2011-2017 Biten Diziler

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 3207 gün önce aktifti
tumblr_ma4plwyFhA1qle6kpo1_500.jpg
 
Şehzade Mehmet Gürbey İleri Hayatı





Şehzade Mehmet Gürbey İleri Hayatı Hakkında Bilgi

Genç ve başarılı oyuncu Gürbey İleri 13 Şubat 1988 doğmuş.Beykent Üniversitesi Oyunculuk bölümünden mezun olan Gürbey Arka Sıradakiler dizinde Kerem rolü ve Kalbim Seni Seçti dizinde ki rollerinin ardından yeni sezonda Muhteşem Yüzyıl dizisinde Şehzade Mehmet katakteriyle rol alacak.
​
 
140920121807583651837_2.jpg


Show Tv'nin sevilen dizisi "Eve Düşen Yıldırım" yarın Akşam sekizde Show Tv'de...



“Eve Düşen Yıldırım”ın yarın akşamki bölümünün konusu şöyle; Namık'ın Muazzez'i bulduktan sonra yaşadığı şok, bundan sonraki süreci tamamen değiştirecek. Muazzez'in Namık'a olan ilgisiyle birlikte taşlar yerinden oynayacak; hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

Sait, Halil'in polise verdiği ifadeyi öğrenince iyice köşeye sıkışacak. Kaza sonrası kafasını bir türlü kumdan çıkaramayan Sait, takip eden bir çift göz, onun rahat nefes alması için elinden geleni yapacak. Halil'in, Tunçel ailesi ile alıp veremediği ne? "Beni Sait bıçakladı" diyen Halil, neyin intikamını almaya çalışıyor?

Namık, Muazzez'in kenidisine olan ilgisinden emin bir şekilde onu adeta gözlerden uzak tutacak. "Namık Muazzez'e ne yalan söyleyip masallar anlatacak ne de doğruları söyleyip Muazzez'e -bazı şeyleri hatırlatmaya- zorlayacak." Namık, bir rüyanın içindeyken bir nefes uzağındaki bir ses onun kabusu olacak...


​
 

100720121016538912484_2.jpg



Türkiye’nin 45 dakikalık dizisi "Çıplak Gerçek", final bölümü ile ekrana geliyor.


Türkiye’nin 45 dakikalık dizisi Çıplak Gerçek, final bölümü ile ekrana geliyor.
Ümit Ünal’ın yönettiği, başrollerinde Yetkin Dikinciler,Derya Alabora, İdil Fırat, Beste Kökdemir ve Mustafa Uğurlu’nun yer aldığı dizi, final bölümüyle bu akşam Star’da
18 yaşındaki Hazal’ın esrarengiz biçimde ortadan kayboluşunun ardındaki gerçekleri, haftalardır soluksuz biçimde izleyen Çıplak Gerçek seyircisi, final bölümüyle tüm sorularına cevap bulacak.


​
 

140920121053351534713_2.jpg


Dün akşam yeni sezona başlayan “Kurtlar Vadisi Pusu”, en yakın rakibine tüm kişilerde on, AB’de de dokuz rating fark atarak rahat bir birincilik elde etti.



SBT Analiz’in ölçümlerine göre Show TV’nin dizisi “Suskunlar” ise geçen haftaya göre tüm kişilerde bir rating daha az aldı ve sıralamada iki basamak gerileyerek üçüncü oldu. “Suskunlar” AB’de de yarım puanlık düşüş yaşadı ve sıralamada üç basamak gerileyerek dördüncü oldu.
TRT 1’in yeni komedi dizisi “Zengin Kız Fakir Oğlan” dün akşam yayınlanan ikinci bölümüyle yükselişe geçti. İlk bölümüne göre tüm kişilerde bir rating daha fazla alan ve sıralamada dokuz basamak birden yükselerek beşinci olan dizi, AB’de de yaklaşık iki rating daha fazla alarak üçüncü sırada yer aldı.
Kanal D’de bu yaz başlayan “Kötü Yol” ise dün akşam iki kategoride de düşüş yaşadı. “Kötü Yol” tüm kişilerde dokuz basamak gerileyerek on birinci olurken, AB’de de üç sıra düşerek beşinciliği elde etti.

​
 

070920121028122120186_2.jpg



Milliyet gazetesi televizyon eleştirmeni Sina Koloğlu, yeni sezona başlayan “Muhteşem Yüzyıl”daki sefer görüntüleri eleştirdi.


“‘Kuzey Güney’le ‘Muhteşem Yüzyıl’ın yeni sezonu açtı. Aynı gün ve saatte yayınlanması ‘Kuzey Güney’in aleyhine, çünkü ‘Muhteşem Yüzyıl’ artık ‘tarihi pembe dizi’ kıvamında

‘Kuzey Güney’den orta karar açılış
Yönetmen değişmiş, tarz değişmiş; “Nereden başlasak’ havası oluşmuş dizide. Yani bir yerde ısınma turlarıyla başladı. Kıvanç Tatlıtuğ, “Bu ülkeden star kim çıkar?” sorusunun cevabı... Dizi ne olursa, nerelere giderse gitsin, Tatlıtuğ, “Ben oynuyorum” diyor.

Aynı gün yayınlanmamalı
‘Muhteşem Yüzyıl’ ile aynı gün yayınlanması ‘Kuzey Güney’in aleyhine bir durum. İki diziden birini seçmek isteyen çarşamba günleri ‘Muhteşem Yüzyıl’a takılır. ‘Kuzey Güney’i izleyenler ise internet ortamına kendini atar diye düşünüyorum.

‘Muhteşem Yüzyıl’da her şey bildiğiniz gibi
Dizide eski takım kaldığı yerden devam ediyor. Artık bunu bir ‘tarih’ dizisi olarak değil üzerine ‘osmanlı kıyafetleri’ giydirilmiş, diyalogları ‘tarih’ kokan bir pembe dizi olarak kabul etmemiz lazım. Yoksa İbrahim’in seferiyle ya da maket Osmanlı donanmasıyla olaya baktığımızda karizmanın çizildiği görüldü.
Dizinin sefer (deniz ve kara) görüntülerine hiç girmemesini tavsiye ediyorum. Sefere gidip, dönülmüş olsun. Ne anlatılacaksa her şey sarayda olsun bitsin. Yakın plan çekimlere devam.
Bu arada diğer dizilerimiz, ‘Seslendirme nasıl yapılır?’ dersini bu diziden alabiler. Sanırım, yarattığı etkinin büyük bölümü seslendirmedeki başarıda yatıyor.

İki dizinin reklam kardeşliği
Kanal D ve Star reklam geçişlerinde birbirlerine saygılı davrandı. Benim tespit ettiğim üç reklam kuşağını olabildiğince aynı zaman dilimine denk getirerek, “Centilmen bir rekabet olsun” mesajı verdiler.”
​
 

140920121021191302077_2.jpg



“Dila Hanım” bu akşam Star TV’de başlıyor. Türk sinemasının bu unutulmaz eserinin dizi versiyonunda, Türkan Şoray yerine Hatice Şendil var. Dizide kocasını öldüren adamdan intikam almaya and içen ama devamında aşk ile düşmanlık hisleri arasında sıkışıp kalan Dila Hanım’ı oynayan Şendil, kariyerinin belki de en önemli sınavını veriyor.



Yeni diziniz hayırlı olsun. Ne zamandır “Dila Hanım” çekimleri nedeniyle Adana’dasınız?

- Bir ay kadar oldu. Artık Adanalı’yım. Burası çok enteresan bir yer.

Ne açıdan?

- Enerjisi çok farklı bir kere. Coğrafyası güzel... Naif, güzel ve mert insanları var. Ayrıca benim erkek arkadaşımın (Burak Sağyaşar) memleketi.

Dila Hanım denince akla hemen Türkan Şoray ile Kadir İnanır gelir. Dolayısıyla izleyicinin beklentisi yüksek, işiniz biraz zor...

- Biz de o filmden kopmuyoruz. Genel akışı çok bozmadan, dinamiklerine sadık kalarak çekiyoruz diziyi.

Hiç mi değişiklik yok?

- Var tabii, sonuçta bizimkisi bir televizyon dizisi... Hikayeyi Dila Hanım olarak başlatmamaya özen gösterdik mesela...

Nasıl başlıyor peki?

- En başta ben Dila Hanım olarak başlamıyorum işe. İdealist bir avukat rolündeyim. Bu avukat, feodal yapıda yetişmiş bir adamla evleniyor. İdealizmle hayata tutunduğu için, bu kültürü ilk zamanlar çok yadırgıyor. Zamanla Dila Hanım olma süreci başlıyor. Ve devamında o malum imkansız aşk doğuyor.

Neden direkt film gibi başlamadınız da böyle bir farklılığa gittiniz?

- Kızın Dila Hanım olma sürecini anlatmak hepimize cazip geldi.

“KÖTÜ YOL” İÇİN DE TEKLİF ALMIŞTIM

Sizi “Karadağlar” ile tanıdık. Şimdi de “Dila Hanım”dasınız. Projeye nasıl dahil oldunuz?

- “Karadağlar”dan sonra Gold Yapım ile görüşmelere başladım. Faruk Turgut bana yapacağı projelerden bahsetti. Gündemlerinde iki proje vardı; “Kötü Yol” ve “Dila Hanım”... İkisi için de defalarca görüştük, çok kafa patlattık. Sonunda “Dila Hanım”da olmama karar verdik. Ama “Kötü Yol” da çok sevdiğim bir hikayeydi.

“Dila Hanım”ı çekmek büyük sorumluluk...

- Doğru, bilinen ve bu kadar çok sevilen bir işi yeniden çekmeye kalktığımız için sorumluluğumuz iki kat fazla. Hepimiz taşın altına elimizi koyduk. En iyisini yapmak için çok emek harcıyoruz.

Sizce insanlar nasıl karşılayacaklar bu projeyi?

- Ben seveceklerine inanıyorum. Senaryoya, projeye, oyuncu arkadaşlarıma ve yönetmenimize inanıyorum çünkü...

Dila Hanım olabilmek için neler yaptınız? Görüntünüzü değiştirdiniz mi örneğin?

- Ben, bir oyuncunun eğer rol gerektirmiyorsa, örneğin bağımlıyı ya da kilo takıntılı birini oynamıyorsa, görüntüsünü çok fazla değiştirmesine karşıyım. Dolayısıyla fiziki bir değişikliğe gerek duymadım. Sadece Dila Hanım hızması takıyorum, o kadar.

YAŞADIĞIM TEHLİKE YÜZÜNDEN AT BİNMEKTEN KORKUYORDUM

At binme dersleri alıyorsunuz, değil mi?

- Evet, uzun zamandır binicilik dersleri alıyorum. Bu sayede inanılmaz zayıfladım. Kilo vermeye çalışanlar, binicilik dersi alsınlar. Bu kadar inceleceğimi, sıkılaşacağımı tahmin etmezdim.

Kolay mıymış at binmek?

- Kesinlikle hayır. Zaten sette ufak tefek kazalar da geçirdim.

Ama atlardan korkmuyorsunuz artık belli ki... Yanlarında gayet rahatsınız.

- Atlar benim partnerim çünkü, onlarla iyi anlaşmak zorundayım. Bana kızarsa kötü şeyler yapabilir, bunun farkındayım. “Karadağlar”ın çekimlerinde ufak bir tehlike atlatmıştım, o yüzden çok korkuyordum. Ama bu işi yapmak zorunda olduğum için gittim, binicilik dersleri almaya başladım. Başlarda çok zorlandım ama zamanla alıştım.

Sizi hiç beyazperdede görmedik. Neden, teklif mi gelmiyor?

- Evet, hiç sinema filminde rol almadım. Aslında çok istiyorum bunu. Birkaç kez teklif de geldi ama bazılarını zamanlarımız uymadığı, bazılarını da daha önce oynadığım rollerin benzerlere benzediği için kabul etmedim. Her şeyde olmak değil, içime sinen işler yapmak istiyorum.

BURAK’LA İLİŞKİM ÇOK GÜZEL GİDİYOR

Çekimler nedeniyle sevgiliniz Burak Sağyaşar’dan ayrı düştünüz. O “Sudan Bıkmış Balıklar”ın setinde, siz buradasınız.

- Öyle maalesef... Birbirimizin tatil günlerini takip ediyoruz. Bazen o Adana’ya geliyor, bazen ben İstanbul’a gidiyorum. Bir şekilde dengelemeye çalışıyoruz.

Özlem büyük olmalı...

- Tabii ki... Çok alıştık çünkü birbirimize. “Karadağlar”da beraber çalışıyorduk, birlikte çok uzun zaman geçirdik.

Ne kadar zamandır berabersiniz?

- İki yıldır.

Arada hiç ayrılıklar, küslükler olmadı mı?

- Yok, olmadı. Hiç ayrılmadık, hep beraberdik. Çok da güzel gidiyor ilişkimiz. Hiçbir problemimiz yok.

Bu aşk nasıl doğdu, biraz anlatır mısınız?

- Biz o dönem aynı menejerlik şirketine bağlıydık. Bir iki kez ofiste karşılaşmıştık. Meğer Burak beni çok beğeniyormuş (gülüyor). Derken “Karadağlar” dizisi geldi, yolumuz sette kesişti. Çok iyi anlaşıyorduk, sohbetimiz keyifliydi. Aramızda bizim bile tarif edemeyeceğimiz şeyler olmaya başladı. Bir gün hiç beklenmedik bir yerde o bana aşkını ilan etti, ben de ona! O flörtleşmeleri, cilveleri biz “Karadağlar” setinde yaşadık. Aşkımız imkansız değilmiş, karşılıklıymış. Biliyor ki ben onu çok seviyorum, ona yanlış bir şey yapmam. Ben de onun bana sevgisinden eminim, güveniyorum. Aramızda çok güçlü bir bağ var. Birbirimiz için yapamacağımız şey yoktur.
SET BASMAK EN BAŞTA MESLEĞİME HAKARET

Evlilik düşünüyor musunuz?

- Evet, istiyoruz. Bunu dile getiriyoruz ama netleştirdiğimiz bir tarih yok. Planlamasak da her an olabilir.

Kıskançlık krizi geçirip Burak Bey’in dizi setini bastığınız söylendi...

- (Gülüyor) Mümkün mü böyle bir şey Allah aşkına. En başta kendi mesleğime, kendi kariyerime çok büyük hakaret olur. Neden böyle bir şey yapayım?
AŞKINI DOLU DOLU YAŞAYANLARDANIM

Dizi, imkansız bir aşkı konu alıyor. Siz imkansız aşklara inanır mısınız?

- Allah kimsenin başına vermesin. Aşk imkanlı olunca güzel. Bazı insanlar “Aşk imkansız olunca aşk oluyor” der ama ben buna inanmıyorum. Kavuşup da mutlu olabilen, aşklarını dolu dolu yaşayabilen insanlar var. Onlardan biri de benim (gülüyor)...

Birçok kişiye göre aşk demek, acı çekmek demek...

- Ben öyle düşünen insanların yardım alması gerektiğini düşünüyorum. Aşk, acı çekmek değil, güzellikleri, mutluluğu, sevgiyi, hayatı, her şeyi paylaşmaktır.
​
 

140920120947211074648_2.jpg



Gökçe Bahadır, Kanal D’nin yeni sezondaki flaş dizisi “Kayıp Şehir”le ekrana dönüyor. Genç oyuncu, yayın hayatına bu akşam başlayacak dizide geçim kaynağı erkekler olan ‘Aysel’ rolünü üstlendi.



“Kayıp Şehir” başlıyor. Siz dizide Aysel’i canlandırıyorsunuz. Nasıl biri Aysel, bize biraz onu anlatır mısınız?


- Aysel, daha çok küçük yaşlarda hayattan darbe almış, tabiri caizse hayatın sillesini yemiş. Buna rağmen güçlü, ayakları yere sağlam basan, harbi, delikanlı, yeri geldiğinde de biraz bıçkın bir kadın. Yaşadıklarından dolayı sürekli hayata karşı bir savunma durumunda. Kalkanları var. Aynı zamanda da vicdanlı, merhametli, kocaman yüreği olan biri Aysel. Zor durumda olanlara yardım etmek istiyor, onlar için üzülüyor. Bir tarafı gülerken bir tarafı ağlıyor aslında. Erkeklerle kurduğu ilişkiden para kazanıyor. Erkeklerin hayatına girip oları yok eden bir tarafı da var. Ta ki hayatında bir kırılma noktası yaşayana kadar.

Nedir o kırılma noktası?

- O da sürpriz olsun. Renkli bir karakter diyebiliriz Aysel için.

Peki hangi tarafı daha baskın?

- Merhametli, vicdanlı ve iyi tarafını daha az gösteriyor. Sert, ağzına geleni söyleyen, kızdığında gözü hiçbir şey görmeyen yönünü daha fazla göreceğiz. Zarar göreceğini bildiği için naif tarafını her zaman göstermek istemiyor.


İKİ ERKEK ARASINDA

Aysel dizide iki erkeğin arasında kalıyor sanırım...

- Evet, etrafında iki adam var. Biri Uğur Polat’ın canlandırdığı Ethem, diğeri de İlker Kaleli’nin oynadığı İrfan... Ethem, Aysel’in hayatına çok önceden giren bir adam. İrfan’sa henüz yeni. Ethem de doğal olarak bunu kabullenmiyor. Dolayısıyla aralarında bir çatışma söz konusu olacak.

Ethem’le Aysel arasında nasıl bir ilişki var?

- Aralarında aşktan öte bir tutku var. Ama hayat ikisini de başka yönlere götürmüş. Ethem pis işlere bulaşmış. Aysel de biraz öyle. Ethem’e karşı çok tutkulu ama bir yandan da çok kızgın Aysel.

Neden?

- Zamanında karıştığı pis işler yüzünden. Aysel bu yüzden Ethem’i bırakıp gidiyor. Ama dediğim gibi aralarında hâlâ bir tutku var. Bir vazgeçememe durumu. Hani hayatında bazı adamlar vardır, pistir, işe yaramaz bilirsin ama ona karşı bir zaafın vardır, ne zaman çağırsa gidersin. İşte Ethem de öyle biri.

KARAKTERİN HİÇBİR TARAFI BANA UYMUYOR

İlk defa böyle iddialı bir rolle seyirci karşısına çıkıyorsunuz. Karakteri canlandırırken neler hissediyorsunuz?

- Benim mesleğim oyunculuk ve tabii ki beni cezbeden şey, bana hiç benzemeyen karakterler canlandırmak. Aysel benim oyunculuk hayatımda bu anlamda ‘top’ olacak sanıyorum. Çünkü karakteri hiçbir yerinden yakalayamıyorum, hiçbir tarafı bana uymuyor.

Vicdanlı tarafı?

- Hah, orada bir benzerliğimiz var. Bir de ben de onun gibi haksızlığa hiç gelemem. Ama bunların dışında benden çok farklı bir kadın. Birbirimize çok uzağız. Mesela o yeri geldiğinde küfür de eder, bense hiç etmem. Beni en çok zorlayan şeylerden biri de bu zaten, çünkü nasıl küfredilir bilmiyorum. Çok garip geliyor. Ama garip bir şekilde, kostümlerini giydiğim anda Aysel oluveriyorum. Hiç böyle olacağını tahmin etmemiştim.

Yani tahmin ettiğinizden daha mı kolay oldu karakteri ortaya çıkarmak?

- Aynen öyle oldu. Daha zor olacağını düşünmüştüm.

AYSEL, DİŞİ OLMAK İÇİN ÇABA SARF ETMİYOR

Aynı zamanda ilk kez dişiliğiniz bu kadar ön planda...

- Benim şimdiye kadar hep arka plana attığım bir şeydi. Özellikle “Yaprak Dökümü” dizisinde oynadığım Leyla karakterinde. O, kendine güvensiz ve içine kapanık bir karakterdi. Dolayısıyla ben de içime kapandım ve kendimi göstermedim. Aysel ise daha dışa dönük, kendine güvenen, ayakları yere sağlam basan bir kadın olduğu için dişiliği de ön planda. Onun en sevdiğim yönlerinden biri de dişi olmak için çaba sarf etmeyişi. Özünde neyse o. “Şöyle oturayım, bacağımı da şöyle koyayım” diye düşünmüyor. Onun için erkeklerin hem rüyası hem de kâbusu diyebilirim.

Saçlarınız kısaydı. Rol için mi uzattırdınız?

- Evet, rol için çıt çıt takıldı.

Uğur Polat’la oynamak nasıl diye sorsam?

- Çok ama çok güzel. Daha önce onunla hiç oynamamıştım ve şimdi kendimi çok şanslı hissediyorum. Ethem rolünü kimin canlandıracağını merak ediyordum, Uğur olunca çok sevindim. Çok profesyonel ve çok iyi bir oyuncu. Onu izleme fırsatı buluyorum. Onunla beraber ben de yetişiyorum sanki. Kendisine bunları söylememiştim, sizin aracılığınızla iletmiş olayım. (Gülüyor)

AYSEL GİBİ BİR KADIN SEZEN AKSU DİNLER

Karşınıza Aysel gibi bir kadın çıksa ne yaparsınız, ne düşünürsünüz onun hakkında?

- Ben bayılırım vallahi. Böyle derin hayatlar çok ilgimi çeker benim. Aysel gibi bir kadınla karşılaşsam oturup saatlerce sohbet etmek isterim.

Ne sorarsınız ona?

- Bana hayatını anlatmasını isterim. Neler hissettiğini, hayata nasıl baktığını, dünyayı nasıl gördüğünü merak ederim. Keşke karaktere çalışırken böyle biriyle karşılaşsaydım...

Nasıl çalıştınız karaktere?

- Filmler izledim. 60’lı yıllara ait yabancı filmler... Aslında çok fazla da birilerinden etkilenmek istemedim. Benim yarattığım bir karakter olsun istedim. Tek yaptığım şey, Aysel’i düşünmek ve bedensel olarak biraz çalışmak oldu.

Aysel gibi bir kadın hangi sanatçıları dinler sizce?

- Bence Sezen Aksu dinler. “Kayıp Şehir”in şarkısını da Sezen Aksu söylüyor zaten. Arabesk de dinler tabii...

SİNEMA TADINDA

Arka sokaklardaki travestiler, hayat kadınları, çeteler, Çingeneler... Bunlar başka dizilerde hep dekor olarak, ikinci planda gösterildi. “Kayıp Şehir” ise bu tutunamamış insanların hikâyesini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serecek. Yönetmenimiz Cevdet Mercan sinematadında bir iş çıkarıyor. Çok sağlam bir senaryo ekibimiz var ve çok yetenekli oyuncularla çalışıyoruz...

YAŞANDI VE BİTTİ

Sizi iyi gördüm. Boşanma sürecinde yaşanan o can sıkıntıları atlattınız artık sanırım.

- Tabii... Geçmiş geçmişte kaldı. Yaşanan her şey insana bir şeyler öğretiyor. Hayatına giren herkes, sana çok şey katıyor. Tabii ki ben de çok şey öğrendim. Ama artık çok fazla konuşmak istemiyorum. Yaşandı ve bitti. Başka bir hayatım var.

​
 
140920120942221070250_2.jpg


Milliyet Cadde yazarı Ali Eyüboğlu, bugünkü yazısında “Reytingde Şike İddianamesini” kaleme aldı.


“Televizyon dünyasının Aralık 2011’den bu yana merakla beklediği ‘Reytingte Şike’ iddianamesi nihayet belli oldu. 48 sayfalık iddianamede 14 ‘şüpheli’ var. Peki neydi bu operasyon?

Hatırlarsanız Aralık 2011’de polis, büyük yankı uyandıran bir operasyon yapmıştı. Polisin baskın yaptığı yerler arasında televizyon dünyasının önde gelen yapım şirketleri Ay Yapım, Medyapım, Tims ve TMC de vardı. Polis, ‘Kuzey Güney’, ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’, ‘Yaprak Dökümü’, ‘Ezel’, ‘Muhteşem Yüzyıl’ ve ‘Adını Feriha Koydum’ gibi dizileri çeken bu şirketlerin deneklere para ve hediye vererek reytingleri manipüle ettiği iddiasıyla yapmıştı bu baskını.
Açıklanan iddianamede ne bu şirketlerin reytinglerde manipülasyon yaptığına dair tek satır var ne de sanık-şüpheli olarak adları...
O dönem ortaya atılan iddiaların, yazılanların hepsi ‘yalan’ oldu! ‘Reytingte Şike’ iddianamesinde Ay Yapım, Medyapım, Tims ve TMC’ye yönelik suçlama yok, ama aralarında denetçi Uğur Çağlı’nın da bulunduğu 14 kişi ve AGB’ye reyting ölçüm sistemi hakkında ciddi iddialar var.

NEREYİ TUTSAN ELİNDE KALIYOR

İddianamede reyting ölçüm sistemine dair öyle iddialar var ki, biri bile doğru çıkarsa AGB Nielsen’in yıllarca kamuoyunu yanılttığı anlamına gelir bu. İşte savcının dile
getirdiği o iddialardan 10’u:

1. AGB Nielsen’in panel sayısı kamuoyuna hep 2 bin 500 olarak duyuruldu ama şirket hiçbir zaman bu sayıya ulaşmadı. TÜİK’in tespitine göre AGB, il ve ilçe bazında da talep edilen sayının çok altında kaldı.
2. TİAK, AGB Nielsen’i denetlemek üzere Uğur Çağlı’yla anlaştı ama sözleşmede denetçinin parasını AGB Nielsen’in ödeyeceği yazılı. Denetimin şeklen yapılması demek bu.
3. Bazı illerdeki panel sayısının, olması gereken hane sayısının iki katı olduğu ortaya çıktı.
4. Her yıl mevcut deneklerin yüzde 20’sinin değiştirilmesiyle, panelin her beş yılda bir yenilenmesi gerekirken, buna uyulmayarak bazı haneler gereğinden fazla sistemde kaldı.
5. Panelin illere göre merkez ve ilçeler düzeyinde dağılımı incelendiğinde bazı bölgelerde olması gereken illerin olmadığı farklı, illerin bir arada değerlendirildiği anlaşıldı.
6. AGB Nielsen, Sosyo Ekonomik Statü (SES) düzeyi belli olmayan haneleri panele dâhil etti.
7. AGB Nielsen ayrıca 2009-2011 arasındaki aktif 1177 panel haneden 274’ünde yani yüzde 23,27’sinde sosyal statü değişikliği yaptı.
8. Aynı şekilde 18.02.2009-26.04.2009 tarihleri arasında panel hanelerden 530’unun sosyal statüsünün değiştiği görüldü. Sosyal statüde bu kadar kısa sürede bu kadar büyük bir değişiklik olması beklenemez. 100646 ve 9610143 panel numaralı hanelerin 2009 yılındaki sosyal statüsü A/B iken 2010 ve 2011 yıllarındaki statüsü D oldu.
9. Bir hanede eğitim seviyesiyle sosyal statü doğru orantılıdır. Eğitim seviyesi arttıkça sosyal statünün yükselmesi, eğitim seviyesi azaldıkça sosyal statünün düşmesi beklenir. Ama incelendiğinde eğitim seviyesi artan bazı hanelerin sosyal statüsünün düştüğünü, eğitim seviyesi azalan bazı hanelerinse sosyal statüsünün yükseldiği görülmüştür ki, bu da sosyal statü hesaplamalarında hata yapıldığını göstermektedir.
10. TİAK A.Ş. denetçilerinin 13.12.2011 tarihli raporu, 1000 TL geliri bulunan hanenin A/B grubuna kayıtlı olduğunu ortaya çıkardı.
Şayet doğruysa her biri başlıbaşına skandal.
“Neresini tutsan elinde kalıyor” denir ya, iddianameye göre AGB Nielsen’in reyting ölçümleri de öyle... Panel sayısı hiçbir zaman açıklandığı sayıya ulaşmamış. ‘Sosyal Statü’lerin hiçbiri bilimsel değil. Çünkü ne TİAK üzerine düşeni yapmış, ne de denetçi! Hal böyle olunca AGB Nielsen’in yönetenler, takılmış kafasına göre. Yazık değil mi şimdi yıllarca ‘reytingi düşük’ diye yayından kaldırılan yapımlara ve o yüzden mağdur olanlara? Yuh olsun emek hırsızlığı yapanlara...”






​
 
Geri