-
- Katılım
- 9 Ocak 2010
-
- Mesajlar
- 40.438
-
- Tepkime puanı
- 17.220
-
- ForumSAL Yaşı:
- 16 yıl 9 ay
- Kıdem:
- Forumun Hafızası
-
- Konum
- Diyarbakır
-
- Web sitesi
- turbofilmizle.org
Birkaç kişinin yanlışının tüm partiye mal edilemeyeceğini savunan ve şüpheliler hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gereken iradeyi göstereceğini vurgulayan Saral, geciken açıklamalar üzerinden ekonomi bürokrasisini de eleştirdi. Yaratılan ‘bilgi boşluğunun’ kendini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılamayacağının altını çizen Saral, “Süreç kime uzanırsa uzansın devlet gereğini yapacak” mesajını verdi.
AKP’li isimler ile iktidara yakın medya arasında ‘fon krizi’ üzerinden yürütülen “dış güçler ve darbe girişimi” polemiğine Cumhurbaşkanlığı’ndan uyarı geldi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, krizin arkasında yabancı istihbarat servislerinin olduğunu öne sürenlerin MİT’i zan altında bıraktığını belirterek, sessiz kalmakla eleştirdiği Hazine ve Maliye Bakanlığı’na “bilgi boşluğu yaratmayın, kamuoyunu aydınlatın” çağrısı yaptı.
Fon kriziyle ilgili soruşturma süreci devam ederken, krizin arkasında yabancı istihbarat servislerinin ve “dış güçler”in olduğu yönündeki iddialar AKP içerisinde tartışma yarattı
AKP’li Şamil Tayyar’ın iddialara ilişkin, “Fon krizinin arkasında ABD varmış, İsrail varmış. Hükümete darbe planıymış. Bunları geçin, milletin aklıyla alay etmeyin” şeklindeki çıkışı, Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu’nun sert tepkisini çekti. Karahasanoğlu, köşesinden Tayyar’ı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dış güçler” söylemiyle alay etmekle ve onu devirmeye çalışmakla suçladı.
Tayyar ise Karahasanoğlu’na alaycı bir dille yanıt vererek, “Akit’in bilge yazarı Ali Karahasanoğlu da topa girdiğine göre pes ediyorum. 2.17 milyar liralık işlemi hanımefendinin haberi olmadan dış güçler yaptı. Fon soruşturmasındaki 217 şüpheli son gece Türkiye’ye gizlice sokuldular. Mevzu benim için kapanmıştır” ifadelerini kullandı.
Tartışmaya dahil olan Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal da bugünkü yazısında krizin arkasında yabancı istihbarat örgütlerinin olmadığını savundu. Ünal, “Başından sonuna kadar her şey doğal. İç ya da dış mihraklar yok. Bu bir darbe girişimi de değil. Ama bu sel durdurulmazsa, işte o zaman bir darbe girişimine dönüşebilir” diyerek hükümeti uyardı.
Saral’dan ‘MİT’ çıkışı: Süreci sulandırmayın
İktidar cephesinde büyüyen bu polemiğin ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, sosyal medya hesabından yedi maddelik bir açıklama yayımladı. Süreci sulandıracak ve zihinleri bulandıracak açıklamalara son verilmesini isteyen Saral, “dış güçler” teorisine şu sözlerle tepki gösterdi:“Bir taraf meseleyi ‘dış güçler’ söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır.”
Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ‘bilgi boşluğu’ eleştirisi
AKP içindeki isimlerin yanlışlarının tüm partiye mal edilemeyeceğini ve şüpheliler hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gereken iradeyi göstereceğini vurgulayan Saral, bürokratlara da seslendi. Resmî kurumların sessizliğini ve geciken açıklamaları eleştiren Saral, şu uyarıları yaptı:“Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun ‘Yönetimde ben olsam çözerim’ diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez.”
Saral, devletin kurumlarının kendi işini yapması gerektiğini belirterek, sürecin kime uzanırsa uzansın aydınlatılacağı mesajını verdi.
Saral’ın açıklamasının tamamı şu şekilde;
“Yaşanılan fon krizi ile alakalı süreci sulandırmaya, zihinleri bulandırmaya ve piyasaları belirsizliğe sürükleyecek açıklamalara artık son verilmelidir. Böylesine ciddi bir süreçte herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, kamuoyunun güvenini zedeleyecek söylemlerden uzak durmalıdır.
Bir taraf meseleyi “dış güçler” söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır.
AK Parti, milyonlarca insanın emek verdiği büyük bir siyasi harekettir. Bu büyük yapı içerisinde art niyetli davranan, kişisel çıkar peşinde koşan kim varsa Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar olduğu gibi gereken iradeyi ortaya koyacaktır.
Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmaları kendi işini yapsın. Hiç kimse soruşturmanın yerine geçerek hüküm vermesin; hiç kimse de süreci kendi siyasi hesabına alet etmesin.
Ancak bununla birlikte süreç mutlaka şeffaf yürütülmelidir. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır.
Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun “Yönetimde ben olsam çözerim” diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez.
Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Çünkü mesele yalnızca siyasi bir tartışma değil; vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete olan güven meselesidir!”