-
- Katılım
- 2 Eylül 2017
-
- Mesajlar
- 524
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- ForumSAL Yaşı:
- 9 yıl 1 ay
- Kıdem:
- Demirbaş
-
- Yaş
- 46
Erdoğan'dan Danıştay Savcısına: Sen Kimsin ya
Erdoğan: : “Buna mani bir durum yok. Milletvekili adayı olmalarına da mani bir durum yok. Merve Kavakçı’ya yapılan yasal değildir. Anayasamızda başörtüsünü yasaklayan bir düzenleme yok. Anayasayla gelmeyen yasak, anayasayla korunamaz.”
1) Turgut Özal Hükümeti Danıştay engelini aşamayıp, türban sorununu yasayla çözmeye karar verince 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası’na ek 16. madde konulmuştur. Maddede, yükseköğretim kurumlarında “Dini inanç nedeniyle boyun ve saçların başörtüsü ya da türbanla örtülmesi serbesttir” düzenlemesine yer verilmiştir.
AYM bu kuralı, Anayasa’nın laiklik, demokratiklik, hukuk devleti, ulusal birlik ve eşitlik ilkelerine, yani “Anayasa’ya aykırı bulunarak” 1989 yılında iptal edilmiştir. (K.1989/12)
2) Bunun üzerine, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası’na ek 17. madde eklenerek, “Yasalara aykırı olmamak kaydıyla yükseköğretimde kılık kıyafet serbesttir” düzenlemesi yapılmıştır. Kuşkusuz anlamsız gibi görünen bu madde ile güdülen amaç, bir söz oyunuyla, türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasının sağlanmasıdır.
Ne var ki Anayasa Mahkemesi bu oyuna gelmemiş açılan dava üzerine, 1991 yılında;
- “Kanunlara aykırı olmama” koşulundaki “kanunlar” sözcüğünün “Anayasa”yı da kapsadığını,
- Anayasa Mahkemesi’nin 1989 yılında verdiği kararında, yükseköğretimde türbanın Anayasa’ya aykırı olduğunun kabul edildiğini; yani türbanın anayasal kurallar tarafından yasaklandığını,
- Dolayısıyla ek 17. maddedeki “kanunlara aykırı olmamak” koşulunun, bırakın serbest bırakmayı, tam tersine yükseköğretimde türban yasağını sürdürdüğünü,
Karara bağlamıştır. (K.1991/8)
Bu karar, “yükseköğretim kurumlarında türbanı yasaklayan bir yasa kuralı yok” yalanına en güzel yanıttır. Çünkü Anayasa Mahkemesi’ne göre, bırakınız yasayı, türbanı Anayasa yasaklamaktadır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da, bu karardan sonra, 1996 yılında, önüne gelen bir dava nedeniyle hukuksal durumu yorumlamış; Anayasa’nın başlangıcı, 2, 42, 174. maddeleri ve Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdaki kararlarına dayanarak, “Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan”, boyun ve saçların başörtüsü ve türbanla kapatılmasının, “kılık kıyafet serbestisi dışında olduğuna” karar vermiştir.
3) Bu nedenle “Anayasal yasak” sürmektedir. Esasen yasak sürmese, yükseköğretimde türbanı serbest bırakmak için 2008 yılında Anayasa'nın 10 ve 42. maddeleri değiştirilip, özellikle 42. maddeye “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğretim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez” kuralı konulmazdı.
Bilindiği gibi bu kural da, AYM’nce aynı yıl içinde, Anayasa'nın değiştirilemez laiklik ilkesini zedeleyici bulunarak iptal edilmiştir. (K.2008/116)
Yani AYM bir kez daha, siyasal İslam'ın simgesi olarak gördüğü türbanın yükseköğretimde yasak olduğunu tescil ve ilan etmiştir.
4) Öte yandan, AYM, Refah ve Fazilet partilerinin kapatılmasına ilişkin kararlarında, (sırasıyla 1998/1 ve 2001/2 sayılı kararlar)
- Partilerin, yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin başörtüsü kullanmalarını destekleyen davranışlarını,
- Siyasal bir simge olan türbanın, eylemli bir durum yaratılarak TBMM’ne taşıma girişimini,
laiklik ilkesine aykırı bularak kapatma nedeni saymıştır.
5) Yine AYM, kapatma davasında, AKP’nin “laik ve demokratik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğuna” hükmederken, delil niteliğinde gördüğü türban konusundaki eylemlere yoğun biçimde dayanmıştır. Bu konu bir sonraki yazıda ele alınacaktır.
6) Son olarak, çok önemli gördüğümüz için belirtmek gerekir ki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de, öğrencilerin dinsel inançlarını açığa vurma özgürlükleri ile dinsel simgelerin ve törenlerin sergilenmesinin sınırlandırılabileceğini; türban yasağının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve inanç özgürlüğü ile eğitim alma hakkına ilişkin düzenlemelerine aykırı olmadığını; tersine demokrasi ilkesi yönünden başkalarının hak ve özgürlükleri ile kamu düzeninin korunması amacıyla getirilen bu yasağın meşru olduğunu karara bağlamıştır.
Bütün bunlardan sonra, “Türban yasağı yok” söylemine inanmak olanaklı mıdır?
Hukuksuzluğun diz boyu olduğu; dinin siyasete bunca alet edildiği; Anayasa’nın, AYM kararlarının, hukuk devleti ilkesinin yok sayıldığı günümüz ortamında, “içimizin acısı” her geçen gün katlanarak artmaktadır.
Bülent Serim
https://odatv.com/iste-6-maddede-tur...303131200.html