg


Ayşe Kulin’in “Veda” romanı ekrana uyarlandı. Mehmet Aslantuğ, Fahriye Evcen ve Maral Üner’in başrolleri paylaştığı, müziklerini Zülfü Livaneli’nin yaptığı iddialı dizi, bu ay Kanal D’de başlıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul’da bir konakta yaşananları anlatan, son Maliye Nazırı ve ailesi üzerinden o dönemin resmini çizen “Veda”nın detaylarını Hurriyet gaztesinden Sinem Vural, Mehmet Aslantuğ ile konuştu.


“Hanımın Çiftliği”nden sonra yine bir dönem dizisindesiniz. Sizi daha çok dönem dizilerine yakıştırdıklarını mı düşünüyorsunuz?

- Sanmıyorum. Tercihlerimi daha özel işlere göre yapıyor ve olabildiğince seçici davranıyorum. Belli aralıklarla çalışıyor olmamın da nedenidir bu aynı zamanda. Kişisel tasarrufumun, inandığım doğrular adına duruşumun da beslediği bir sonuçtur belki; ama daha çok şudur: “Hanımın Çiftliği”ndeki Muzaffer Dinçaslan da, “Veda”daki Mehmet Reşat da belirli bir yaş aralığını temsil eden karakterler. Gençlerde alternatif daha fazla. Bizdeyse daha az. Bu kadar basit!

Roman uyarlamaları daha mı samimi geliyor size?

- Birçok roman uyarlaması bugüne evrildiğinde kendi izleğinden de kopup daha başka bir şeye dönüştüğü için, dönemine uygun ve saygılı işlere benim de ilgim, saygım var elbette. 25 yılı aşkın süredir üretimin her alanında sorumluluklar aldım. Son beş altı senedir, malum hırslar nedeniyle de özellikle günümüz hikayelerinin, hepsi bir arada travmalarla ve hayli yapay gerekçelerle sulandırıldığını, bu tavrın seyirciyi de olumsuz etkilediğini, biraz dikey dramatik tatlarla ilişki kurmaktan hızla uzaklaştırdığını görüyorum. Açık büfe önünde, tabaklarını tıka basa doldurup biraz tırtıkladıktan sonra masada bırakan, her şey dahil tatilcileri gibiler! Buradan çıkmamız gerek!

Ayşe Kulin’in eseri olan “Veda”da aslında yazarın büyük dedesi Ahmet Reşat baş kahraman... Dizide siz oynuyorsunuz diye mi karakterin ismi Mehmet Reşat oldu?

- Ben müdahil değilim. Böyle şeylerden de utanırım. Fatih Aksoy’a sorman gerek! Fonetik olarak daha etkili olacağını düşündü herhalde.

ROMANCILARIN MİRASÇILARI “TAMAMEN DUYGUSAL” DAVRANIYOR

İzlenme oranları ve devamlılık gibi konularda çekinceniz var mı?

- Medyapım’ın olağanüstü lojistik hazırlıkları ve titizliğine, Kanal D’nin ekranına taşıdığı işlere duyduğu saygı ve inanca bakınca, biz de ekip olarak kendimizi daha iyi hissediyoruz. Umarım seyirciye de öyle geçer!

Roman uyarlamalarında ana hikaye omurgasına sadık kalınmaya çalışılsa da yan karakterler artıyor, bazen hikayeden sapılabiliyor. Bu konuda endişeniz oldu mu peki başlarda?

- Olmaz mı... Elbette büyük cümlelerin zahmeti de büyük oluyor. Bu zahmet bazılarının işine gelmiyor ya da güç, zaman, para gibi birçok faktör yetersiz kalıyor. Romancılar veya mirasçıları da, kontratların “tamamen duygusal” tarafından etkileniyorlar tabii, birçokları gibi. Teknik standartlar kendi çıtasını gittikçe yükseltti ama içerik meselesinde durum öyle değil maalesef! Bu, az önce bahsettiğim, rekabetin şiddetine ve kaybolup gitme korkusuna endeksli bir ruh halinden de kaynaklanıyor.

İlk bölümü 20 günde çektiğinizi duydum. Haftalık periyotta nasıl olacak?

- Özenerek çekilen bir iş. Ekonomik olarak da kolay değil. Herkese önemli sorumluluklar düşüyor. Bu ana kadar zamanı verimli kullanmaktan daha alâ öncelikler vardı, ilk iki bölüm için onu kullandık diyelim. Ama, haftalık periyodun gerçekleri de çok net olarak ortada duruyor işte! Ona ayak uydurmanın en insani koşullarını bulmanın, ona göre davranmanın ve bu arada iyi bir iş çıkarmanın da gereğini yapmak gerek! Bu denklem bile endişe vericidir çoğu zaman! Bazı düzenlemelerle aşılacak, aşılmalı da zaten!

En büyük endişeniz hangi noktada ortaya çıkıyor?

- Zaman kullanımıyla performans ilişkisinde ortaya çıkar en çok... Tüm mekanlarınız, bütün aksesuvar ve kostümleriniz tasarım olacak, herkesi aslına uygun ya da yakın giydireceksiniz; araç gereç, atlı arabalar, çekicilerle gecenin köründe bir yerden başka bir yere taşınacak, mümkün olduğunca fire vermeden garları, meydanları aslına uygun hale getirmeye çalışacaksınız. Montajı, revizyonu, müziği vb. tamamlayarak bir haftada yayına hazır hale getireceksiniz. En büyük endişe budur!

OLMAYAN PARANIN BAKANI! DÜŞÜNMEK BİLE YORUCU

Ahmet Reşat Bey, gerçek hayatta karşılığı olan bir karakter. Osmanlı’nın son maliye bakanı/nazırı. Ayşe Kulin ile belgeler üzerine konuştunuz mu ya da büyük dedesi hakkında fikir paylaşımında bulundunuz mu?

- Hayır, bulunmadık. Roman yeterince açıklayıcı, tarif edici zaten. Bizim taraf emaneti alırken, senaryo dediğimiz ikinci bir metin, yeni bir anlatım devreye girer, malum. Sinematografik öğelerin işleyeceği bir çalışmadan geçirilir; iş biraz ayrışır ve yeni bir kreatif süreç başlar. E biz de o süreçte şekillenir, şekillendiririz. Aklı ve yeteneği olana bu sürecin yetmesi gerek. Neticede belgesel çekmiyoruz!

Mehmet Reşat dizinin ilk bölümünde Osmanlı’ya Maliye Nazırı oluyor. Onu gözünüzün önüne getirdiğinizde ne düşünüyorsunuz?

- Mehmet Reşat daha doğmadan, mali yapı çoktan iflas etmiş. Devlet borçlarını ödeyemiyor. Alacaklı olan batı ülkeleri, Osmanlı’nın değil savaş, olağan giderleri bile karşılamaktan aciz, son derece cılız üretim gelirlerine, doğal kaynaklarına el koymuş. Malum, Düyun-u Umumiye dönemi... Üstüne 1. Dünya Savaşı mağlubiyetinin yükleri, kayıpları... 600 yılı aşkın bir imparatorluğun başkenti işgal edilmiş, esir düşmüş! Böyle bir ortamın Maliye Nazırı olmak... Olmayan paraya bir bakan olmak! Düşünmek bile yorucu!

Rol arkadaşlarınız Fahriye Evcen, Maral Üner, Jale Arıkan, Burak Yamantürk, Burç Kümbetlioğlu ve Alma Terzic... Bir dönem dizisi için yıldızlar takımı kuruldu diyebilir miyiz? Sizin rol arkadaşlarınızla ilişkileriniz nasıl?

- “Evet, kuruldu!” demem! Demememiz gerek; çünkü böyle tarifler hayli izafi kalıyor! Kendimizi böyle tariflemeyi bırak, aklımızdan bile geçirmemiz anlamsız. Ama iyi bir kadromuz var. Bu hikayeyi taşıyacak, sorumluluklarının bilincinde bir kadro. İlişkilerimiz, işe aidiyetimiz, beklentimiz ve ümidimiz tam!

TARİH BİLGİM ORTALAMANIN BİRAZ ÜSTÜNDEDİR, O KADAR

Mehmet Reşat, “Veda” romanında her ne kadar Osmanlı Devleti’ne tam bağlı bir karakter olsa da, sonunda bir şekilde millilerin safına geçiyor. Siz bu konuda hikayede ne öngörüyorsunuz?

- Yakın tarihimiz fikir ayrılıklarına, farklı bilgi ve belgeye epeyce malzeme oluyor, daha da olacak gibi! Çok tartışılan bir dönem. Büyük mirasların tartışmaları da uzun ve zaman zaman büyük oluyor! “Veda”dan ve Mehmet Reşat’tan bakacak olursak; onun için pek kolay değil! Padişaha bağlı. Onu hasım ilan edecek bir tavrın adamı değil. İttihatçılar, hiç zamanı değilken ve devlet kan revan içindeyken, neredeyse galipleri belli bir Cihan Harbi’ne sürüklüyorlar memleketi. Bu, “Ulu Hakan mı, Kızıl Sultan mı?” diye tartışılan Abdulhamit’in, o şartlarda herhalde yanaşmayacağı bir macera: Ama kurmayları yaptı! Onlar da Almanya’nın yanında savaşa girmeyi Osmanlı’nın eski siyasi ve ekonomik gücüne ulaşmasında hızlı bir yol olarak gördüler muhtemelen; satın alınmadılar. Lakin öyle olmadı, olmuyor! Ülke üzerinden kumar oynanmıyor! Bu, Mehmet Reşat’ın da gördüğü gerçekler, Mehmet Aslantuğ’un da! Fakat kendi adıma konuşacak olursam, çok net olarak inancım şudur: Sistem çürümüş, kokuşmuş! Ulemalık bile babadan oğula geçiyor! Sadece işgale karşı mücadele etmek değil, asırladır birikmiş, yerleşmiş sorunları başka bir yol haritasıyla çözmeye çalışan, Mustafa Kemal başta olmak üzere o iyi yetişmiş kadroların da gördükleri, bildikleri gerçekler var elbette!

Mehmet Reşat bir kenara siz tarihle ne kadar iç içesiniz? Yakın tarihe inanılmaz hakimsiniz.

- Ortalamanın biraz üstündedir, daha fazla değil. Bizde ortalama bilgi seviyesi düşük olduğundan, ihtisas sahibiymiş gibi gelebilir, yanıltmasın! Sosyal bilimlerde de, pozitif bilimlerde de öyle sert düşüşler yaşadık ki -özellikle darbe sonrası dönemde- olacak gibi değil! Bilgiden, onun tetiklediği cesaretten korkmuş ve ona göre davranan yönetici zümre de kestirmeden, emek harcamadan, bilgi sahibi olmadan gelecek kurmaya çalışan geniş kitlelere bakıp gurur duyuyor mudur acaba? Neye hizmet ettiği belli olmayan bilgi eksikliği/ kirliliği arasında sıradan birkaç paragrafımın özel bir kıymeti yok. Daha iyi yetişmeye, yetiştirilmeye hakkımız vardı! Hem kendimiz, hem memleket hem de çocuklarımız için!
REKABETTE AYRICALIKLI VE YENİ BİR SINAV VAR

Türk televizyonlarında dönem dizisi furyası yaşanıyor. Bu kadar çok dönem dizisi çekilmesi neye delalet?

- Rekabette ayrıcalıklı ve yeni bir sınav başladı! Mevcut tıkanma ve kanıksanma üzerine yeni bir renk, çıta seviyesini daha yukarıya koymak, ayrışmak derdinde olan bir anlayış... İstismar etmeden yapan, başarır diye düşünüyorum. Bazı başarılar reyting ölçümlererine bakarak görece kalabilir, ama kolay gölgelenemez kanısındayım.
GENÇ OYUNCULARIN ÇOĞU KÖŞEYİ DÖNME DERDİNDE

25 yılı aşkın süredir oyuncusunuz. Yeni isimler, sette sizinle karşılaştığında en çok ne söylüyorlar?

- Az sayıda kimi arkadaşımız, uzun ve çetrefil bir yola çıktığını biliyor, eksiklerini ona göre düzenliyor, bilgi alıyor, samimi duruyor filan... Lakin çok daha fazlası da hemen ünlü olmak, köşeyi dönmek derdinde. Şaşırtmıyor! Çünkü önlerinde öyle çok örnek var ki, referans alıyorlar!
“ÇERKEZ ETHEM” İÇİN HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR

“Çerkez Ethem” adlı film projenizde son durum nedir, çalışmalar nasıl gidiyor?

- Hazırlanıyoruz. Muhittin İzzet Kandur, Londra-Ürdün-New York hattına bir de İstanbul lokasyonunu ekledi. Bu çalışmada da tarihimizin en uzun tartışması var, malum. Vatan hainliği! Üstelik oraya baktığında da gördüğümüz resim şu: Herkes cephede, herkes milli mücadelenin içinde.


​
 

200920120926593092533_2.jpg


atv'nin yeni dizisi "Son Yaz Balkanlar" ın yayın tarihi belli oldu.


Hazal Kaya, Tuğçe Kazaz ve Tardu Flordun'un başrollerinde olduğu Balkanlardan göçün anlatıldığı dönem dizisi "Son Yaz Balkanlar", 25 Eylül Salı günü saat 20.00'da atv'de başlıyor. "Adını Feriha Koydum"dan sonra Hazal Kaya'nın yeni dizisinde nasıl bir performans göstereceği büyük merak konusu.
​
 

190920121108536444410_2.jpg


FOX'ta yakında başlayacak olan "Merhaba Hayat" dizisinin kadrosuna, "Doktorlar" dizisinde Zenan karakterini canlandıran Melike Güner de katıldı. Melike Güner "Merhaba Hayat" ta , yıllarca "Doktorlar" dizisinde canlandırdığı Zenan rolüyle yer alacak.


Dün çekimleri başlayan " Merhaba Hayat'ın kadrosuna güzel oyuncu Melike Güner de katıldı. Fenomen dizi "Doktorlar"da "Zenan" karakterini canlandıran Güner, "Merhaba Hayat" dizisinde de "Zenan" olarak yer alacak.




​
 

190920121006195802380_2.jpg


“Araf” filminde Özcan Deniz ile Neslihan Atagül’ün sevişme sahnelerinin çok zor çekildiği öğrenildi.



Film boyunca sadece iki kelime konuşan Deniz’in en çok zorlandığı sahne ise Atagül ile olan sevişme sahnesi oldu. Filmde toplam iki sevişme sahnesi bulunan Deniz ile Atagül’ün bu sahnelerinhin çekimlerinin iki gün sürdüğü öğrenildi.

Biri dört dakika diğeri ise iki dakika olan sevişme sahnesinin çekimleri yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun bir türlü içine sinmediği için sürekli tekrarladığı ortaya çıktı. Deniz ve Atagül iki gün boyunca sürekli öpüşmek zorunda kaldı. Deniz ile sevişme sahnelerinin uzun sürmesine ise Atagül, “Benim için her sahne zor oldu. Sevişme sahnesi de zordu. Ama ortaya iyi bir şey çıkarmak istiyorsak, çok dikkat etmemiz gerekiyordu” dedi.



​
 

190920121012245802998_2.jpg


“Altın Koza Film Festivali”nde düzenlenen geceyi sunan Caner Cindoruk heyecanlanınca, İçişleri Bakanı’nın adını karıştırdı, Ferzan Özpetek’i tanımadı…



‘Hanımın Çiftliği’ dizisiyle ünlenen Caner Cindoruk, Merkez Park Amfi Tiyatro’daki gecede sürekli kelimeleri, isimleri şaşırdı. Festivale katkıda bulunanlardan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ismini ‘İdris Şahin Naim’ diye söyleyen Cindoruk, daha sonra, “Çok heyecanlıyım. Doğma büyüme Adanalıyım. Hata yaptıysam özür dilerim” dedi.

Cindoruk’un en büyük gafıysa yönetmen Ferzan Özpetek’i tanımaması oldu. Cindoruk, ödül töreninden önce Uzun Metraj Film Yarışması jüri üyelerini sahneye çağırdı. BaşkanFerzan Özpetek, Zeynep Atakan, Nurgül Yeşilçay, Nejat İşler, Hasan Saltık, Hülya Uğur Tanrıöver ve Eyüp Boz’dan oluşan jüri üyeleri hep birlikte sahneye çıktı.
Bu sırada Cindoruk, Ferzan Özpetek’i Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık’la karıştırdı. Birkaç saniye şaşkınlığın ardından Özpetek, hemen kürsüye giderek durumu toparladı. Hatalarını sürdüren Cindoruk kapanışta, “Hepinizden özür diliyorum. Kötü sunum oldu” dedi.
​
 

190920120946105808039_2.jpg



Son olarak “Annem Uyurken”de rol alan Büşra Pekin “İşler Güçler” dizisine katıldı.

Star TV’de geçtiğimiz yaz başlayan komedi dizisi “İşler Güçler” kadrosunu Büşra Pekin’le güçlendirdi. “Çok Güzel Hareketler Bunlar”la ünlenen Pekin dizide Ecevit adlı karakteri canlandıracak.




​
 

190920120935425803148_2.jpg


Rusya’da yayınlanmaya başladığından bu yana izlenme rekorları kıran “Muhteşem Yüzyıl” dizisini yayınlayan Rus Domashniy televizyon kanalı Moskova’nın her tarafını dizinin yeni sezon tanıtım afişleri ile donattı.


Moskova’nın en işlek caddelerinde yürüyen herkes, yaklaşık bir aydır mutlaka bir şekilde Rusçası ’Velikolepnıy Vek’ olan “Muhteşem Yüzyıl”ın afişi ile karşılaşıyor. Kanalın Genel Yayın Yönetmeni Natalya Bilan, billboardlar ile ilgili DHA’ya yaptığı açıklamada, "Biz Türk meslektaşlarımızdan çok uzun bir süre yeni sezonun serilerini bekledik ve küçük bir sürpriz yaparak Moskova’nın her tarafında billboardlara ‘Domashniy kanal sizi düşünüyor’ yazılı filmi tanıtıcı afişler astık. Amacımız onlara hem diziyi yayınlıyoruz hem de yeni sezonu merakla bekliyoruz mesajı vermekti" dedi.
Hürrem karakterini canlandıran Meryem Uzerli’nin söylediği Rusça şarkı ve Rusça konuşması ile ilgili gülerek "Eh işte" yorumunu yapan Natalya Bilan, Türk dizileri çok profesyonel çekiliyor. Ancak bizim farklı yaşam tarzlarımız var. Bunun için Türk dizlerini seçerken çok dikkat ediyoruz. Modern Türk filmleri kesinlikle bizim tarzımız değil. Ancak tarihi filmleri izlemek isteriz. Bu diziyi seçerken çok reyting alacağını bekliyorduk. Muhteşem Yüzyıl’ı seçerken bunun çok kişi izleyeceğini biliyorduk. Çünkü çok profesyonel çekilmiş olması, tarihi bir film olması ve dolayısı ile bizim Slav ırkını az da olsa anımsatıyor olması dikkatimizi çekti. Biz diziyi hafta sonu sanki bir hediye gibi verdik ve ilk iki sezonu verdiğimizde çok yüksek reyting yakaladık açıklamasını yaptı.
“MUHTEŞEM YÜZYIL” POLİTİK BİR FİLM DEĞİL
Geçen sene dizinin 13. bölümünden sonra ara vermeleri konusunda yapılan spekülasyonlar ile ilgili de Natalya Bilan şunları söyledi:
"Biz meslektaşlarımızdan dizilerin hazırlanmasını bekledik. Dolaysıyla diziye ara vermek zorunda kaldık. Çok detaylı bir anlaşmamız var ve bu anlaşmanın gereklerini yerine getirip imzalamak uzun süre aldı. Ayrıca diziler hazır değildi. Çünkü biz dizileri alt yazıyla ve ya tek bir kişinin sesi ile tercüme şeklinde değil çok itinalı bir şekilde özel dublaj yapıyoruz. Haliyle bu da zaman alıyor. Tabi bu arada birçok söylenti çıktı. Söylentilerdeki gibi ortada politik bir şey yok artı dizi de zaten politik bir dizi değil. Dizi ekibine selam söyleyen Natalya Bilan, Umuyorum ki onlarda bizim Rus dizilerinden birisini seçerek yayınlarlar."
counthighlight.ashx



​
 

190920120932375802458_2.jpg


Diyarbakır’da 2001 yılında düzenlenen saldırıda şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ın yaşamı BNC Prodüksiyon firmasınca dizi olarak çekilecek. Filmde, şehit Emniyet Müdürü’nün halkla ilişkileri, yaptığı çalışmalar ve halkın huzur ve güveni için aldığı önlemler sahnelenecek.


Diyarbakır’da bir kafeteryada basın toplantısı düzenleyen yapımcı Hayrettin Birkan ile yönetmen Ercüment Çavluer, 24 Ocak 2001’de korumaları olan 5 polis ile birlikte şehit edilen Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ın hayatını dizi film olarak çekeceklerini söyledi. Senaryosunu Hüseyin Çelik’in hazırladığı dizi film çekimlerinin Diyarbakır’da yapılacağını belirten yapımcı Hayrettin Birkan, kentte mekan tespiti yaptıklarını kaydetti. Diziye konu olan hikayenin hem Diyarbakır ve Türkiye’de hemde bütün dünya’da önemli olduğunu belirten Birkan, "Hikayemizde çok değerli bir Emniyet müdürümüz konu edilecek. Emniyet müdürünün, Emniyet’in halka barışık olması konu edilecek. Filmde hiçbir şey gizli kapaklı tutulmayacak. Her şey açık bir şekilde ortaya konacak. İnsanlık kriteri ile yola çıkıyoruz. Bizim kriterimiz insan. Dolayısıyla bütün insanların kardeşçe bir arada yaşayabildiğini bu dizi ile ortaya koymuş olacağız" dedi.

82 karakterin yer aldığı dizinin bölüm başı bütçesinin ise 465 bin lira olarak belirlendiğini belirten Birkan, başrol oyuncusunun ismini ise daha sonra duyuracaklarını söyledi.

Birkan, dizide, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut, Grek, Romen karakterlerinin bulunduğunu belirtti. Birkan, "Oyunculuk profilimizi dünya mozaiği ile oluşturduk. Dünya mozaiğinin burada bir arada kardeşçe yaşayabileceğini ortaya koymuş olacağız. Öncelikle kentte mekanları tespit edeceğiz. Mekanların durumuna göre kurulacak teknik donanımla çekimin başlayacağı tarih de belli olacak. Dizi için görüştüğümüz 3 büyük kanal var. Diğer kanallarla da temas halindeyiz. Diziyi bir sosyal sorumluluk projesi olarak görüp bütün kanalların yayınlaması gerektiğine inanıyoruz. Kanal ayrımı yapmıyoruz. Diyarbakır’dan yapacağımız oyuncu seçmelerinin ardından kadroyu açıklayacağız. Dizide vermek isteğimiz tema insanlık. İnsanların bir arada kardeşçe yaşayabildiklerini, yaşadıklarını ortaya koymak. Dizinin tamamı Diyarbakır’da çekilecek. Finali de sinema filmi olarak Diyarbakır’da tamamlanacak" diye konuştu.

11 yıl önce Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü görevini yaparken makamından Valilik binasına seyir halindeyken, kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından pusuya düşürülen Ali Gaffar Okkan, kendisini korumakla görevli 5 polis ile birlikte şehit oldu. Emniyet Müdürü’nün öldürülmesine tepki gösteren Diyarbakır halkı, cenazenin olduğu gün kepenk kapattı ve şehrin sokaklarında protesto yürüyüşü yaptı. Şehit Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan için Diyarbakır’da düzenlenen cenaze törenine ise on binlerce kişi katıldı.





​
 
Geri